Aleksandr Sergeyeviç Puşkin’den “çingeneler” şiiri
Çingeneler gürültülü yığınlarıyla
Besarabya kırlarında göç ediyorlar.
Bugün bir su yamacında obalarıyla
Onlar harap çergelerde geceliyorlar.
Özgürlük gibi, konakları sevinç dolu
Ve barışçıl uykuları gökler altında;
Yarım asılı kilimlerle örtülü
Arabaların tekerleri arasında
Yanıyor ateş. Bir aile ocağın yanında
Akşam aşını pişiriyor. Yüzünde çayırın
Otlanıyor atlar. Çergenin ardında
Açıkta yatıyor evcil bir ayı.
Bir ufka vardık ki artık
Yalnız değiliz sevgilim.
Gerçi gece uzun,
Gece karanlık
Ama bütün korkulardan uzak.
Bir sevdadır böylesine yaşamak,
Tek başına
Ölüme bir soluk kala,
Tek başına
Zindanda yatarken bile,
Asla yalnız kalmamak.
Gün ışığını yitirip, geceye teslim olduğu anlarda, ay geceye inat aydınlıklar doğurur, dans eder yıldızlar…Hayatta böyle değil midir? Gecelere inat güneş doğurmak gibi ve hayatın orta yerinden akıp giden Munzur suyunun asiliği, köylülüğü, asilliğini taşırlar bedenlerinde gecelere inat güneşler doğurmak için ve yansıtırlar halaylarına bu yaşamı sert vururlar toprağın alnına her adımda bir duygu sahnelenir…