Anasayfa Anasayfa

Sayfa 5 / 23« İlk...«34567»...Son »

‘gümüşî’ Kategorisi için Arşiv

Deklanşör


Elif Eser

 

Deklanşöre basıyorum. Klik. Bir martı yakalanıyor kareye, Fotoğraf0004bir tekne, bir serçe ağzında kırıntı, bir çocuk en masumane gülüşüyle tertemiz ve bir kedi yalnız, vakur…

Fotoğrafın çekenle çekilen arasındaki ilişiği bir anlık… Hayat gibi. Klik. Belki de bu yüzden her şeyi, her şeyi alabildiğimce karelere sığdırmaya çalışıyorum. Gülümsüyorum; çam kokularını, denizin iyodunu içime çekerek “iyi ama, sizi sığdıramam ki bir küçük kareye. Bu çocuk kahkahasını, bu martı çığlığını, bu ızgaradan yayılan mis gibi balık kokusunu bir de rokayı, bir de rakıyı… Hangi kare betimleyebilir kokunun ayrıcalığını?” Naif, sessiz, utangaç kendime kalanlara sarılıyorum.

 

Yazının tamamını okuyun »

Bir Asi’den, İsa’ya..


İsa Batumlu

 

attendre-les-transports-en-commun“Yaş otuz beş yolun yarısı eder..” demiş ya  Şair Cahit Sıtkı Tarancı..Tam 14 yıl olmuş otuzbeşi geçeli.
“Ortada kuyu var yandan geç”  demek geliyor içimden..

Dünyanın en karışık coğrafyasında yeralan en yalnız  ülkesinin ,en karışık dönemlerinde şekillenmiş bir gençlikten arta kalan ne varsa, hangi bilinmeyenlere gebe olduğu belli olmayan sisli  bir şafak vakti, ıssız bir limandan yelken açan sonsuzluğun gemisine bindi ve gitti..

“Gördüğü en uzun boylu beklenti:
Zaman..
Sıfırlanamayacak kadar erken.

“Önce; kalbi şişman genç,
Sonra ;aklı tıknaz ortayaşlı ..

 

 

Yazının tamamını okuyun »

Şair olsam


Şerife Karaçayır Mutlu

Şair olsam

“Şiirin hasınıpic00039ou5
 
Ayak seslerinden
 
Tanısam,
 
Bir köy türküsünde”
 
Kızarsa yanaklarım,
 
Yemeni oyalarına,
 
Nakış olsam

 

Yazının tamamını okuyun »

İsim Gerekmez Gününüz Kutlu Olsun…


Sevtap Özkahraman

billes-objets-art-digitalMisketlerimi ütenler, kurşun askerlerini kırdıklarım…
 
Kedimin canını yakanlar,  kuşlarını özgür bıraktıklarım…
 
Kan karıştırıp kardeş olduklarım, bir ünite kan için yalvardıklarım…
 
Bisikletten yuvarlandığımda yaralanan dizlerime tükürüğünü merhem yapanlar,
kurşun yarasına gözyaşımı bastıklarım…

Yazının tamamını okuyun »

Ova


Zelin Artuğ


4244205542_4056070eebYemyeşil bir ovada, yumuşacık çimenlerin üzerinde yürüyordu. Sepetinin sapını sımsıkı kavramış, mantar topluyordu. Her yağmurdan sonra çayır, mantarla dolardı. “Bak bu ortası beyaz olanları almayacaksın, bunlara köpek mantarı derler, bunlar zehirlidir” demişti annesi. “Şu, içi pembe mantarlardan topla, bunlara içi kızıl, derler.”

Pembeyle tanışıklığı yeni değildi. Kenan Reis’in ağlarına takılan balıklardan en çok akşam kızıllığında pembe pullarıyla ışıl ışıl parlayan mercan balıklarını severdi. Mis gibi yosun kokardı, deniz kokardı ışıltılı pembe!

 

Yazının tamamını okuyun »

Yağmur


Nazan Kutlu (güzaltı)

 anim_pfs_pluieb

Çiçekli bahçem…

İki gündür ağlıyor sanki bu şehir…

Dört gözle  baktım bizim için, yağan yağmura…

Şehir, her çeşit ağladı.

Tırnak kenarları, hayat karası bir işçi mağrurluğuyla…

 

Yazının tamamını okuyun »

Kayısı ağacı


Şerife Karaçayır Mutlu

 

kayisi2

 

20. yüzyılın kaybolan erdemleri arasında, cömertlik de baş sırada yerini aldı. Buna bahçemdeki Kayısı Ağacı çok üzüldü, kalemimden insanlığa bir e-mail gönderdi. Bu Kayısı Ağacı geçen yıl bahçemize küçücük bir dal geldi, bu yıl boyundan büyük meyveler verdi, cömertlikte tez canıyla, hayretime ilham verdi. Bu şiirimle Kayısı Ağacı’ndan, insanlığa  e-mail!..
 

Yazının tamamını okuyun »

“küçük işler”e yazı…


Yucel Evren

2İç Konuşma!..

kucukislere yazı?..

yazacak!..
 
Aşağıda!..
 
Sağol !.. ne demek ?..

Öğrettiler herkese..

“Sağol deme!..” diye!..

 

Yazının tamamını okuyun »

Yüreğe düşen meteor şiir


Şerife Karaçayır Mutlu

 

2349755476_6cedf2e0e9Görsel vizyonlarla yaşanan bu dış dünyanın amacı; aslolan içsel yolculuğumuzdaki yaptığımız keşifler, yarattığımız simya ve değişimdir. Önemli olan içimizde olanlardır. Her an hücrelerimizde  olan yıkım ve yapımlar, ruhumuzda da olmakta, kimbilir her saniye kaç güneş kaç supernova patlamakta kainatımızda?..  Dünyanın dönüşündeki gürültüyü iyi ki de duymadığımız gibi, kainatımızın her saniye olan kıyametinin son halkaları, son dalgaları kalemimize yüreğimize şiirle dokunur. İç kıyametlerimizin kıyıya vuran parçalarıdır şiir.

Yazıyorsak şanslıyız, şöyle ki; artçı depremler nasıl ana depremi hafifletiyorsa, şiirde bizim artçı sarsıntılarımızdır. Duygu dünyamızın ana sarsıntılarını hafifletir. Şiir olarak kıyıya vurur. İç dünyamızla aramızda bir habercidir, ruhun bize gönderdiği mesajlardır. Duyular ötesi alglarımızın gelişimini şiirin kapısından girerek sağlarız. İçsel zenginliğimizi ya da yoksulluğumuzu onunla görürüz. Kendinizi şiir yazmaya aday gördüğünüzde, şiirin sınamalarından geçersiniz. Aynen bir dağ zirvesini dağcıya isterse gösterdiği gibi, şiir de yaptığı sınamalarla sizi kabul ya da reddeder.

 

Yazının tamamını okuyun »

Kuşçu teyze


Sibel Dinç

2226277490_8897d0fb90 

Ben ona, “kuşçu teyze” diyordum içimden, “senin hikayen ne?”..

İzmir saat kulesinin çevresindeki banklara oturup çevreyi seyrederken, gözüm hep ona takılırdı.

Meydanın bir köşesinde, plastik taburesinin üzerinde iki büklüm oturmuş, önündeki el kadar tezgahın üzerinde duran kuş yemlerini satan/satmaya çalışan o yaşlı kadın..  Sıra sıra dizili, minik kırmızı kaplara koyulmuş kuş yemleri..

 

Yazının tamamını okuyun »