Anasayfa Anasayfa

Sayfa 4 / 23« İlk...«23456»...Son »

‘gümüşî’ Kategorisi için Arşiv

Moha Souag ve dilin gücü


Zelin Artuğ

 Boudenib-moha-souag

Emperyalistlerce geri bırakılmış ülkelerin en büyük umudu, o ülkenin aydınlarıdır. Global bir emek sömürüsü karşısında dünyanın bütün emekçileri birleşmeli diyorsak, öncelikle üçüncü dünya ülkelerini, onların sorunlarını, kültürlerini, toplumsal yapılarını, aydınlarını tanımalıyız.

Çünkü düşman yalnızca dışarıda değil; nifak tohumları saçıp, nifak fidanları büyüten gerici çevrelerde de yuvalanmış durumda!

Yazının tamamını okuyun »

Uzar sözcükler bir müddet sonra


Yucel Evren

Önemsemedin?..2591817477_1
Şimdi fark ettin…
Ne demeli?.. Diyemezsin.!..
Dememeliyim!..
İçtensin!..
Öyle bilmeliyim…
Tertemizsin!..
bir çok ayrıntıyı görmeliydin…
göremedin!…
Çok sözleri söylemek isterdin..
Söyleyemedin…
bilmemeni.. bildim..
bilmek istemedim!..

Yazının tamamını okuyun »

Sen seç


Şerife Karaçayır Mutlu

1

 

 

 

Kısa metrajlı

Bir filmdir

 

Yazının tamamını okuyun »

İstanbul’da çalınmış bir özgürlük…


Elif Eser

 

FENTRE~1Bundan on beş yıl önce, büyümeye pek hevesli bir çocukmuş henüz. Sonradan başına geleceklerden habersiz, boyundan ve yaşından büyük; ‘kimsenin baskısı ve etkisi altında kalmadan, kendi rızası ile’ atılmış bir zorlu maceraya. Masallar her zaman “bir varmış bir yokmuş” diye başlar sanıyormuş ve hep mutlu sonla bittiğine inanıyormuş fakat yanıldığını anlamış kısa zamanda.

‘Çocuktum ufacıktım, top oynadım acıktım’ (*) mısralarını ip atlarken tekrarlarken sokakta, bir el almış onu küçük dünyasından; pencereleri demir parmaklıklı, ‘bahçesinde ebruliii hanımeli’ (**) açmayan, odaları rutubetli bir eve kapatmış. Aylarca tutsak kalmış o evde. Gökyüzünde süzülen kuşlar kadar özgür, bulutlarla saklambaç oynadığı günleri geldikçe aklına, gözlerinden akan yaşları varamazmış farkına.

 

Yazının tamamını okuyun »

Düşler sokağında çay keyfi…


Zelin Artuğ

Bahçeli evlerde geçti çocukluğumuz. Bizim kuşaktan olan çoğumuzun da çocukluğu bahçeli evlerde, bahçesi olmasa908345576_e1177a803a_m bile, doğanın  kucağındaki evlerde geçmiştir. Kan ter içinde kalırdık oynarken. Saklambaç, kovalamaca, köşe kapmaca, elim sende … unuturduk havanın karardığını da acıktığımızı da… Şimdi artık büyükler oynuyorlar bu oyunları.

Büyüklerin günümüzde moda olan en sevdikleri oyun da köşe kapmaca ! Körebe oynayanlar vazgeçtiler artık bu oyundan. Bırak gözleri bağlıyken, gözleri açıkken de yakalayamıyorlar artık ellerinden kaçanı. Saklambaç ve kovalamaca da günümüzün vazgeçilmez  oyunlarından! Ama oyunun kurallarını değiştirmişler biraz. “Ebe” saymaya başladığında kendileri saklanmıyor, yedikleri naneleri saklıyorlar. Kovalamaca ise yine büyükler arasında yaygın bir oyun. Bu oyunların sonu genellikle tatsız bitiyor.

Yazının tamamını okuyun »

Sıkıcı ve Sıradan Bir Günün Bitiminde…


Elif Eser

 

3594869337_4ec7958e61Masamdaki dosyaları toparlıyorum. Bir yandan da sataşmaya devam ediyorum;
- Ya sen deli misin?
- Neden?
- Sabahtan beri benimle uğraşmaya bıkmadın mı?
- Ben seni böyle mızmız, ekşimiş bir suratla görmeye alışık değilim. Hiç yakışmıyor sana.
- Ne yapabilirim sen söyle?
- İşe, aşağı sarkmış dudaklarını yukarı doğru kıvırmakla başlayabilirsin.

Gülümsüyorum;
- Pekâlâ…  Sana söz veriyorum, bu akşam biraz hava alırsam yarına kendimi daha iyi hissedeceğim.
- Gerçekten mi?

 

Yazının tamamını okuyun »

Quasimodo, seni seviyorum!..


Zelin Artuğ

Anadolu ekini, Anadolu toprağından yeşeren uygarlığın başka bir adı, Anadolu düşüncesinin biçimlendirdiği bir yaratı türüdür. Bu türün oluşturucu odağını, kurucu öğelerini düzenleyen, ona bir düşünsel nitelik kazandıran felsefedir. (…) Anadolu ekini denince uygarlığın belli bir kesimi değil bütünü, bu kavram altında toplanan buluşların oluşturduğu birikim anlaşılmalıdır.

  İsmet Zeki Eyuboğlu (Anadolu Ekini, sayı 1, 15 Şubat 1990)

İsmet Zeki Eyuboğlu, [1925-2003] 12 Kasım 2003′te o bilinmeyen karanlığa bir yıldız gibi kaydı. Acı haberi aldığımda yıkıldım. O gün ağzımı bıçak açmadı. Son bir kez onu hasta yatağında görmeye gidecektim, gidemedim, olmadı. Telefonda son sözü: ” Sen gel Kadıköy’e kadar, bizimkiler alır seni oradan… gel kızım,  seni göreceğim geldi..” olmuştu. Gelemedim İsmet abi, bağışla beni! Dershanenin birinde  birçok dershane öğretmeni gibi “taş kırma işi” yapıyordum.  İsmet Zeki Eyuboğlu’ nun adından, eserlerinden habersiz dershane patronlarının emrinde köle gibi çalışıyordum.  Şimdiki aklım olsa, dayattıkları karşılıksız etüt derslerinde enerjimi tüketmez, izin mizin de almadan kuş olur, uçar gelirdim yanına. Sonra kovulursam kovulayım, zaten para da ödemiyorlardı çalışanlarına !   Yazının tamamını okuyun »

Üçüncü Evre…


Elif Eser

 …

angela1_1“Bu kadar mı?”
“Evet bu kadar.”
“Sana inanmıyorum! Gözlerimin içine bak ve söyle!”

Gözlerinin içine bakarak ve tane tane her kelimenin üzerine bastırarak;

“Gözlerin artık gözlerime değmesin!”

Yazının tamamını okuyun »

Anın avcıları…


Şerife Karaçayır Mutlu

 ceylan7

“Gez,göz arpacık
buluştu tavşanın
yüreğinde,
çığlık dondu
zamanın karesinde,

 

Yazının tamamını okuyun »

Yaredir yüreğime eski sevgili


Aynur Akkaya

Bilir misiniz ? Gün içinde neyi yaşayacağınızı , sabah uyandığınızda Pauseaçtığınız pencereden aydınlanan gün haber verir.
30 Mart Salı.

Hava , sabah rüzgarlı, biraz da ayazdı. Belki yağmur yağacaktı. Yağmur ise sevdiğimdi. Şemsiyesiz yakalanmak neşesiydi.

Nasılsa ıslanacaktım. Hatta öyle olmasını diliyordum.

Kıştan kalma bir bahar vardı dışarıda ve bahar da eli kulağında şakasını yapacaktı birkaç gün sonra.

Su yeşili bir etek ve üzerinde ince bir merserize giyindim, tam teşekküllü makyajımı da yaptım. Kulaklarıma küpemi, boynuma kolyemi de taktım. Kendimden memnun edayla aynanın karşısında bir sağa bir sola dönüm kendime baktım. Boynuma mat pembe uzun fularımı taktım hani artık konsept oldu, fuları atkı gibi bağlamak, öylede bağladım. Askıdan fuşya kabanımı da aldım ve siyah çizmelerimi de giyindim. Deri ceketimi giysem acaba diye de geçirdim içimden.

Vazgeçtim neden sonra.

 

Yazının tamamını okuyun »