Elbette olur…
Elif Eser

Sen, Kristalin ardından kırılan ışığa bakar gibi
Baktığında bana
Renkler gördüğünü sanıyorsun
Yeşil-mavi-sarı-kırmızı-mor

Sen, Kristalin ardından kırılan ışığa bakar gibi
Baktığında bana
Renkler gördüğünü sanıyorsun
Yeşil-mavi-sarı-kırmızı-mor

Biz biliyorduk aslında… On yıl kadar önce. Kendi aramızda evlerde toplanıp konuşuyorduk. Meydanlarda bağıracak cesaretimiz olmadığından mıydı acaba duvarlar arasında konuşmamız? Şimdi düşünüyorum da… Yanıtsızım. İşte yine öyle bir akşam, bir arkadaşımız “Kurbağa Teorisi” dedi sakince. “Kurbağaları toplayıp içi kaynayan bir suyun içine atarsanız, panikle sudan kaçmaya çalışırlar. Amaa…” biliyorduk lafın nereye varacağını ya, devam etmesini bekledik, gözlerimiz ellerimizde, masadaki bardakta, yani başka yerlerde… “Eğer kurbağaları alışık oldukları ısıda su dolu bir kaba koyar, altına da kısık ateşi verirseniz… Ne olduklarını anlayamadan haşlanırlar.”

- Alo, polis karakolu mu ?
Bir erkek sesi yanıtladı :
- Evet bayan, ne istemiştiniz ?
Kadın, telefonda fısıldadı :
- Lütfen din polisini bağlar mısınız ?

-Allo, c’est le commissariat ?
Une voix d’homme répondit :
-Oui, madame, que puis-je faire pour vous ?
La voix de la femme chuchota dans le combiné :
-Passez moi la Police Religieuse, s’il vous plaît.
Çık özünün dağlarına (2)
“Hayattaki en zor şey; geçeceğin köprülerle, yakacağın köprüleri ayırt etmektir.” (David Russel)

Çıktım Tanrıların Dağı
Olimpos’un zirvesine bu gece,
Çaldım Kutsal ateşlerini gizlice,
İndirdim yeryüzüne,
Geçeceğim köprülere selam olsun!
Yakacağım köprüleri veriyorum ateşe!

Bir şeyler söylemeli, empati konusunda eleştiri yapmalı, günübirlik anlaşmazlıklar için. Empati kuramadıkça iletişim sorun olacak biz insanlara.
Empati önemli.

Toprak değil kayıp giden ayaklarımın altında,
Sürüngen sessizliğiyle yitirdiğim sevinçlerim
Ve çocukluğumdur tek vuruşlu ürperti gibi;
Ayrılığımdır yaşadıklarımdan ve yaşanmışlığın buruk hazzından…

“Sonunda
Sözün özü sinecekse satırlardan akıllara,
İster görünür, ister saklanan olsun,
Bırak, senin bana, benim sana olanını,
Esas olan, önce benim bana yolculuğumdur ki
Aslında en uzak ve en ulaşılmaz olanı.”
İ.Ersin Kaboğlu
29.Aralık 2008
…….veee!! Milyonlarca hayatlar, duygusal doygunluklar, farkındalıklar, kalın gelir ruhuna dünyadaki incelikler, ters düşer yüreğine koydukları değerler.Velhasıl dünyanın karsuyu kaçar kulağına, bir bakarsın gerçeğin kayası çarpar kafana, şokdan çıkmış gibisindir, ne geri dönebilirsin artık, ne ileri gidebilirsin bir süre. O uyanış seni geriye bakıtmak istemez. Yürümek istersin ileri, yol yok, harita yok, bir bilinmeze girmişsindir artık.