Ruhumun bölünmeyen fiziği
Şerife Karaçayır Mutlu
Benim GERÇEĞİMİN UYUMU
Adına geldim yaşamıma
Ben doğruyu haykırırken
Sen yalan söyle ey dünya!
Bakalım, nasıl bir parmak izi çıkacak
birlikteliğimizin sonunda?
Benim GERÇEĞİMİN UYUMU
Adına geldim yaşamıma
Ben doğruyu haykırırken
Sen yalan söyle ey dünya!
Bakalım, nasıl bir parmak izi çıkacak
birlikteliğimizin sonunda?
soruyor birileri
Bu saatte ne ettiğimi
YAŞAMA MEYDAN OKUYORUM!
Yaşam,ver taşlarını bana
Oynamalıyım satrancını ustaca
Bitkindim!…
Hani uzaktan gördüğünüz, sizi yetişeceğinize inandıran yalancı duruşuyla, bir trene delice koşarsınız da, ciğerleriniz yanar ya…Son anda kalkar gider… Kaçırırsınız… Onun ateşi bu, iki yanımda yanıp duran.
Sen gitmiştin!…
Kıyıda hasır bir tabureye çöktü bedenim. İçime oturur gibi oturdum. Karşımda , gece mavisi, satenden bir çarşaf …Bostancı’da, bana doğru gelen ada vapuru, yırtıyordu onu orta yerinden. Biraz önce yırtılan ciğerlerimi, zehirli bir denizanasının kucağında gördüm … Sanırım öpüyordu şeffaf dudaklarıyla.
Güneş, bakire kanı gibi aktı maviye. Mavinin oldu kızıl…Denizin zifaf gecesi bugün…
Su gibi inledim…Ahhhh dedim…ahhh… Şimdi gök ağlayacak… Ve tanrı, karakuru ruhumu ıslatacak.
Sevgideğer Güzaltı MilliyetBlog’da İki dil bir bavul filmini yorumlamış bizlere. Böylesi güzel bir yorumun yorumu nasıl olur bilemedim, onun yorumunu Tharıkof sofrasına getirdim, dostlarla paylaşmak ve okuyan herkese önermek için.
Bacı evinden turşu araklayıp sofraya getirmek gibi oldu ama, sevgideğer Güz de sofraya oturunca ve tanıdık yüzler görünce umarım, bağışlayacaktır beni..
Hoş geldin Güz. Şerife’yle Hatice de burada. Ve diğer dostlar… Hazan biraz rahatsız bu sıralar.. Bir iyileşsin, o da çok sevinir seni görünce. Tekrar hoş geldin. (ZelinArtuğ)
Ali’nin babası, boynuna geçirdiği iple ardından sürüye sürüye kapının önüne kadar getirdiği danayı evin demir parmaklı penceresine bağlarken içeriye seslendi:
-Ali koş gel! Bak sana ne aldım?
-N’aldın?
Pencerenin demirine bağlı danayı görünce Ali sevincinden zıplayıp babasının boynuna sarıldı. Sonra gidip dananın kuyruğundan tutup çekti. Dana Ali’ye bir tekme savurdu. Ali elindeki kuyruğu bırakıp, danayı boynundan tutup kucakladı, olmadı, dananın her iki yanağından öptü. Dana kendisi gibi küçüktü, sevimliydi.
Taşımak ağır geldi
Gözleri
Oysa ki
Retinaya ters düşer
Görüntüler
Gerçekler
Kalple görülürler…