Canım BABAM… Seni çok özlüyorum!…
Zelin Artuğ
“Seç “dedi ucubeler Migimbim,
“olmak istediğini seç..”
Bir ses değildi bu..
Bir his, hiç değildi..
Duyamıyor,göremiyor,düşünemiyorum ki..
Ama, dediler işte ;
“ol-mak is-te-di-ği-ni”..
Bir deniz mi olsam acep?
ayaklarını ıslatsam dalgalarımla
girsen içime yüzsen
Ohh! desen..
Dilediğinde coşsam, sörf yapsan..
Durulsam dilediğinde, üzerime yatsan..
Mavi göğü yeşil ormanı yansıtsam ,
seni yansıtsam..
Ahh! Bir deniz mi olsam?..
Seni hala seviyorsam, bilesin!..

Sebebim sadece çocuklar!..
Esmer bahtlı, aç bir çocuğun, kırık oyuncağı en değerlisi ya…
Sırf onun yoksulluğu için seviyorum seni…
Ki bence;
O çocuğun karnı guruldadığında, bir fayı kırılıyor insanlığın…
Ağladığında, sel basıyor plazaların üst katlarını.
Düşüp yaralandığında, savaşlar kaybediyor büyükler…kaleleri yıkılıyor zenginlerin.
Tanrının değil, çocukların ahı tutuyor zalimlerin yakasını…

![]()
Saatler boyu sensiz
saatler boyu sessiz gecelerde..
Boşluğundaydım uzak düşlerin.
Bir nefes sigaram,
dumanıyla seni yazmıştım ciğerlerime..
‘nice’ deki günlerim
ve ‘ah! ‘daki bilmecem..
Sinmemiştin sarı çiçeğim,
sinememiştin ciğerlerime..
Yazının tamamını okuyun »
Çok zor oluyor böyle yazmak..
Yazmamaksa daha da zor..
Aramızda ki engelsiz engellerden , ucubeler diyarının hiç var olmamış tünelinden geçememek,
ve toslamak kalın duvarına ucu bucağı görünmez sonsuzluğun..
Çıkamayan haykırışlarımın, kulak tırmalayıcı sessiz çığlıklarımın, duyulmayan yakarışlarımın hengamesinde buluşmuş, akamayan gözyaşlarımın sel olduğu zorundalık; yaşama ve ölüme dair..
Bir tül perde kıvamındaydı bakışların oysa..
ve asla bir engel değil, bir sınır süsüydü olsa olsa,
bir sevda büyüsüydü..
Bir gün
IŞIK bedenim
Havai fişekler gibi parçalanınca evrende,
Mole(KÜL)lerim) düşecek başka galaksilere,
Parçalarım ,
Seramik ve heykeller(im) de kalacak.
Kim bilir
belki birgün,
Dilimden anlar bir elde,
Çağımdan bilgiler vereceğim,
Kırık motiflerimde,
Sevgimi hissedecekler,
Atomaltı titreşimlerimde…
Aşk, Düşüverince gönüllere
Yıldırım,şimşek gibi
Dönüşünce kalplerde
SEVGİYE,
SİMYA,
küllerinden yeniden doğan
Bir ANKA KUŞUDUR.
Bir gece bana gel olur mu?… Çağırmadan… Şöyle beklenmedik bir anda…
Ayaza kesmiş geceye düş, yolunu şaşırmış sersem bir yaz yağmuru gibi… Ya da kıyıda oturmuş, birbirlerinin gözüne girmeye çalışan sevgililerin ellerinden uçup havalanan kağıt helva gibi… Ya da, kaybolmuş bir oğlan çocuğu gibi…
Mükemmelde arama
Boşuna yorulur,kaybolursun,
Dünya yuvarlaktır,
Ne diye dört dörtlük der durursun?