Anasayfa Anasayfa

Sayfa 9 / 13« İlk...«7891011»...Son »

‘fıstıkî’ Kategorisi için Arşiv

Parmaksız Hatsu


Muzaffer Tokmak

 

Tsoka, güzelliği ve zerafeti ile adını duyurmuş genç bir kızdır. Soyludur. Pek çok prensportrait-de-femme-orientale-clement
oğluna ister. Kim isterse istesin, kendisine evlenme teklif edenleri geri çevirir. Tsoka, onları beğenmediğinden değil, aklına koyduğu bir işten dolayı tüm adaylara olmaz der. Kararlıdır.

Günlerden bir gün, köyde bir evde ‘yün tarama günü’ düzenlenir. Yün tarama işini kızlar yapar. Yün taratacak aile, köyün tüm genç kızlarını çağırır. Köyün genç kızları ailenin belirlediği gün taraklarını yanlarına alarak toplanırlar. Tsoka da gelir, köyün gençlerine gün doğmuştur. Kızlar akşama kadar yün tarayacaklar, gece de eğlence düzenlenecektir. Köyden, bazı gençler yakın köylerdeki arkadaşlarına haber verirler. Yakın köylerdeki gençler yanlarına kız kardeşlerini veya komşu kızlarını da alarak katıldılar.

Yazının tamamını okuyun »

Duygularım ve Kızım


Feyziye Bilen

10228_1052537453033_1813696997_112858_6004004_s İçim coşan nehirler gibi…Sürekli duygu seli yaşıyorum.  Hissettiğim şeyler çok güzel ama biraz kaygılı yani karmaşık. Onu koklamak, ona dokunmak, onu hissetmek ve yaşamak o kadar tarifsiz duygular ki. Masum bedeni yavaş yavaş büyüyor. Küçücük elleri E.E. Cummings’in “Somewhere I have never travelled” adlı şiirindeki ‘Hiç kimsenin yağmurun bile böyle küçük elleri yoktur’ dizesini anımsatıyor. Saçları bir yandan uzamaya çalışırken yer yer de dökülüyor. Peki o karmaşık saçlar bile nasıl oluyor da bu kadar güzel görünebiliyor.
Yazının tamamını okuyun »

tülin… iyi ki doğdun!..


Zelin Artuğ

 tulin-aksoy

tulin1

 Tülin Aksoy, 1 Eylül 2009, Antalya

Yazının tamamını okuyun »

Bir tutam A Ş K …


Hatice Atalay

 

Her birini; hayatımızın bir döneminde yaşamın kıyısına savurduğumuz düşlerimiz var bizim, dizi dizi…
Hep ertelediğimiz hayallerimiz olduğu gibi…..

Kendi hikayelerimizi; ne yazmayı, ne de okumayı beceremiyoruz ;
16222b a k a m a d ı ğ ı m ı z d a n
k e n d i
y ü r e k l e r i m i z i n
y ü z ü n e . . .

Beklentilerimizi çoğaltıyoruz habire hayattan; onun beklentilerini yok sayarak….

Yazının tamamını okuyun »

torunum


Cafer Demirtaş

 

iklim

 

Hoş geldin bebek
Adını iklim koydum
Deryalar içinde açan tomurcuk!

Aşk ikliminde çiçeklendin
Bahtiyar ettin bizi
Beş kasım ikibinyedi gecesi…

 

Yazının tamamını okuyun »

Mutluluk Adası


Feyziye Bilen

güzelGüzeller güzeli bebeğimiz Ada bugün tam 3 aylık . Ne kadar da çabuk geçti 3 kocaman ay . Kızım 3.310 gr ve 48 cm doğmuştu. Şimdiyse 5.700 gr ve 62 cm. Boyu ortalamanın çok üstünde kilosu ise normal değerlerde imiş. İlk ayda başını bile tutamayan bebeğimiz şimdi kafasını tutabiliyor hatta yüzüstü yatırıldığında kollarından destek alıp kafasını kaldırabiliyor. Ağzından tükürükler çıkartıp baloncuklar yapabiliyor. Öyle hafife almayın. Bu kızımın şu anki en önemli oyunlarından.  Sonra ellerini birleştirip ovuşturuyor. Gözleriyle hareketli nesneleri takip edebiliyor.

 

 

Yazının tamamını okuyun »

Evlerimizdeki minyatür aslan; Kedi


Tülin Aksoy

kediciklerBiz, kedisavar değil, kedisever bir aileyiz. Çocukluğumun en güzel karelerinde kediler vardır, bir de kuşlar. Bütün hayvanları, özellikle bütün yavru hayvanları çok sevmeme rağmen, kedileri ve kuşları bir başka severim. Figürler içinde de en sevdiğim ikisidir. Şöyle biblo gibi oturmuş, kuyruğunu da patilerinin üstüne dolamış bir kedi figürü gülümsetir, alır, çocukluğuma taşır beni.
 
Bahçeli bir evde büyümenin en güzel yanı, bizler ve kedilerimiz için sınırsız özgürlük demekti. Bahçede koşabilir, duvarlara ve ağaçlara tırmanabilir, giysilerimizi özgürce kirletebilirdik. Bahçede kedilerimize rahatça verebilirdik ciğerlerini. Ağabeyimin kedisi Pamuk bir yandan yerken, diğer yandan ciğerin kalan parçasını patilerinin altında tutardı, Boncuk ve Tonton gelip almasın diye. Gün boyu dostça oynarken, ciğeri gördükleri anda Amazon kesilirlerdi hepsi de.

Yazının tamamını okuyun »

yatılı okul yılları -2


Zelin Artuğ

Köy yollarında

kar05_010Cipin tekerlekleri buz tutmuş yolda sağa sola kayıyor, dönemeçlerde patinaj yapıyordu. Ön koltukta, Afife Hanımla Eğitim Şefi asık suratlarıyla, alçak sesle konuşuyorlardı. On kız, balık istifi gibi arka koltuklara doluşmuş, idam mangasının kurşuna dizmeye götürdüğü mahkumlar gibi bekleşiyorduk. Nereye götürüyorlardı bizi? Yola çıkmadan önce çok kısa bir toplantı yapmışlar, bizi Nilüfer Köyü diye bir köye götürdüklerini söylemişler, soru sormamıza izin vermemişlerdi. Biz, okulda kargaşa çıkarmaya çalışan, disiplinsiz, asi öğrencilerdik. Soru sormaya hakkımız yoktu.  

 

Yazının tamamını okuyun »

yatılı okul yılları


Zelin Artuğ

a2

İlk  arkadaşlar

Valizimi alıp, yatakhaneye çıkan merdivenlere yöneldim. Boğazımda bir düğüm… Biri bir şey söylese sağanak yağmurlar boşanacak!.. Babam beni bırakıp giderken, öylece kalakalmış, sessizce bakmıştım ardından. Tez zamanda ziyaretime geleceğini söylemişti, giderken.

Hava kararmaya başlamıştı. Merdiven aralığındaki tavana yakın  pencereden, loş bir ışık vuruyordu merdiven basamaklarına. Dışarıdaki ek binalardan birinden, bir aceminin çaldığı mandolin sesi geliyordu. Biraz daha uzaktan da bir flüt sesi…  Yeni bir yaşam başlıyordu yatılı kız okulunda…

 

Yazının tamamını okuyun »

iki ev…


Tülin Aksoy

ev

 Bir zamanlar, sizin sıcacık yuvanız olmuştuk biz iki ev.
 
Ben Sıla; görebileceğiniz en şirin köy evlerinden biriyim. Beni yapan usta ulu bir ağacın gövdesine dayamış sırtımı. Tonlarca demir ve betona rağmen yıkılan evler var. Ben ise sırtımı dayadığım ağaçtan güç alarak ayakta duruyorum. Aslında ben ağaca, ağaç da bana yaslanıyoruz sayılır. Ben ona dayanmasaydım, onca ağaç içinde kim farkederdi ki onu?
 
Benim tek komşum, yanımdaki çınar ağacı. Ustam beni yapmadan önce de varmış orada. Çocuklar dallarında kolan vursunlar diye çınar ağacının yanını seçmiş olmalı ustam.

Yazının tamamını okuyun »