Anasayfa Anasayfa

Sayfa 12 / 13« İlk...«910111213»

‘fıstıkî’ Kategorisi için Arşiv

bizim sokak


Tülin Aksoy

Eğer gerçekten bir Susam Sokağı varsa, o bizim sokağımızdı. Sokağımızın başında demirciler vardı. Küçük bir çocuk 1352343204_172e340228_miçin demirci demek; yüzüne koyu renk pencereli koruyucusu olan kaynak maskesini dayamış, eli, yüzü, giysisi kararmış adam demekti. Tabii aynı zamanda kaynak makinesiyle rengarenk kıvılcımlar ve cızırtılı sesler çıkaran adam da demekti. Okul dönüşü demircilerin maskeyle baktığı kıvılcımlara çıplak gözle bakmak oyun gibi gelirdi bize.

Yazının tamamını okuyun »

toz şekerli ekmek dilimi


Tülin Aksoy

1460924843_81d1384c74_m

 

Su ve ekmek…Her ikisinin de anlamı yaşamla özdeş. Her ikisinin de mecâzi anlamı yaşamı sürdürmeyi, alınterini çağrıştırıyor. Sevgisiz bile yaşayabiliyor insan; ama susuz ve ekmeksiz yaşayamıyor. Bu yüzden sevdiğini görmeyince; aşka susuyor, gözlerine susuyor…

 
 
Yazının tamamını okuyun »

geri geliverse çocukluğum


Şerife Karaçayır Mutlu

Zaman tüneliyle 20070522_1179781635_za70692dlw-b

Bir kaydırakta

Buluversem kendimi

Çocukluğumun geçtiği o sokakta

Yazının tamamını okuyun »

kızlar ve babaları


Tülin Aksoy

432434341_02e7f2a5d3_mSanki yazılı olmayan bir kural gibi, kız evlatlar babaya, erkek evlatlar da anneye düşkün olurlar. Tamamen böyle değildir elbette ama, yüzdesi çok yüksek bir gerçektir bu.

 

Yazının tamamını okuyun »

yirmibirinci yüzyılda aşkın tanımı


Şerife Karaçayır Mutlu

Aşk,2480779120_9fc2a43c64_m

Düşüverince

Gönüllere

Yıldırım şimşek gibi,

Kimya,

 

Yazının tamamını okuyun »

sinema 114 yaşında


Tülin Aksoy

149105005_d64d6ffd57_m

60′lı yıllar yeni başlamıştı. Sinemayla yeni tanışmıştım. Hatırladığım ilk filmde küçük bir çocuk yanaklarını içe çekip dudaklarını dışarı çıkararak ördekleri taklit ediyordu. Neşeli bir film olduğunu da hatırlıyorum. Sinemaya gitmeden önce film başladığında konuşmamam konusunda tembihlenmiştim. Ara verilip ışıklar yandığında bile konuşmamıştım. O ilk filmden sonra sinemaya gitmek tutkum olmuştu.

 

 

Yazının tamamını okuyun »

sevgili şeftali ağacı


Tülin Aksoy

410175292_3aafc21201_mBiliyorum, yine inat ettin, en geç sen açacaksın.. Düş pembesi çiçeklerini küskünlüğünden geç gösterdiğini biliyorum.
Tabii sana hak veriyorum.. Dokuz katlı bir apartmanın gölgesindesin.. Ilık meltem esintisini alamıyorsun, güneşi hiç göremiyorsun.. Güney rüzgarı yaşama can katıyor, bunu da biliyorum..

 

Yazının tamamını okuyun »

güzel davranışlar


Duygun Şahin

1012672

DUYGUN ŞAHİN…  15.09.97  Bursa doğumlu. Dilek Özer İlköğretim Okulu, 6. sınıf öğrencisi. Kitap okumayı çok seviyor, başarılı olmak için çok çalışıyor.  Üstelik de Milliyetblog yazarı. Şimdi de www.kucukisler.com’da yazmaya başladı. Küçük İşler’in en küçük yazarı. Bakmayın onun böyle küçük bir hanımefendi  olduğuna.. O, büyük bir yazar olacak. Hadi bakalım Duygun, kolay gelsin. Sitemiz seninle daha da şenlendi. Hoş geldin yazar kadromuza. (zelin artuğ) Yazının tamamını okuyun »

DantelKafe


Zelin Artuğ

Bazı içkili eğlence yerleri vardır… yok damsız girilmez,  kravatsız girilmez, simokinsiz girilmez.. fino köpeği olmayanlar giremez.. yok topuklu pabuçsuz girilmez.. abiye olmayanlar giremez.. çok fonksiyonlu cep telefonu olmayanlar… şurasına burasına  piercing taktırmayanlar.. estetiksiz olanlar, silikonsuz olanlar, sırt dekoltesi olmayanlar giremez.. yok otobüsle yolculuk edenler giremez, marka giyinmeyenler giremez, saç ektirmeyenler, solaryuma girmeyenler, adi jöle kullananlar, imitasyon mücevher takanlar giremez… Yazının tamamını okuyun »

bu kapının arkasında inek mi var ?


Zelin Artuğ

Babam eve renkli, resimli bir kitap getirdi. İnek arkadaşlarım, kedi, köpek, tavuk arkadaşlarım, ördek ve civciv arkadaşlarım var kitapta.  Bu kitabın sayfalarını çevirmeye bayılıyorum. En çok sevdiğim de Aynalı inek. Ona Aynalı inek adını annem taktı. Çocukken annesiyle babası onu akraba ziyaretine götürmüşler. Yakınlarda bir orman varmış. Ormanda gezmeye çıkmışlar annemi de alıp. Bir kulübe görmüş annem. İçeriden “moo..” diye bir ses gelmiş. Sonra kulübenin penceresinden sevimli bir inek uzatmış başını. “Aaa bak, ne güzel inek! Başında da beyaz tüyleri var..” demişler. “Sakar inek..” demiş babası.

Tam o sırada, kucağında bir demet otla ineğin sahibesi gelmiş. Başında yaşmağı, ayağında şalvarıyla bir köylü kadın.. “Hoş geldiniz, Aynalı’yı görmeye mi geldiniz?” diye sormuş. İşte o zaman öğrenmişler ineğin adının “Aynalı” olduğunu. Yazının tamamını okuyun »