Anasayfa Anasayfa

Sayfa 12 / 13« İlk...«910111213»

‘fıstıkî’ Kategorisi için Arşiv

DantelKafe


Zelin Artuğ

Bazı içkili eğlence yerleri vardır… yok damsız girilmez,  kravatsız girilmez, simokinsiz girilmez.. fino köpeği olmayanlar giremez.. yok topuklu pabuçsuz girilmez.. abiye olmayanlar giremez.. çok fonksiyonlu cep telefonu olmayanlar… şurasına burasına  piercing taktırmayanlar.. estetiksiz olanlar, silikonsuz olanlar, sırt dekoltesi olmayanlar giremez.. yok otobüsle yolculuk edenler giremez, marka giyinmeyenler giremez, saç ektirmeyenler, solaryuma girmeyenler, adi jöle kullananlar, imitasyon mücevher takanlar giremez… Yazının tamamını okuyun »

bu kapının arkasında inek mi var ?


Zelin Artuğ

Babam eve renkli, resimli bir kitap getirdi. İnek arkadaşlarım, kedi, köpek, tavuk arkadaşlarım, ördek ve civciv arkadaşlarım var kitapta.  Bu kitabın sayfalarını çevirmeye bayılıyorum. En çok sevdiğim de Aynalı inek. Ona Aynalı inek adını annem taktı. Çocukken annesiyle babası onu akraba ziyaretine götürmüşler. Yakınlarda bir orman varmış. Ormanda gezmeye çıkmışlar annemi de alıp. Bir kulübe görmüş annem. İçeriden “moo..” diye bir ses gelmiş. Sonra kulübenin penceresinden sevimli bir inek uzatmış başını. “Aaa bak, ne güzel inek! Başında da beyaz tüyleri var..” demişler. “Sakar inek..” demiş babası.

Tam o sırada, kucağında bir demet otla ineğin sahibesi gelmiş. Başında yaşmağı, ayağında şalvarıyla bir köylü kadın.. “Hoş geldiniz, Aynalı’yı görmeye mi geldiniz?” diye sormuş. İşte o zaman öğrenmişler ineğin adının “Aynalı” olduğunu. Yazının tamamını okuyun »

bebek


Zelin Artuğ

Benim adım Bebek. Bir bebek için en güzel adın bu olduğunu düşünüyorum. İyi ki adımı Bebek koymuşlar.  Bugün beni yıkadılar küvetimde. Biliyorsunuz, bebekler için plastik küvetler satılıyor artık.! Su sıçrattım, çığlık attım yıkanırken. Çok eğlendim. Bir ara kafama biraz sıcak su döktüler galiba. Kabak kafam yandı biraz. Ağladım. Ben ağlayınca annem dayanamadı, beni tombiş yanaklarımdan öptü. Suyu biraz daha ılıştırdı. Bu sefer de çok mu soğudu su ne, ürperdim. Ürperince bacaklarımı gerip, ellerimle denge sağlamaya çalışırım. Ne yapayım, küçücük bir dengesizlikte yerlere yuvarlanırım. Çoğunlukla da kabak kafam bir yerlere çarpar.

Yazının tamamını okuyun »

masal evi


Zelin Artuğ

 İnsanlar pek severler böyle tabloları. Topluluğa açık yerlerde, özellikle de restoran ve kafelerde, ya da büyük yapı marketlerin yağlıboya tablo satılan bölümlerde bu türden tablolara sıkça rastlarız.

Ben, başımı çevirip pek bakmam bu tablolara. Ne bakacağım…? Al birini vur ötekine. Hepsi de birbirinin aynı neredeyse. Pamuk Prenses ve yedi cücelerin evi! Uzaklarda çamlıbeller, şırıl da şırıl akan bir derecik ve romantik bir ortaçağ köprüsü. Yazının tamamını okuyun »

atını hiç durmamanın ağacına bağlamak


Zelin Artuğ

“Atımı, hiç durmamanın ağacına bağladım.” diyordu Kemal Özer, bir şiirinde. O, şiirlerini severek okuduğum şairlerden biridir. Bir ağaç var. Çam gibi, ladin, köknar, söğüt, ardıç gibi bir ağaç. Ama bu ağacın adı “hiç durmamanın ağacı”. At, hiç durmamanın ağacına bağlanırsa ne olur? Hidalgo’yu böyle bir ağaca bağlasam ne yapar acaba? Ağacı kökünden söküp bozkırlarda koşmaya mı devam eder ? Yoksa dolapçı beygirleri gibi ağacın çevresinde mi dolanıp durur ? Bu ikinci olasılığı hiç sevmedim. Tehlikeli bir durum gibi görünüyor. Dizginlerine dolanır, başı döner, belki de boğazına dolanan dizginler boğulmasına neden olur. Hidalgo, böyle bir risk almaz. Söker o ağacı kökünden. Hidalgo önde, ağaç arkada bozkırların yolunu tutarlar. Yazının tamamını okuyun »

mavi gözlü küçük dev


Zelin Artuğ

İki günden beri neler çektiğimi anlatamam. ‘Küçük İşler’ Hidalgo’dan indi, kağnıya bindi. Öküzleri çekerim, ayak direrler… kağnının tekerleri çamura saplanır… Kan ter içindeyim, göğsümde ağrı… elinden oyuncağı alınmış çocuk gibi, elinden şişesi alınıp taşa çalınan ayyaş gibi, arabada hastaneye yetiştirilecek hastası olup da trafiğe takılan sürücü gibi, daha kimbilir kimler gibi bir haller oldu bana. ‘Yol arkadaşım’ yarın sınava girecek. Ama işin sırrını çözse çözse o çözer ! Ne berbat bir durum değil mi ? Tam bir gerilim filmi ! Adam gökdelenin çatı katında kötü adamlarla dalaşıyor. Kötü adamlar bunu aşağıya atıyorlar, ama bizimki çatıya tutunuyor. Aşağıya bakıyor. Abooow ! Caddede arabalar , insanlar karınca gibi ufacık… Tam da arkadaşı bunu elinden tutup  yukarıya çekecekken kötü adamlar gelip arkadaşını kıskıvrak yakalıyorlar. Neyse…

Yazının tamamını okuyun »

mavi dolap


Zelin Artuğ

Kendine dolap yaptı. Hem de mavi. Üstelik, bir de kilit taktı kapısına. Kimbilir ne ilginç şeyler koyacak dolabın içine. Ben göremeyeceğim tabi. Gökhan abim ne zamandır bu dolabı hayal ediyordu. Muhtemelen dün akşam o yüzden girdi tuvalete ve bir saat çıkmadı dışarı. Çünkü tuvalette kimsenin kendisini rahatsız etmediğini, tuvaletin çok özgür bir ortam olduğunu ve orada en hayatî projelerini düşünebildiğini söylemişti bir keresinde. Bu kez de öyle oldu sanırım. O mavi dolabın ilk tasarımı, ardından da projesi tuvalette şekillendi. Yazının tamamını okuyun »

aşksız dönmüyor dünya


Zelin Artuğ

 Balona binmiş, sevgilisinin yanına gidiyor. O da ne ? Balon patladı. Düştü adam. Tepede ay olduğuna göre herhalde dünyaya düştü. Bundan sonra aklı başına gelir, ayakları yere basar, diyecektim ki bir başka balona atlayıp geldi yine. Ama bu balonlar hep de ayın sivri ucuna takılıp patlıyor.  Uydu karar vermiş, buluşturmayacak aşıkları işte ! İyi ama kız neden eli kolu bağlı bekliyor orada ? Yazının tamamını okuyun »

MOHA SOUAG (Thé Amer) ACI ÇAY


Zelin Artuğ

Yazının tamamını okuyun »

lale devri çocukları


Zelin Artuğ

 

çok geç kalmışız canım

vakit bu vakit değil

eski radyolar gibi

çatıya saklanmış aşk

Yazının tamamını okuyun »