Portekiz’in Eurovision şarkısı IMF karşıtlarının marşı oldu
soL

Bu sabah Ebru Şallı’nın “Ebruli”sabah kuşağı proğramında yirmi santim boy uzatan
ayakkabıdan söz edildi. Gülerek izledim; aklımdan, yaşam koçlarının işi iş diye düşündüm.
İnsanların bilinçaltlarının karanlık dehlizlerine gizlenmiş, ne kadar boy kompleksi varsa, hepsini su yüzüne çıkaracak bu haber, tetikleyici olacağa benzer.
Doğru SANDIĞIMIZ
ZANLARIMIZ,
Dönüyor birer iğde dalına,
Hey dünya!
Tüküreyim ben,
Senin YALANINA!
Şerife Karaçayır Mutlu, Mayıs 2011, Antalya

Kalk gidelim deli gonul.
Dost diyari talan olmus.
Fakirlerin sofrasinda.
Ekmek bile hayal olmus.

Kısa bir yazı olacak.
O yüzden, uzun görünmesi için – belki de daha vurucu, vurgulu, basit, pratik, akıcı, yakıcı, yakışıklı, hızlı, dinamik, vizyon sahibi, tak okuyunca şak anlaşılan, takşakçı, milyonların okuyacağı/izleyeceği ve hatta anlayacağı türden, hep aynı şeyi tekrar eden, ekin değil tespit belleten, boşken dolu gösteren ve asla böyle uzayıp gitmeyen vb. bir yazı olması/görünmesi içindir, tam bilemiyoruz – her bir cümlenin paragraf haline getirildiği şu şekilli yazılardan olacak.
Neyse.
Göğsünü yırtan bir bayram sevinci
Gibi büyüyordum anamın gözlerinde.
Fokur fokur kaynayan bir kazandı
Bir vuslat telaşı bakışlarının her defası.
Bu gün 6 Mayıs ve hüzünlüyüm..
(İsa Batumlu)

Soldan sağa Yusuf Aslan, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan. Belki de onların son fotoğrafı. Çekildiği tarih 5 Mayıs 1972, idamlarının bir gün öncesi. Çekildiği yer, Mamak Cezaevi avlusu. 6 Mayıs’ın 38’inci yıl dönümüne birkaç gün kala elimize ulaşan bu fotoğraf, cezaevindeki bir asker tarafından çekilmiş, saklanmış.
…
Hızır, İlyas ve İskender’di adları..Aramaya çıktılar kara ülkede ve birleşerek buldular ölümsüzlüğü..Yıldız oldular gökyüzünde ..parladılar, umut oldular..kah aktılar yer yüzüne, kah çıktılar gök yüzünün de üstüne..
Hıdırellez dedi insanoğlu bu birlikteliğe,bayram dedi ve kutladı her beş Mayıs’ın altı Mayıs’a bağlandığı gece..
Taaaa ki ! Bin Dokuz Yüz Yetmiş İki yılının beş Mayıs’ının altı Mayıs’a bağlandığı geceye kadar..

Deniz Gezmiş,Hüseyin İnan et Yusuf Aslan avaient été condamnés à mort par un tribunal militaire. Ils ont été pendus le 6 mai 1972 par l’état fasciste Turc.
« La peine de mort qui a été prononcée à leur égard résulte des conditions extraordinaires que connaissait le pays à cette époque. Ces condamnations étaient injustes. »
Deniz Gezmiş est né le 2 février 1947 à Ayas, une sous-préfecture d’Ankara. Fils d’une famille de professeurs, il étudia ses années de primaire, et ses années de collège à Sivas puis le lycée à Istanbul. C’est pendant ses années de lycée qu’il découvrit les pensées de gauche et participa aux manifestations.