Anasayfa Anasayfa

Sayfa 77 / 79« İlk...«7576777879»

‘ebrulî’ Kategorisi için Arşiv

Aziz NESİN’e…


Zelin Artuğ

Ne zaman yangın görsem, önce Aziz Nesin gelir aklıma. Sonra insanlık tarihine kara bir leke olarak düşen ve hiçbir aklayıcının temizleyemeyeceği ayıp ! Yangını Aziz Nesin’le özdeşleştirmişim bir kere. Ya da onu yangınla… Şok işte, şok yaşamışım besbelli ! Neredesin Aziz Ağabey, bugün birileri otları tutuşturdu yine.

Yazının tamamını okuyun »

yeryüzü taşı


Zelin Artuğ

Taş olsaydım yeryüzünde, şu taşın yerinde olmak isterdim. Tropikal bir meyve olmalı taş masanın üzerindeki. Ağaç, meyvesini bırakmış taş masanın üzerine. Meyve, taşın direngenliğiyle birkaç parçaya bölünmüş. Dünyanın en güzel varlıklarından biri olan kuş da gelmiş, konmuş masanın üzerine, karnını doyuruyor. En canlı olanı da kuşa ev sahipliği yapan şu yertaşı !

Yazının tamamını okuyun »

meteorit (Kafkasya’da bir göktaşı)


Muzaffer Tokmak

Onu otuz üç yıl önce tanıdım. Ataları Kafkasya’dan gelmiş, yerleşmişlerdi bu topraklara. “Kendini evinde eğit, sonra topluma katıl.” diyen bilge insanların torunuydu o. Gerçekten de kendini “evinde eğitip”, sonradan “topluma katılma” sorumluluğu alan bir arkadaştı. Sonra dünya halleri işte… ayrıldı yollarımız. Herkes bir yöne, kendi yaşantısına doğru yol aldı. Yıllar geçip gitti. Yazının tamamını okuyun »

kahve molası


Zelin Artuğ

 

 Bir süredir durmadan yazıyorum. Yalnızca blogda yazsam iyi! Eski dostlarla yazışıyorum. Yazma işi böyledir işte. Bir kez yazmaya başladınız mı aklınıza geldiği anda, aklınıza gelen yere yazmaya başlarsınız. Hiç bir şey bulamasanız yazacak, belediye otobüsüyle yollardan geçerken gördüğünüz, harfleri bir nedenle düşmüş tabelaların düşen harflerini yerine koyarsınız gözlerinizle. Yazının tamamını okuyun »

moha souag ve yapıtı


Zelin Artuğ

Faslı yazar Moha Souag, yapıtlarında söz kalabalığına kaçmadan, doğru sözcüğü seçerek, dünü ve bugünü yoklayıp elden geçiriyor. Geçmişte yapılan yanlışlarla ve insanî olmayan tutumlarla hesaplaşmaya bırakıyor okuru. Acı Çayda ele aldığı konu, yaşamın çeşitli evrelerinde  hepimizin karşılaşabileceği türden, son derecede sıradan sahneleri barındırıyor içinde. Romanın kişileriyse sanki sokakta, markette, belediye otobüslerinde, hastanede, parklarda, aklımıza gelen her yerde  karşılaşabileceğimiz türden insanlar. Neredeyse içlerinden bazılarını tanıdığımızı bile söyleyebiliriz. Ama Souag’ın kaleminde, herbiri, okur olarak  yeniden kavramaya, tanımaya kalkıştığımız, sayelerinde, dünyaya değişik açılardan bakma gereği duyduğumuz varlıklara dönüşüyor.

Yazının tamamını okuyun »

merhaba dünya


Gökhan Öztürk

H3I_I_0 W0RI_I)

Renkli şapkalı hacker’ların ağzından bir nidayla başlamak istedim ilk olmayan blogumun ilk yazısına. Bu renkli şapkalı hacker’lar da ne diyecek olursanız… Yazının tamamını okuyun »

asya-afrika yazarlarına


Zelin Artuğ

 

Kardeşlerim

Bakmayın sarı saçlı olduğuma

Ben Asyalıyım.

Bakmayın mavi gözlü olduğuma

Ben Afrikalıyım.

Ağaçlar kendi dibine gölge vermez benim orda

                  sizin ordakiler gibi tıpkı.

Benim orda arslanın ağzının ağzındadır ekmek

               ejderler yatar başında çeşmelerin

               ve ölünür benim orda ellisine basılmadan

                     sizin ordakiler gibi tıpkı. Yazının tamamını okuyun »

“ebru”lu masa


Zelin Artuğ

Dost
Genç adamın biri,
Dermiş babasına her gün;
‘Benim de dostlarım var, sendeki dost gibi’
Baba, itiraz eder,
Olmaz öyle çok dost,
Hakikisi belki bir, belki iki,
Fazlasını bulamazsın gerçek, hakiki…
Devam eder durur konuşma…
Yazının tamamını okuyun »

MOHA SOUAG (Thé Amer) ACI ÇAY


Zelin Artuğ

Yazının tamamını okuyun »

limonî


Zelin Artuğ

Kırmızı odada, yuvarlak, kırmızı örtülü, verzalit bir masa. Çaydanlıkta demini almış çay, lâl rengi bir tartışma, alevlendikçe alevleniyor masa başında. Siyahla beyazın, varla yokun aslında aynı şeyler olduğuna karar verilmiş. Bizi bir duyan olsaydı, ya deli olduğumuzu düşünürdü, ya zır cahil. Cahil miydik bilmiyorum ama, deli olduğumuz kesindi. Şu, tepedeki limon gibi yuvarlak  masada, aslında her başlangıç noktasının aynı zamanda bitiş noktası olduğuna, bütün cisimlerin aslında cıva gibi küre şeklinde olup, içinde bulundukları koşullara göre şekil aldığına karar verirken kırmızı odanın her köşesinden al ışıklar vuruyordu masaya.

Yazının tamamını okuyun »