Anasayfa Anasayfa

Sayfa 41 / 49« İlk...«3940414243»...Son »

‘ebrulî’ Kategorisi için Arşiv

ben hayatta en çok babamı sevdim


Zelin Artuğ

Ben hayatta en çok babamı sevdim2549406278_03057b5c8c_m
Karaçalılar gibi yerden bitme bir çocuk
Çarpık bacaklarıyla -ha düştü ha düşecek
Nasıl koşarsa ardından bir devin

 

Yazının tamamını okuyun »

yalanını çıkardım ölümün


Şerife Karaçayır Mutlu

Her yitirilen sevgililerle97169

Havalı bir cam

İnfilak ettin yüreğimde

Kırıkların kanıyor hücrelerimde

 

Yazının tamamını okuyun »

sevmek, sevebilmek…


Şerife Karaçayır Mutlu

3155520298_31bfe41476_mher şeye rağmen

ben demeden

değişmeden, değiştirmeden

bir olabilmek

 

Yazının tamamını okuyun »

onun adı deniz..


Yucel Evren

957755216_f7b18c7cd0_m

 

Nasıl?..
Birkaç lar var!…
Çok olmalı!..
Sırt sırta..
Sabah konuşmaları..

 

 

Yazının tamamını okuyun »

Yaşam Yolunda İnsan….


Aysel Çetinkaya (mavidüslerim)

mail1 Sıcacık,ana yüreği sesiyle güvende duyup kendini sürdürürken varolmayı her an değişen bedeni, çarpan minicik yüreği ile insan,
ayrılınca anasının bedeninden bir gün sorulmadan, yanıt beklenmeden ondan açınca dünyaya gözünü daha o an anlar aslında başına gelecekleri…
daha o an bilir soğuktur dünya… Güvencesiz, karanlık, kocaman…
Anlar ki çok canı yanacak çok… Ama ona sormadılar ki? O istemedi ki bu dünyada olmayı, o seçmedi ki ölümü…
İşte  böylesi korku, telaş ve acı içinde ciğerlerine dolan havanın ağır kokusu, yüreğinin hızla çırpınışı değil mi Ona o ağlama çığlığını atttıran?

 

Yazının tamamını okuyun »

Kaysı Ağacı


Şerife Karaçayır Mutlu

215776959_77cce0a5862o.Yüzyılın

Kaybolan erdemleri arasında

cömertlikte başsırada

yerini aldı,

buna bahçemdeki kaysı ağacı

çok üzüldü,

kalemimden insanlığa

bir e-mail gönderdi. Yazının tamamını okuyun »

yirmibirinci yüzyılda aşkın tanımı


Şerife Karaçayır Mutlu

Aşk,2480779120_9fc2a43c64_m

Düşüverince

Gönüllere

Yıldırım şimşek gibi,

Kimya,

 

Yazının tamamını okuyun »

sinema 114 yaşında


Tülin Aksoy

149105005_d64d6ffd57_m

60′lı yıllar yeni başlamıştı. Sinemayla yeni tanışmıştım. Hatırladığım ilk filmde küçük bir çocuk yanaklarını içe çekip dudaklarını dışarı çıkararak ördekleri taklit ediyordu. Neşeli bir film olduğunu da hatırlıyorum. Sinemaya gitmeden önce film başladığında konuşmamam konusunda tembihlenmiştim. Ara verilip ışıklar yandığında bile konuşmamıştım. O ilk filmden sonra sinemaya gitmek tutkum olmuştu.

 

 

Yazının tamamını okuyun »

Gök gürültüsü ve şimşekler


Duygun Şahin


Benim en korktuğum doğa olayı yıldırım ve şimşektir. Bir gece amcamlara gittiğimizde yağmur yağıyordu. Kuzenimle konuşurken elektrikler kesildi. Ortalık bir anda karardı ve ben de hemen anneme sarıldım. Odanın içi zifiri karanlıkken aniden bir ışık demeti odayı aydınlattı ve hemen sonra gümbürtü koptu. Ben korktuğumdan anneme daha çok sarıldım. Titriyordum. Annemin yanından ayrılmadım. Sonra elektrikler geldi. Bu beni çok rahatlatmıştı. Ardından çaylarımızı içtik, pastalarımızı yedik. Gitme zamanı gelmişti. Kalktık, yola çıktık. Evimiz yakın olduğu için arabayı almamıştık, yürüyorduk. Yürürken, yine bir ışık Yazının tamamını okuyun »

Gençliğin senindir


Hakan Şahin

a_childhoodTahmin ettiğiniz gibi, bir zamanlar ben de sizin gibi 15 yaşındaydım. O yaştaki günlerimin birinde evde salondayım; annemin çeşitli ev tekstili malzemelerini içine doldurduğu kanepeye uzanmışım. Bu enstantaneyi hiç unutamam. Yılların bana neler getireceğini uzun uzadıya tahmin etmeye çalıştığım o anda, her türlü alternatiflerin yaşamın içinde var olduğunu, acı veya tatlı anların olabileceğini biliyordum. Hatta, hiç yaşayamama riskinin olasılıklar içinde olduğunun da farkındaydım. Yaşamım, gelecekte bir noktada aniden bitebilirdi ancak bunu göz ardı etmek, geçiştirmek zorundaydım. Hala da öyle! Yazının tamamını okuyun »