Anasayfa Anasayfa

Sayfa 10 / 10« İlk...«678910

‘Deneme’ Kategorisi için Arşiv

numarasız gözlük ve analar


Zelin Artuğ

1847-1912 yılları arasında yaşamış edebiyatın hiciv ustası Şair Eşref’i, ayrıca Neyzen Tevfik’in de hocası olarak tanıyoruz. ”Eskiden adı İstibdattı, söyletmeden ağlatırlardı adamın anasını; şimdi adı oldu hürriyet, hem söyletirler, hem ağlatırlar adamın anasını…”diye aklında kalanları yazıyor. Zeytinyağlı fasulye pişirecektim ne güzel… Şair Eşref’le ilgili ne kadar bilgi varsa döktüm ortaya. Daldım yine bir deryaya… Bir de poyraz çıktı mı sana ! Dalgalar açığa açığa vurur insanı poyrazda. Ne yapalım, karpuz ekmek peynir yeriz bugün de… Yaz sıcaklarında böylesi daha iyi.

Vakt-i istibdatta söz söylemek memnu idi,

Ağlatırdı ağzını açsan hükümet ananı

Devr-i hürriyetteyiz şimdi değişti kaide

Söyletirler evvela….sonra (…)

İşte böyle devam ediyor dörtlük. Nasıl ? Anlamadım. Neden üç noktalarla devam ettiğimi mi soruyorsun ? Nedeni ortada. O gün bugündür, anaların başı hiç dertten kurtulamadı, anaların dramı devam ediyor, o yüzden tamamlamadım dizeyi. Ama şimdikiler tövbe estağfurullahçı ya, vatandaşa “ananı da al git lan!” diyerek lütufta (!)  bulunuyorlar. Bu toplumda onyıllardır anaların bağrı yanık, analar bağırlarına taş basıyorlar. Analar evlatları için yaşıyor, evlatları için kendi hayatlarını hiçe sayıyorlar. Ama sistemin şakşakçıları, anaya daha bebesini kucağına almadan saygısızlık etmeye, ananın omuzlarına kaldıramayacağı kadar yük bindirmeye başlıyor. Anaların bağrı yanık !

Şair Eşref’le ilgili bir anı okudum.  Sormuşlar ustaya: “Neden o zehirli taşlamalarında çoğunlukla isim kullanmıyorsun ? Kimin için yazıyorsun, belli değil ! Neden böyle davranıyorsun ?” Usta şöyle yanıtlamış:

“Neden olacak ? Bütün alçaklara uygulanıp, numarasız gözlük gibi kullanılsın diye! ”

Bence çok haklıydı usta. Biri bir laf ediyor, hurra bütün eleştiri okları münasebetsiz olduğu düşünülen kişiye yöneliyor. İyi de bu okları böyle çarçur etmek doğru mu ?  Ya ıskalarsanız ? Ya ok bumerang gibi gittiği yerden geri döner sizi alnınızdan mıhlarsa ! Toplayacaksın bütün münasebetsizleri bir alana. Savuracaksın eleştiri oklarını ! Hani bir söz var: “İyilik et, at denize, balık bilmezse Halik bilir.” Eee sen de savur eleştiri oklarını gökyüzüne, “alık” üstüne almasa da HALK anlar.

 

Zelin Artuğ (Ülkü Öztürk Göçmen)

velî deliler


Zelin Artuğ

Bir devadır dedin zehir tattırdın

Gençliğin okunu boşa attırdın

Körlerin yurdunda ayna sattırdın

Çıkmaz sokaklara daldırdın felek

 

Uyuşmadı gönlüm mert ile zenle

Ne bir iş bilenle, ne boş gezenle

Hicran köşesinde bozuk düzenle

Neyzen’e her telden çaldırdın felek

 

Neyzen’e sormuşlar: “Üstad, çalarken mi neşelenirsin, yoksa neşeli olduğun zamanlarda mı çalarsın ?” O sıralarda Maliye Bakanı hakkında yolsuzluk dedikoduları dolaşıyormuş ortada. Neyzen soruyu şöyle yanıtlamış: “Maliye Vekili değilim ki çalarken zevk alayım.”

Yazının tamamını okuyun »

tharıkof ane


Zelin Artuğ

Fotoğrafta görünenler, suda yüzen tepsiler değil. Singapur’daki bir botanik bahçesinde bulunan yapraklar. Bunların üzerinde beş yaşındaki bir çocuk batmadan durabilirmiş. Şimdi çocuk olmak vardı. Bu yapraklara binip Alice’in harikalar ülkesine doğru yola çıkmak… Bu fotofrafı bir başka dev yapraklı bitkiyi ararken buldum. Tharıkof adında bir bitkiyi arıyordum nette, bu tepsi görünümlü yapraklar çıktı karşıma. Muzaffer arkadaşımdan duydum o bitkinin adını. “Çerkes söylencelerinde Tharıkof Ane diye bir deyim geçer, ne olduğunu bilmez, merak ederdim…” diye anlattı.

Yazının tamamını okuyun »

yeryüzü taşı


Zelin Artuğ

Taş olsaydım yeryüzünde, şu taşın yerinde olmak isterdim. Tropikal bir meyve olmalı taş masanın üzerindeki. Ağaç, meyvesini bırakmış taş masanın üzerine. Meyve, taşın direngenliğiyle birkaç parçaya bölünmüş. Dünyanın en güzel varlıklarından biri olan kuş da gelmiş, konmuş masanın üzerine, karnını doyuruyor. En canlı olanı da kuşa ev sahipliği yapan şu yertaşı !

Yazının tamamını okuyun »

meteorit (Kafkasya’da bir göktaşı)


Zelin Artuğ

Onu otuz üç yıl önce tanıdım. Ataları Kafkasya’dan gelmiş, yerleşmişlerdi bu topraklara. “Kendini evinde eğit, sonra topluma katıl.” diyen bilge insanların torunuydu o. Gerçekten de kendini “evinde eğitip”, sonradan “topluma katılma” sorumluluğu alan bir arkadaştı. Sonra dünya halleri işte… ayrıldı yollarımız. Herkes bir yöne, kendi yaşantısına doğru yol aldı. Yıllar geçip gitti. Yazının tamamını okuyun »

moha souag ve yapıtı


Zelin Artuğ

Faslı yazar Moha Souag, yapıtlarında söz kalabalığına kaçmadan, doğru sözcüğü seçerek, dünü ve bugünü yoklayıp elden geçiriyor. Geçmişte yapılan yanlışlarla ve insanî olmayan tutumlarla hesaplaşmaya bırakıyor okuru. Acı Çayda ele aldığı konu, yaşamın çeşitli evrelerinde  hepimizin karşılaşabileceği türden, son derecede sıradan sahneleri barındırıyor içinde. Romanın kişileriyse sanki sokakta, markette, belediye otobüslerinde, hastanede, parklarda, aklımıza gelen her yerde  karşılaşabileceğimiz türden insanlar. Neredeyse içlerinden bazılarını tanıdığımızı bile söyleyebiliriz. Ama Souag’ın kaleminde, herbiri, okur olarak  yeniden kavramaya, tanımaya kalkıştığımız, sayelerinde, dünyaya değişik açılardan bakma gereği duyduğumuz varlıklara dönüşüyor.

Yazının tamamını okuyun »

merhaba dünya


Gökhan Öztürk

H3I_I_0 W0RI_I)

Renkli şapkalı hacker’ların ağzından bir nidayla başlamak istedim ilk olmayan blogumun ilk yazısına. Bu renkli şapkalı hacker’lar da ne diyecek olursanız… Yazının tamamını okuyun »

Yol arkadaşım


Zelin Artuğ

Yazının tamamını okuyun »

Tavuklu saat


Zelin Artuğ

Şu tavuklu saati kim bulmuşsa eline sağlık. Şu tavuklu saat var ya herkesin sevgilisi olmuştur bu ülkede. Ben kendimi bildim bileli yem yer bu tavuk. Hiç doymaz. Ancak saati kurmayı unutacaksınız. saat duracak da tavuk yem yemekten vazgeçecek. Bu tavuğa acımamak elde değil. Yazının tamamını okuyun »

O kuşun adını bilenler gelsin


Zelin Artuğ

 

Yazının tamamını okuyun »