Anasayfa Anasayfa

Şeriatın kestiği parmak acır


Zelin Artuğ

Özellikle de sekiz yaşında bir çocuksa, şeriatın kestiği parmak acır!

Çocukları çok severim.

Hayvanları da… İlim adına bile olsa, hayvanları denek olarak kullananları bağışlamak gelmiyor içimden. Ne gerek vardı Ayşe hocamızın bizi kürsünün etrafına toplayıp, operatör gibi canım kurbağayı kesip biçmesine! Ne oldu sanki? Ayşe hocamız brifing mi vermiş oldu bilim dünyasının astlarına? Ya bizler? Ameliyathane asistanları gibi pür dikkat gözümüzü kurbağanın kesik bacağına, koluna dikmiş, sanki bu sahneyi iyi algılayamazsak bilim dünyası tarihten silinecekmiş de bu yükü taşıyamayacakmışız gibi ne işimiz vardı orada! Neden içimizden biri çıkıp da “Hocam, yazık oluyor kurbağaya, en iyisi siz bize eğrelti otunun yararlarını anlatmaya devam edin!” diyemedi ki? Nasıl deriz? Nasıl itiraz ederiz Ayşe hocaya? Çocukluk işte… Şimdi olsa, kahramanca bir atakla kurbağayı kurtarırdım o deney masasından. Salıverirdim eğrelti otlarının arasına. Eğrelti otunun hiçbir yararı kalmamış aklımda. Oysa Ayşe hoca o kadar da anlattıydı. Hiç değilse, bugün eğrelti otu azizleşirdi gözümde. Kurbağanın kurbağa cerrahı Ayşe hocadan saklanması için elzem bir ot olurdu.

Ya o sirk hayvanlarına ne demeli? Sırf birilerini eğlendirerek para kazanmak adına, hayvanların düşürüldüğü durumları görünce, hislerim karmakarışık oluyor. Alenen gururuyla oynanıyor hayvanların! Hayvanın gururu mu olurmuş diyen “insanoğlu insanlar”a bir diyeceğim var: Belki anlamakta zorlanabilirsiniz ama birileri sizi doğal ortamlarınızdan, sevdiklerinizden koparıp kafeslere tıkarak, şartlandırma yoluyla hayvanlara özgü davranışlar yapmanızı sağlasaydı, sanırım epeyce gururunuz incinirdi. Bazen öyle acımasız ve duygusuz olabiliyorsunuz ve doğayı öylesine düşüncesizce katlediyorsunuz ki, sizin gibi insan olmaktansa, hayvan olmak daha iyidir diye düşünüyorum. Şimdi bazı fanatik gericiler okumuş olsalardı bu satırları pek zevklenirlerdi bu işe. İnsan olmak kendi tekellerindeymiş gibi bir gaflete kapıldıkları için sevinç naraları atarlardı. “Oley! Bizden olmayan biri, kendiliğinden hayvan olmaya karar verdi !”

Evet! Cahiliye döneminden kalmaları gördükçe, sevimli mi sevimli kuşlara, kedilere, balıklara özeniyorum. Onlarda müthiş bir dayanışma, sevgi, dahası gurur var. Evimde hayvan beslemiş ve onlarla arkadaş olmuş biri olarak, onların bazı insanlardan daha akıllı, daha gururlu ve tamamen zararsız olduklarını söyleyebilirim. İnsanlığımdan, dostlarımdan, tanısam da tanımasam da insanın hası olduğunu hissettiğim insanlardan elbette şikâyetçi değilim. Benim sorunum, cehaletin karanlığından bir türlü çıkamayan, çıkmak istemeyenlerle! Ben, yalnızca sizlere benzemek istemiyorum! Sizlerden biri gibi olmaktansa hayvan olmayı tercih ediyorum. Sözümü doğru anlayın! Demagoji yapmayın! Konuyu, estağfirullah, malisef gibi sözlerle laf kalabalığına boğmayın! Birilerine Fransızca konuşmayı beceremiyorsunuz; gelişi güzel, yalan yanlış kullanmayın dedim, Arapçaya yöneldiler. Ya İngilizce, ya Fransızca ya da Arapça sözcükler uçuyor ortalıkta! Türkçeyi unuttunuz mu? Bugün, diyelim 29 Ekim! Yalnızca Türkçe sözcükler kullanarak bugünü anlatın mesela!

İran’la kültür anlaşmasına karar vermişler. Ne olacak şimdi? Doğalgazı da alamadınız. Birileri doğalgaz çıkarmanıza da izin vermiyor! Nasıl ısınacak insanlar? İran’dan “kara çarşaflının asılma sahnesini, bir genç kadının sokakta taşlanarak öldürülmesi sahnesini, pazardan ekmek çalarken yakalanan çocuğun şeriat yasalarına göre kamyon altında kolunun acımasızca ezilmesi sahnesini, bu insanlık dışı görüntüleri ithal ederek mi kültürümüzü artıracaksınız? İnsanlara bu görüntüleri dev ekranlarda izletirseniz, zaten seyredenin sırtından ter fışkırır, ateş basar her yanını. Ne gerek var ısınmaya, aydınlanmaya!

Eğer sizler bunca işsizi sokağa döküp insanları evine ekmek götüremeyecek durumlarda bırakıyor, dini her türlü çıkarınıza alet ediyor ve hâlâ insanlıktan dem vuruyorsanız… Eğer sizin bu ülke insanına reva gördüğünüz buysa!

“Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla !” (Nazım)

Ben, kuş, kedi, balık olmaya kararlıyım hâlâ!

Zelin Artuğ (Ülkü Öztürk Göçmen)

17 okunma
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (6 oy, ortalama: 5,00 / 5)
Loading ... Loading ...

Yorum yapma kapalı.