Anasayfa Anasayfa

Sayfa 1 / 11

06 Nisan 2021 için Arşiv

Güğüm


Zelin Artuğ

Ali, dirseğini deniz kıyısındaki korkuluğa dayadı, ağır ağır suya batan teneke güğüme kaçamak bir bakış attı. Yarısı su dolu güğüm, sapına iple bağlanmış iki bardakla birlikte denizin derinliğine inip gözden yiterken o günkü kazancı, yarına dair umudu, insana inancı da yitiyordu. Elini cebine attı, o günkü kazancını yokladı. Yeni bir güğüm almaya çıkışmazdı parası. Bir an, soyunup suya atlamayı, zabıtalar gelmeden güğümü çıkarıp kaçmayı geçirdi aklından. Yüzme bilmiyordu. Suya dalıp bir daha çıkamamak da vardı işin ucunda. Biri atlar, kurtarırdı belki, ama kim yapacaktı? Kıyıdaki kalabalığa bir göz attı. Eminönü, insan kaynıyordu. Çımacılar, dolmuş taksi kâhyaları, halka tatlısı, şambali, turşu suyu, sepette lahmacun, balık ekmek satıcıları, midyeciler, allı morlu giysileriyle Anadolu’nun her yanından, iş arayan erlerinin ardı sıra gelmiş köylü kadınlar… Gördükleri her ilginç şeye sümüğünü çeke çeke bakarak analarının ardında sürüklenen, bazen analarının elinden kurtulup koşarken düşüp yaygarayı basan çocuklar…

 

Yazının tamamını okuyun »

Tharıkof sofrası


Zelin Artuğ

Singapur’daki bir botanik bahçesinde bulunan devasa yaprakların fotoğraflarını gördüm. Bunların üzerinde beş yaşındaki bir çocuk batmadan durabilirmiş. Singapur halkının da doğaya, hayvanlara ve bitkilere çok düşkün olduklarını okumuştum. Demek ki Singapurlular akıllı insanlar. Bitkiler ve hayvanlar olmadan, insanların varlıklarını sürdüremeyeceğini; bütün doğal dengelerin alt üst olacağını biliyorlar. Onlar, kapital hırslarına yenik düşenler gibi doğayı kelleştirmemişler.

 

Yazının tamamını okuyun »

Tanrı olmasaydı


Zelin Artuğ

“Tanrı olmasaydı, bir tane yaratmak zorunda kalacaktık.” (Voltaire)

Ne demek şimdi bu? Ne söylüyor Voltaire bize? Tanrı var mı, yok mu? Olmasaydı, bir tane yaratmak zorunda kalacağımıza göre var olduğu söylenebilir mi? Ya da olmasaydı dediğine göre, tanrının var olduğunu mu söylüyor bize? Eğer bir tanrı varsa, neden insanlar onu inkâr etme yoluna gidiyorlar? Eğer bir tanrı yoksa neden ille de varlığını kanıtlamaya çalışıyorlar, ya da inkâr edenleri neden tarih boyu cezalandırmışlar?

Yazının tamamını okuyun »

Mavi kitap


Zelin Artuğ

Saatlerdir okuyorum mavi kitabı. Yoruldum. Kapadım gözlerimi, dinleniyorum biraz. Gözümün önünde rengârenk şekiller uçuşuyor. Mavi bir kuş konuyor dala. Hüzünlü bir ötüş tutturuyor. Bir ağıt gibi daha çok.  Ötüşüyle bütün savaşları; din savaşlarını, ırk adına yapılan savaşları, kardeş kavgalarını, halkları birbirine düşman eden zalimleri lanetliyor.

Barış zamanında kolaydır insanları sevmek. Birlikte yemek, içmek, yarenlik etmek, el ele, kol kola dolaşmak… Peki ya savaşlar? İnsanı insan olmaktan çıkaran, gözünü kan bürümüş psikopatlara çeviren savaşlar?

Yazının tamamını okuyun »

Söyleyeyim sırası gelmişse


Zelin Artuğ

Niçin yazıyorum?

Başımın üzerinde dönen bulut için, pis bir savaşın ortasında kalmış bebek için… Sirkeci’de simit satan genç, tarlada çapa yapan köylü kadın için… Kaba kuvvetin sırtını yere getirmek, emeğe kurşun sıkan eli kırmak için… Seherde açan kır çiçekleri, sazın teline vuran mızrap için… Gürrr diye havalanan kuş sürüleri için… Başı dumanlı dağlar, rüzgârda hışırdayan yapraklar için… Kıyıya vurmuş denizyıldızları, kıyıda dalganın titrettiği ölü balık için… Kapkara bulutların ardında gümbürdeyen gökyüzü ve sağanak yağmurlar için!

 

Yazının tamamını okuyun »

Ay ışığı ağıtı


Zelin Artuğ

Balkondayım. Gökte ay, yusyuvarlak. Taş yığını yapılar… Soğuk, nemli bir hava… Aşağıdaki yolda gelip giden arabaların farları… Uzaklarda bir iki köpek havlaması… Kaldırımda yürüyenlerin ayak sesleri ve burnuma düşen bir yağmur damlası… Alt katlarda biri öksürüyor. Yaşlı bir adam olmalı. Öksürmesi, titrek ve ölgün. Ay ışığı da öyle… Ay, kış havasında titrek ve ölgün oluyor. Mevsimler insanlara benziyor bir yönüyle. Ya da belki insanlar benziyordur mevsimlere. İnsanların benzemediği bir şey mi var?

 

Yazının tamamını okuyun »