Anasayfa Anasayfa

Yolculuk – 1


Leman TOGO

dessinenf

 

 

 

 

 

 

 

 

Kendisini çok aradım, hemşerim olduğu için Muğla’da aradım sordum. Bulamadım. İnternetten araştırdım, soyadı değiştiği için yine izine rastlayamadım. Onu kaybettiğimiz haberini aldığımda çok yakınımda bir şehirde yaşamış olduğunu öğrendim. Çok üzüldüm. Birlikte yaşadığımız bu anıyı ona atfediyorum.

Fatma, canım arkadaşım, onu çok severdim. Bursa Öğretmen Okulu’na, Muğla Öğretmen Okulu’ndan dil sınavını kazanarak gitmiştik. Yabancı bir şehirde başka güzel arkadaşlarla birlikte okuyorduk. Mutluyduk, başarılıydık. Fatma sessiz, kibar, güzel ve çalışkandı. Sınıf arkadaşlarımızın hepsi onu çok severdi.

Yatılı okullardaki bayramları orada okuyan herkes bilir. Evleri yakın olanlar gider, uzakta olanlar okulda kalırdık. Az olduğumuz için kaloriferler yanmazdı. Karlı Bursa’da birkaç battaniyeyle yatar, ısınmaya çalışırdık. Bayram sabahları hep hüzünlü ve gözyaşlı olurdu. Müdür babamız çikolatayla gelir, kütüphanede bir sobanın başında toplanan bizlerin bayramını kutlardı. Biz de sırayla onun elini öperdik.

Kurban bayramı yaklaştığında bizi gene bir hüzün sarmıştı. Ailemiz gelmeyin demişti. Oysa tatil uzundu. Sanırım 5-6 gün vardı. O zamanlar tek otobüsle Muğla’ya gidemiyorduk. İzmir’den başka araç bulur öyle giderdik.

Muğla’dan orta okuldan sınıf arkadaşım Sadettin de Bursa Ziraat Okulu’nda okuyordu. Hemşerimiz bir arkadaş daha vardı. İsmini hatırlayamadım, beni bağışlasın. Okula bizi görmeye geldiler. “Kızlar biz eve gidiyoruz, siz de gidecek misiniz?” diye sordu Sadettin. Güvendiğim, sevdiğim, çok şakacı ve dürüst bir arkadaşımdı. Sonradan konusu Muğla’da geçen Dondurmam Gaymak filminde oynadı.

Fatma’yla hemen heveslendik. O zamanlar ailemizden izin kâğıdı olmadan evimize gidemezdik. Mektupla izin kâğıdı istesek gelmesi günler sürerdi. Biz de imzalı boş kâğıtlarımızı doldurur idareye verirdik.
Sadettin bilet bulup geldi. Biz de sevinçle yola çıktık. Fatma ailesine çok düşkündü, ailesine de ona. Evin en küçüğü, kıymetlisiydi. Ona kimse bir şey demezdi ama benim babam kızardı mutlaka.

 
İzmir’e kadar otobüsün en arka sırasında bulabildiğimiz yerimizde sorunsuz geldik. Ancak İzmir’den Muğla’ya gidecek araç yoktu. Otobüslerin çoğu hacılara tahsis edilmiş, Kâbe’ye hacı adaylarını götürmüştü.
Gece oldu, kalacak yerimiz yok. Sadettin ve diğer arkadaşımız devamlı araç soruşturuyorlar. Derken sevinçle geldiler. Muğla’ya gidecek gazete aracı vardı. Küçücük bir minibüs ve oturma koltukları kaldırılmış. İçine her yer için ayrı ayrı iplerle bağlı gazeteleri yığmışlar. Biz gazetelerin üstüne oturacağız. Çaresiz razı olduk.

Bir şoför ve yardımcısı var. Gazeteler baskıdan çıkmış, gaz kokuyor. Yola çıktık. Biz doğruca Muğla’ya gideceğiz sanıyoruz. Oysa araç her il ve ilçeye giriyor gazete bırakıyordu. Uyku iyice bastırdı. Sadettin sağ olsun, bizi endişelendirmemek için şakalar yapıyor. Boyu uzun olduğu için ayaklarını hiçbir yere sığdıramıyor. Biz Fatma’yla birbirimize kaynamışız. Rezilliğimiz anlatılacak gibi değil. Her durduğumuz yerde “İşlee garıştı gızlaa” diyor Sadettin.

Uyanıyoruz, olabilecek bütün kötülüklere karşı hazır oluyoruz. O zamanlar zaten eski yol olduğu için normalde İzmir Muğla arası altı saat. Fatma kucağıma koydu kafasını. Ayrıca soğuk da bir yandan. Ama yolculuğun zorluğundan başka bir sıkıntımız olmadı. Şoför ve yardımcısı iyi insanlardı. Ancak işleri acele olduğu için yemek ve çay molası vermediler. Sanırım yanımızdaki birkaç poğaçayı kardeş payı yaptık. Muğla’ya kaç saatte ulaştığımızı bilmiyorum. Ailemize bu yolculuğu anlatmamıza imkân yoktu.

Çaresiz yalan söyleyeceğiz. Bir yolcu minibüsüyle geldik dedik. Sürpriz yaptık güya. Babam biraz sızlandı, söylendi. Fatma’ya bir şey dediklerini sanmıyorum.

Dönüş yolculuğumuz da çok ilginçti.

 

Gelecek sefere…

 

 

 

 

 

697 okunma
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (5 oy, ortalama: 5,00 / 5)
Loading ... Loading ...

“Yolculuk – 1” için 1 Yorum

  1. zelin artuğ diyor ki:

    Sevgili Leman, yazdığın bu içli ve güzel çocukluk anısıyla bizleri dostluğun o henüz çiğnenmemiş, yemyeşil bahçesinde dolaştırdın. Giderek eksilen ömrümüze bir zamanlar ne yüce duygular sığdırmış olduğumuzu anımsattın. Kalemin hiç durmasın, dost!

Yorum Yapın