Anasayfa Anasayfa

Hamamlıkızık’ta mevsim bahardı (4)


Zelin Artuğ

 

591b13819818c388f4ab80eb83f122c8

 

Cumartesileri öğleye kadar okula gidiyorlardı. Öğleden sonra tatildi. Yarım gün evi toparlayıp, köy meydanındaki bakkaldan ufak tefek alışverişlerini yapıyorlar, pazar gününü de çamaşır ve banyoya ayırıyorlardı.

O cumartesi öğleden sonra iki Nebahat, Gülümser ve Nuran iş bölümüyle temizliğe giriştiler. Mücella’yla Ayfer de siparişleri yazıp, köy meydanındaki bakkala gittiler. Önce oturdukları oda temizlendi. Yaşar, valizinden çıkardığı sofra örtüsünü yere serdi. Katı bir hamur yoğurdu. Bu arada Süheyl de getir götür işinde Yaşar’a yardım ediyor, bir yandan da okul dönüşü ev sahiplerine çarşıdan ısmarlayıp getirttikleri kıymayla mantı içi hazırlıyordu. Hamur dinlenip iç de hazır olunca Yaşar’la birlikte avuç içinde ufak ufak açtıkları hamura kıymalı içi doldurdular.

Kızlar temizlik işini bitirip de hep birlikte masaya oturduklarında yaptıkları mantıyı iştahla yediler. Sofra toplanıp da masaya çaylar gelince Yaşar “Afiyet olsun kızlar!” dedi, “ Oklava olsaydı, ben size oklavayla açardım mantıyı, ama bu defalık böyle olsun, bir dahakine Haççe teyzeden ödünç isteriz oklavasını.” Haççe teyze oturdukların evin yaşlı sahibesiydi. Evin kirasını okul karşılıyordu ödenekten.

İkinci bardak çaylar dolarken Mücella odadan çıktı, elinde büyük bir paketle geri geldi. Merakla Mücella’ya ve elindeki pakete baktılar. Mücella paketi sandalyesinin üzerine koyup açtı. O da ne? Düzgünce katlanmış sekiz adet peştamal. Kızlar hayretle birbirlerine, sonra da hepsi birden Mücella’nın yüzüne baktılar.

“Bunları bize bakkalın hanımı Rüveyda teyze armağan etti.” dedi Mücella. “Annesi dokuyormuş bu peştamalları. Bakkalın bir köşesinde karton bir koli içinde ihtiyacı olanlara satıyorlarmış bunları. Rüveyda teyze para istemedi. ‘Sizlere çocuklarımızı emanet ediyoruz, sekiz tane peştamalın lafı mı olur?’ dedi.” Kızlar keyifle birbirlerine baktılar. Mücella peştamalları birer birer dağıttı kızlara.

Nuran peştamalını giysisinin üzerine doladı, etek ucundan tutup masanın çevresinde döne döne dans etti. Kızlar alkışladılar Nuran’ı. Süheyl, “Yarın da böyle dans edeceksin hamamda, ben anlamam.” dedi. Kızlar bir ağızdan sevinçle bağırdılar: “Yaşasın! Yarın hep birlikte köy hamamına gidiyoruz!” Gülümser “Kızlar, belki de Rüveyda teyze hamamda oğluna kız beğenmek için armağan etmiştir bu peştamalları!” dedi. Kızlar gülüştüler.

e5e6219137db8626c2d99ca1f4f74c97

Pazar günü kahvaltıdan sonra ertesi günkü ders planlarını yapıp öğleye doğru hep birlikte hamamın yolunu tuttular. Hamama, kapısında asma kilit takılı yeşile boyanmış kocaman bir demir kapıdan giriliyordu. Taşlık girişi soğuktu. Giriş duvarlarına çakılmış çivilere birbirine paralel ipler gerilmiş, iplerin üzerine büyük peştamallar serilmiş, bir tür soyunma odacıkları yapılmıştı. Giysiler, duvardaki büyük çivilere asılmaktaydı. Haççe teyzenin söylediğine bakılırsa o güne kadar hiç hırsızlık olayı olmamıştı hamamda. Yine de kızlar tedbirli davranmışlar, değerli eşyalarını evde bırakmışlardı. Soyunup peştamallarına sarındılar, ayaklarına birer nalın takıp sırayla hamama girdiler. Girer girmez sıcak, nemli hava çarptı yüzlerine. Köy kadınları bağıra çağıra konuşmakta, ortalığı çocuk çığlıkları inletmekteydi. Kimi ağlıyor, kimi keyfinden çığlık atıyordu veletlerin. Kızlar içeri girer girmez konuşmalar, uzaktan uzağa laf atmalar bıçak gibi kesildi. Yalnızca çocuk sesleri yankılandı hamamın kubbesinde.

Kızlar birer narin kuğu gibi kurnalara doğru ilerlerken kadınlar ellerindeki tasları yere bırakıp hayranlıkla kızları izlemeye koyuldular.

(Sürecek)

 

 

245 okunma
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 oy, ortalama: 5,00 / 5)
Loading ... Loading ...

Etiketler: , , ,

Yorum Yapın