Anasayfa Anasayfa

Galileo yüzünden bunlar!


Zelin Artuğ (Ü.Ö.G.)

eb8ed4d58b76e9b36c40d2bf321034ed

 

Yeni doğmuş bir bebeğin bakışları dikiz aynasından bakan dikkatli bir sürücünün bakışlarına benziyor. Onun bakışlarındaki keskinlik, hiçbir bilim adamının bakışlarında yok! Bazen yeni doğmuş bir bebeğin, dünyayı gözbebekleriyle içtiğini düşünüyorum. Nasıl ki doğar doğmaz hayata tutunmak için, derin bir yaşama güdüsüyle memeye sarılıyor, hayata karışabilmek için de gözbebekleriyle dünyayı, bütün görüntüleri, ışığı, renkleri, nesneleri içiyor.

Ölüm döşeğinde birinin bakışları da park etmekte olan bir aracın sönmek üzere olan farları gibi ölgün! Belki de her şeyi çok erken fark ediyoruz da yaşadıkça beynimiz bulanıyor, kafamız karışıyor! Yün çilesi gibi… Baştan yolunda giden hayat yumağı, çileyi tutanın ya da yumağı saranın beceriksizliği, bazen de dikkatsizliği yüzünden arap saçına dönüyor! Dolaşıklığı açmaya çalışmak zaman kaybı olunca da ipi koparıp, yeni bir yumak dolamaya başlıyoruz! Hayat böyle bir şey işte!

 

Bu keşmekeşlik içinde en kötüsü, kendi halimizde yaşamaya, yaşamı algılayıp kavramaya, bazen de yaşam adına bir şeyler üretmeye koyulduğumuzda, etrafımızın engizisyon yargıçlarıyla sarılmış olduğunu görmek! Kendi doğrularını dikte etmek için bizi korkutan, bize gözdağı veren, bizde karşı koyma eğilimi gördüklerinde bizi mahkûm etmeye can atan engizisyoncular…

Bunlar her yerdeler! Bazen en yakınımızda, burnumuzun dibinde, yanımızda yöremizde… Ailemizden, arkadaş sandıklarımızdan olabildikleri gibi, iş yerlerimizde, otobüste, metroda, markette, sokakta… her yerde, bir gölge gibi ensemizdeler.

Keşke Galileo, zamanında engizisyon yargıçlarına boyun eğmeseydi! Keşke hiç kimsenin baskısı ve etkisi altında kalmadan dünyayı kendi yeni doğmuş gözlerimizle algılayabilseydik! Keşke engizisyon yargıçlarından yeni haksız sorgucular, Galileo’dan da yeni çaresiz haklılar türemeseydi!

Şairler, bir dalgıç kararlığı ve azmiyle, dünyanın okyanus dibindeki kapılarını; bir kuş özgürlüğüyle de göğün kapılarını arayıp bulma, açma gayreti içindeler.

“(…)
evet, hepsinden kötüsü senin boyun bükmendir
Galileo Galilei
hâlâ da büküyorsun
sen boynunu büktükçe
Galileo Galilei
bil ki
kanıyor dünyanın bütün çiçekleri!”
(A.Kadir Paksoy)

***
İnsan boyun büküyor, yürek kanıyor!

İnsan boyun büktükçe güzel olan her şey kanıyor!

Yetişkinler boyun büküyor, gençlik kanıyor!

Emekçi boyun büküyor, emek kanıyor!

Bilim, sanat boyun büküyor, insanlık kanıyor!

Nazım, o ünlü “Akrep gibisin kardeşim” şiirinde “Kabahatin çoğu senin canım kardeşim!” derken ne kadar haklı olsa da kabahatin çoğu Galileio Galilei’nindi!

Boyun eğmeyecekti engizisyon yargıçlarına!

80 okunma
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 oy, ortalama: 5,00 / 5)
Loading ... Loading ...

Etiketler:

Yorum Yapın