Anasayfa Anasayfa

13 yaşında bir ölüyüm ben…


Elif Eser

 “Konuşamıyorum kimseyle. Konuşma hakkımı elimden aldılar.

Uyuyamıyorum geceleri, pembe rüyalarımı çaldılar… Onlar…”

 

 

viol 

 

Sekiz yıl önce öldüm ben. Yeniden yaşama hakkım varmış gibi bedenimi geri bıraktılar. Neden bıraktılar? Soramadım.

 

Kendimi kimseye ispat edecek halim, gücüm yok. Bilen biliyor ki; beni bulduklarında oturamıyor, titriyor, konuşamıyor, uyuyamıyor, kendime bir tek neden hala hayatta olduğumu soruyordum.

 

Yeniden hayata bağladı beni iyi insanlar. Bu dünyada iyi insanlar da var, dedim kendime. Bir tek kötü amcamlar yok. Kötü amcamlar… Benden geçmişimi, çocukluğumu,  geleceğimi, hayallerimi alıp götürürlerken; bana yaptıklarını sonradan kabuslarımda ben defalarca, defalarca, defalarca yaşarken! Adalet tecelli ettiğinde karşılarına geçip soracaktım: “Elinize ne geçti? Ne istediniz küçücük benden? Sizin kızınız, torununuz var mı? Vardır mutlaka. Şimdi böyle sizin gibi 26 kocaman bıyıklı, kelli felli amcalar toplanıp bana yaptıklarınızın aynısını sizin çocuğunuza yapsalar, ne hissedersiniz? Yaşattıklarınızın aynısını sizin canınızdan çok sevdiğiniz bir varlığa yaşatsalar siz ne yaparsınız? Sizin babalık duygunuz var mı? Hayır, bunun olmadığı şüphesiz! Sizler, geceleri nasıl rahat uyuyabiliyorsunuz? Sizler, insan sıfatıyla anılmayı hak etmiyorsunuz!  Elinize ne geçti, ne istediniz benden?” Soramadım…

 

Yavaş yavaş yeni bir hayata alıştırmaya çalıştılar beni. Bir dizi ameliyat geçirdim. 13 yaşında bir çocuktum ve tüm bir dünya, tüm bir evren, tüm bir insanlık benim küçük omuzlarımın üzerindeydi… Eziliyordum… Doktor ablalar elimden tuttu, terapiye aldılar. Konuşmaya çalıştım onlarla ama… Ne kadar konuşabilirdim yahut, nasıl desem… Anlatmakla anlamak; izlemekle yaşamak arasında derin bir uçurum var…

 

trea_MINAUTORE_ASSIS_AU_POIGNARDBenim yaşımdaki diğer çocuklar bana başka gözle bakmasınlar diye adımı değiştirdiler. Hiç değilse onların göz hapsinden kurtulacaktım. Tutundum o yeni hayata, çok çalıştım, çok uğraştım, evet, bir şekilde oldu ve yeniden bağlandım yaşama… Kitaplara, kelimelere sıkı sıkı sarıldım. En iyi arkadaşım oldu kitaplar ve tek paydaşımdı yazdığım şiirlerdeki satırlar… Yine de… ruhum ve bedenim bana ait değilmiş gibi geldi çok uzun zaman. Şimdi şimdi, ruhum ve bedenimin yarısı benim diyebiliyorum.

 

Sokakta gördüğüm ayakları tutmayan, gözleri görmeyen, her hangi bir uzvu olmayan özürlü insanlardan çok özür diliyorum ama biliyor musunuz sizlerin yerinde olmak isterdim ben! İsterdim; göğsümü gere gere özrümü taşıyabilmeyi, “ben, bu kadarım, yarım bir insanım!” diyebilmeyi. Çünkü bunda utanılacak, aşağılanacak hiçbir şey yok! Ya benim? Neden 26 adamın yaptığı ayıbın, işlediği suçun,  canavarca, insanlık dışı bir eylemin bedelini ben ödüyorum?

 

Adalet yerini bulacaktı. İnanıyordum! Siz, adaleti de mi satın aldınız? Yargıtay 13 yaşında bir çocuğun nasıl kendi rızasıyla böyle bir işkenceyi kabul edebileceğini düşünür ki? Anlamıyorum… Sizin hak ve hukuk sisteminizin, akli dengenizin yerinde olup olmadığından şüphe ediyorum? Soramıyorum… Soramıyorum…

 

13 yaşında bir ölüyüm ben… Önümde koca bir gelecek vardı, onu benden zorla aldınız… Ben hepinize inat yaşamak istiyorum…

 

 

 

Not:  Bu yazıyı bu şekilde kaleme almak benim için gerçekten çok zordu. Her ne kadar empati kurmaya çalışsam da N.Ç’nin yaşadıklarını anlatabilmem mümkün değil biliyorum. Böyle bir davada böyle bir kararı onayan Türkiye Cumhuriyeti Adalet, Hukuk ve Yargı Sistemi’ni eshefle kınıyorum!

 

 

 

Kasım’11

 

elif eser

 

 

 

2.399 okunma
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 oy, ortalama: 5,00 / 5)
Loading ... Loading ...

“13 yaşında bir ölüyüm ben…” için 6 Yorum

  1. yucel diyor ki:

    Tanrının var olduğu sanılan her yerde.. heryerde olur bunlar.. hiç bir başka canlı insandan başka yaşamıyor bu yaşanınları.. ne hukuk, ne adalet… “henüz” tanrıyı “tanıyanlar” tüm bu yaşanaların sebebi.. Elif sağol sana.. duyarlılığına.. bilincine.. ne diyeyim?.. sağol dan başka..

  2. zelin artuğ diyor ki:

    Kadını kasaplık et gibi gören erkek ve kadın “sığırlar”, on üç yaşında bir çocuğu da kasaplık et gibi görürler! Onlar için kurbanın duyguları, yaşadıkları, geçirdiği travmalar hiçbir değer taşımaz! Aslında onlara sığır demek, sığırlara haksızlık olur. Ama mademki onlar da gelişmemiş insanlığın “kurban”ları, şimdilik sığır diyelim de belki bir gün daha uygun bir sıfat bulur bunlara insanlık!
    Ama asıl önemli sorun, bir toplumun yargı sistemini çökertenlerin ve bu çökmeye çanak tutanların N.Ç. ve onun gibi yüzlercesi ile de yetinmeyip, ADALET’i “sığırlar”a peşkeş çekmeleridir!
    Sevgideğer Elif, esaslı bir yazı yazdın, kutlarım seni.

  3. Şerife diyor ki:

    Korkunç,vahşet,utanç verici…:(
    “Tanrı,iradesini hakim kılmak için, yeryüzündeki iyi insanları kullanır.Yeryüzündeki kötü insanlar da,iradelerini hakim kılmak için tanrıyı kullanır.”(Giordano Bruno)
    Bruno beş asır önce engisizyon mahkemesi tarafından işkenceyle yakıldı.
    Sevgili Elif,yüreğine saygı ve selamla.
    Bilinçleri beş asır öncesinden bu güne değin,hiç değişip ,gelişmeyen “pan”bilincinde kalmış,yarı insan yarı hayvan yaratıklar bunlar.
    “Hayvan olmak istiyorsan olabilirsin elbette.Bunun için insanlığın acılarına sırt çevirmen ve yalnız kendi postuna özen göstermen gerek.”(Karl Marx)Kınıyorumm..:(

  4. Şerife diyor ki:

    Zeloş;görsel olarak seçtiğin pan herşeyi Elif’in güzel yazısı kadar öyle güzel anlatmış ki.Seni ve güzel sunumunu kutlamadan edemedim.”İnsanlığın acılarına sırt çevirmeyen” tüm güzel insanlara saygımla..

  5. elif diyor ki:

    Hepinize ayrı ayrı çok teşekkür ederim.

    Görsel olarak yazıya kattığın yorum ancak bu kadar yerinde olabilirdi Can Zelin…

    Genelde, yazılarımı yazdıktan sonra düzeltmek için bir-iki kez, yayımlandıktan sonra da, yayımlandığı sayfada en az bir kez okurum. Yazım hataları, eklemeyi unuttuğum duygu vs kalmış mı diye…

    Bu yazıyı bir kez okudum ve Sevgideğer Zelin’e gönderdim. “Ben” öznesiyle yazarken bile rahatsız edici bir duyguydu benim için. Ama nasıl görmezden gelinebilirdi? Kaldı ki 13 yaşında bir çocuğun yaşadığı dehşeti, hayatının sonuna dek taşıyacağı izleri, kabusu düşünemiyorum.

    Bu ve benzeri tüm olaylar insanlığın yüz karasıdır! Zelin’in de dediği gibi yargının buna çanak tutması ayrı bir sosyoloji sorunu!

    Sevgideğer Şerife; çok haklısın insanlık kendi tarihini tekerrür etmekten usanmıyor! Bu 26 pis canavarı, şahsiyetsiz, insan dışı varlığı linç etmek gerekiyor asıl!

    İnsan ve evrenin tüm canlılarına duyduğum sevgiyi kirleten, içimde öfke ve tiksintiye sebep olan bu tür canavarları ve evet onları Yargılamayan sığ beyinli, gelişmemiş zekalı bir ADALET (!?) sistemini toplum olarak bizler de yargılamalıyız! Ben kendi adıma bu toplumun bir ferdi olarak KINIYORUM, KINAMAYA VE YÜZLERİNE HER FIRSATTA TÜKÜRMEYE DE DEVAM EDECEĞİM!

    Her birinize tüm samimi duygularımla sevgi ve saygılarımı yolluyorum.

  6. yucel diyor ki:

    Yeniden bir yorum..
    Tanrı demiştim Elif.. Tanrı!..
    ne kadar kolayca.. ne kadar… uzatmayayım.. Elif!..
    bin yıllardır..
    şükür.. öbüt taraf adaleti..
    Elif…
    Tanrı dedikleri tüm bunların nedeni…

Yorum Yapın