Anasayfa Anasayfa

Merhametiniz boyunuzu aşmasın


Şerife Karaçayır Mutlu

1a

“İnsanlara kendinizi nankörlüğe mecbur edecek kadar, büyük hizmetlerde bulunmayın.”
(Balzac)

Yaşamın pratiğinde özveri dengesi çok önemlidir. Bu konu pekçoğumuzun başını ilişkiler anlamında derde sokar. İyi niyetimizle, sosyal parazitlerin çıkarcı niyetleri arasına sık sık sıkışırız, nefessiz kalırız; adeta sağlıklı ince çizgiyi tutturabilmek, bilinçli çabamızla mümkün.

 

Olayları koşulların kontrolüne bırakarak, pasif, edilgen tutumlarımız hep bize fatura ödetir. Özverinin dengesini kuramayan, fedakarlık yaptığını (zan)ederek kendini feda eder.

Bir gün kendisini pas pas olarak kapının önünde bulduğunda uyanışa geçer. Herkesin üstüne basıp geçmesinden tozlu yüreği canını acıtır. Acı burda gereklidir, acıyı duymadan uyanışı mümkün değildir (acıyla öğrenme). Oysaki özveri, denge halidir. Özveride bilinç vardır. Özümüzden veririken insiyatif bizim elimizdedir.

İstediğimiz kadarını verir, istemediğimizde hayır demeyi biliriz. Bize hayır diyebilme cesareti veren, feda olma halimizin bilince taşınmış gücüdür (bilinçle öğrenme). Acı ile öğrenmek, öğrenmenin en alt, ilkel düzeyidir, bilince taşıdığımız her davranışımız, acı yerine bilinçle öğrenmenin zevkini yaşatır bize.

Feda(karlığın) içinde geçen, kendini içerleyerek feda edip, sosyal parazitlerin de kâr hedefi olduğumuzu anladığımızda, parazitler yaşamımıza giremezler.

*** 

Mevlana’nın şu sözlere saygıya değer:

“Anladım ki; insanlar susanı korkak, görmezden geleni aptal, affetmeyi bileni çantada keklik,
sanıyorlar. Oysa ki biz istediğimiz kadar hayatımızdalar. Göz yumduğumuz kadar dürüsttürler,
ve sustuğumuz kadar insanlar.”

“Elini verip kolunu kaptıran” sonra da yakınan, ağlayan, şikayet eden insanlar sadece çevresinin başını ağrıtır. Her söyleyemediğimiz “hayırlarımız”,  içimizde bütünlüğümüzü ikiye bölen, çatışmalı insanlar yaratır.

İçimizden hayır demek geliyorsa eğer; böyle durumlarda da hayır diyebilecek öz ve söz birliğinde dürüst olabilmek ne güzel.

İnsani bir duygudur merhamet,
Onu kullanırken dikkat et,
Mutlu olmak için yaparsın,
Sonunda mutsuz olur ağlarsın.
(Şerife Karaçayır Mutlu)

 ***

 Zan, bizi gerçekten uzak tutan bir yanılsamadır.
*Doğum sayılarında “2″ taşıyanlar bu konuya ilgi göstersinler..:))

 

05.06.2011 Antalya Şerife Karaçayır Mutlu

 Görseller:Karin B (quinquabelle-2011)

 

 

Avant nous étions des éxécutants
Nous ne recevions que des ordres,
bref nous ne décidions pas.
meme si tu pensais le bonheur,
meme si tu étais intelligent,
tu ne pouvais rien dire.
On s’en foutait…
Maintenant personne ne peut décider pour nous
Car maintenant, on ne s’en fout plus.

Salif Keita-Folon

Türkçesi:

Önceleri bizler köleydik/Bize ne buyrulursa onu yapardık/kısaca kararlarımızı kendimiz veremezdik/mutluluğu istesen de/ zeki olsan da/ hiç ağzını açamazdın/ hafife alınırdın…/ Şimdi kimse bizim adımıza karar veremiyor/ Çünkü artık şimdi hafife alınmıyoruz. (ZA)

 

new pour martine

NOUVEAU POUR MARTINE

1.894 okunma
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 oy, ortalama: 5,00 / 5)
Loading ... Loading ...

“Merhametiniz boyunuzu aşmasın” için 3 Yorum

  1. Şerife diyor ki:

    “İnsanın özgürlüğü, kendisine yapılanlara karşı takındığı tavrında gizlidir.” (jean Paul Sarte ) İstemiyerek söylediğimiz evetlerimiz, ya da söylemek isteyip söyleyemediğimiz hayırlarımızda , biz özgür değiliz. Özgürlük kendimiz olabildiğimiz cesur davranışlarımızdır.
    Zeloş’um ne kadar güzel sunum ve görseller,harikasın,
    ayrıca bu yazının buraya yolculuğunda verdiğin,zaman ve emeğe en derin saygı ve sevgilerimle,kocaman öpüyorum…:)
    *Salif Keita-Folon’nun,altın sözlerini çevirisiyle bize ulaştıran, bilincine sağlık.İyi ki varsın dostcanım…

  2. zelin artuğ diyor ki:

    “İnsanın özgürlüğü, kendisine yapılanlara karşı takındığı tavrında gizlidir.” (jean Paul Sarte )

    Bu sözü çok tuttum Şerife. Efkan Şeşen’in o güzel şarkısındaki “büyük kentlerin küçük soylularından” bıktığımızda küçük köylere gitmek, o köylerin ulu çınarlarının gölgesinde dinlenmek isteriz. Küçük İşler, benim dostlarımla yarenlik ettiğim, Tharıkof Ane!!! İyi ki altında oturup serinleyeceğimiz bir çınar ağacımız var.

    Ayrıca, Salif Keita’nın Folon adlı o güzel şarkısını ve sözlerini “sınırlı sayıda kişiye” ulaştırmış olsam bile, bunu senin anlamlı sözlerinden aldığım feyze borçluyum. Küçükişler okurları şanslı:)) Çünkü bizler “küçük işler”e baksak da karafakiden akıyor, semazenler gibi bulutları ve toprağı avuçlarımızda taşıyoruz.

    “Büyük kentlerin küçük soyluları” şanslarına küssünler :) )) Bizler sınırlı sayıda olsak da vardık, varız, var olacağız. Sevgiyle…

  3. Şerife diyor ki:

    Bizler az bulunan çoklarız sevgideğer, asırlık bir çınar ağacının yapraklarında ellerimiz, yeni doğan bir bebenin ilk çığlığıyız, ardıç kuşunun içinde sakladığı tohumunda, kardelenin toprağı iten gücünde, Tharıkof sofrasının yaprağı Ane’nin damarlarındayız, biz umuduz, sonsuz sevgimle can…Yakalım semaveri, demleyelim yarın doğacak güneşin kızılını..

Yorum Yapın