Anasayfa Anasayfa

Dadaizm


Küçük İşler

 

DADAİZM:

 

c (9)Dada, Dadaizm veya Dadacılık I. Dünya Savaşı yıllarında başlamış kültürel ve sanatsal bir akımdır. Dada Dünya Savaşının barbarlığına, sanat alanındaki ve gündelik hayattaki entelektüel katılığa ve erotizme bir protesto olmuştur. Mantıksızlık ve varolan sanatsal düzenlerin reddedilmesi Dada’nın ana karakteridir.

Jean Arp, Richardo Hülüsenbecktrapovlack, Tristan Tzara, Jacques Magnifico, Marcel Janco ve Emmy Hennings’in aralarında bulunduğu bir grup genç sanatçı ve savaş karşıtı 1916 yılında Zürih’te Hugo Ball’in açtığı kafede toplandı. Dada bildirisi de burada açıklandı.

Dada isminin nereden geldiği konusunda kesin bilgi olmamakla beraber Fransızca ’da oyuncak tahta at anlamına gelen “Dada” bu kişilerin yarattığı edebi akımın ismi olarak seçildiği yönünde bir görüş vardır.

Bu akım, dünyanın, insanların yıkılışından umutsuzluğa düşmüş, hiçbir şeyin sağlam ve sürekli olduğuna inanmayan bir felsefi yapıdan etkilenir. Birinci Dünya Savaşı’nın ardından gelen boğuntu ve dengesizliğin akımıdır. Dada’cı yazarlar, kamuoyunu şaşkınlığa düşürmek ve sarsmak istiyorlardı. Yapıtlarında alışılmış estetikçiliğe Karşı çıkıyor, burjuva değerlerinin tiksinçliğini,pisliğini,iğrençliğini,berbatlığını,rezaletliğini vurguluyorlardı.

Toplumda yerleşmiş anlam ve düzen kavramlarına karşı çakarak din ve biçimde yeni deneylere giriştiler. Çıkardıkları çok sayıda derginin içinde en önemlisi 1919-1924 arasında yayınlanan ve Andre Breton, Louis Aragon, Philippe Soupault, Paul Eluard ile Georges Ribemont-Dessaignes’in yazılarının yer aldığı dö Litterature’dü. Dadacılık 1922 sonrasında etkinliğini yitirmeye başladı. Dadacılar gerçeküstücülüğe (sürrealizm) yöneldi.

 

b (19)

 

 

NEDEN DADA?

 

Dadaizm akımının yaratıcıları akımın ismini koymakta sözlükten yararlanmışlardır. Rastgele bir sayfa açan ve fransızca çocuk dilinde tahta at anlamına gelen bu kelimeyle karşılaşan sanatçılar da akıma Dadaizm, Dadacılık adını vermişlerdir. Akımları edebiyatımızla karşılaştırıldığında Cumhuriyet Sonrası Edebiyat Döneminde ortaya çıkan ‘Garip’ topluluğuyla normları tanımamak, tabuları yıkmak gibi benzerlikler göstermektetir. (vikipedi)

 

3.493 okunma
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (2 oy, ortalama: 5,00 / 5)
Loading ... Loading ...

“Dadaizm” için 4 Yorum

  1. zelin artuğ diyor ki:

    Çok konuştuk!

    Bazen boş konuştuk, bazen boşa konuştuk…

    Bebeler konuşsun artık!

    En azından onlar, dadaist olmayı başarmışlar.

    İZMler öldü; yaşasın bebeler ve dadaizm!

  2. Şerife diyor ki:

    Zeloş sevgideğeri,
    bu dilin adı YILDIZ Dili..
    Bazen,rastladığım bir çocukla konuşurum,aynen videoda ki çocuklar gibi,bir çocuk bulduğumda,ben de karşıda ki çocuk olurum,çocuk önce dikkatle bakar gözlerime,anlamya çalışır,sonra bakar ki kendi dilini konuşuyorum,başlar gülmeye..:)) ve kahkahalarla konuşmaya devam ederiz,keşke böyle bir anı görüntülemiş olsaydım,harika bir film çıkardı ortaya..Ha şunu söylemeyi unuttum;konuştuğum çocuğun,hangi ulus ya da milletten olduğu fark etmiyor,her ulustan aynı sonucu alıyorum,duygular adına…Ben bu dili kedim Şirinle’de,köpeğim Petoş’la da,konuşuyorum.Aldığım sonuç,duygu açısından aynı….Yani kısaca EVRENİN DİLİ SEVGİ (Şiir kitabımın adı biliyorssun)…EMEĞİNLE bizi şenlendiren yüreğine saygımla,sevgimle.

  3. zelin artuğ diyor ki:

    Şeri,

    Yazdıkların beni nerelere götürdü…

    Eğer küçük çocuğun ebeveyni kaz kafalı biriyse ve seni çocuğa “iğneci” diye takdim ederse yine şen kahkahalar atabilir misin çocukla? Bu da mümkün belki… ama önce anasını, danasını ve de bilimum sülalesini kaf dağının ardına göndermen gerek! Sonra çocuğu “inneci” olmadığına ikna etmen…

    Ben rastladığım çocuklarla genellikle konuşmuyor, bakışıyorum. Hipnotize olmuş gibi bakarlar. Annelerinin kucaklarında… pusetlerinde… otobüste… nerede olurlarsa olsunlar, dikkatle izlerler kendilerine ilgi gösteren büyükleri. Bazen başka yana bakarmış gibi yapıp yan gözle, ya da otobüsün camından vb. izlerim onları. Yine bakarlar. Benim de onlara baktığımı, dahası, sevgiyle baktığımı hissettiklerini düşünürüm.

    Gülümsediklerinde ise, aslında içten gülümsemelere karşılık verdiklerini düşünüyorum.

    Evrenin Dili Sevgi… Sevginin dili, Şerife… İyi ki varsın, ARKADAŞ!

  4. zelin artuğ diyor ki:

    BEBEKLERİN KONUŞMASININ ÇEVİRİSİ (tercümesi):

    - SEN BENİM ÇORABIMIN TEKİNİ GİYMİŞSİN. ONU ÇIKAR AYAĞINDAN, VER BANA!

    -NE MALUM SENİN BENİM ÇORABIMIN TEKİNİ GİYMEDİĞİN!!! BU LACİVERTLERİ BANA ALMIŞLARDI; TEKİ SENİN AYAĞINDA!

    -ÖYLEYSE NEDEN ÖTEKİ AYAĞINDA KAHVERENGİ ÇORAP VAR AKILLIM?

    -SEN BENİMKİNİN TEKİNİ ALINCA BEN DE SENİN KAHVERENGİLERİNİN TEKİNİ GİYDİM!

    -HADİ CANIM, UYANIK, SEN DE! VER ÇORABIMI! AYAĞIM DONDU!

    -BEN ÇORABIMI NASIL ÇIKARAYIM TEK BAŞIMA! ANNE GELSİN, ÇIKARSIN!

    -ONU, BENİMKİNİ GİYERKEN DÜŞÜNECEKTİN!

    -ÇOK AKSİSİN OLUM, ÇOK AKSİSİN! ANNEMİZİN KARNINDA DA HEP BÖYLE MIZIKÇILIK YAPIYORDUN!

    -Bİ DAKKA… MAMA!

    -NE MAMASI?

    -BU DOLABA MAMA KOYUYORLAR!

    -LAFI KARIŞTIRMA ŞİMDİ, MIZIKÇI, HADİ ÇORABIMI VER!

    -SENSİN MIZIKÇI!!! GİDİYORUM BEN, ÇEKİL ÖNÜMDEN!

    -NE GÜZEL KONUŞUYORDUK ŞURADA, GİTME! GİTME! GİTME!

Yorum Yapın