Anasayfa Anasayfa

Silahla oyun olmaz!.. Silah, öldürmek içindir!..


Muzaffer Tokmak

 

Tüfek İcat Oldu Türler Azaldı

 silah-1

 

Son günlerde silah taşıma ruhsatı  verilme yaşının 18’e indirilmesi konusu Meclis gündemine gelmiş, kamu oyunun baskısı sonucu Meclis’te geri alınmıştı.

İnsanlarımızın silah taşımayı istemelerinin ilk bakıştaki nedeni ister kendini koruma güdüsü olsun ister  savunma güdüsü, nihai amaç ve hedef, saldırganlık ve öldürmektir.

 

Özellikle ateşli silahlar öldürücüdür. Çünkü bu silahların üretilmesinin nedeni öldürmektir.

Yurdumuz insanı sorunludur, heyecanlıdır, yaşadıklarından dolayı streslidir, duygusaldır… Öfkelidir, heyecanlıdır, korkaktır, çekingendir…

Yurdumuz insanının niteliklerini saymakla bitiremeyiz. Şiddet eğilimlidir…Kısaca, insanımızın psikolojisi bozuktur.

Silah meraklıları da çoğunluk bu tiplerdir.

Kim olursa olsun, böyle birinin eline ateşli bir silah tutuşturduğunuzda, günün biride sudan bir sebeple silahını ateşleyecektir. 

Tuttuğu takım maçı kazanmış, sevinmiştir… havaya ateş açarak  kutlayacaktır.

Bir yakını düğün yapıyordur, havaya ateş edecektir.

Basından örneklerini okuyoruz ya da yaşıyoruz. “Maç sonrası  bir maganda havaya ateş açtı, balkondaki genç kız öldü.”…vb.

Hedef gözetmeksizin ateş etmek bile onlarca insanın yaşamını yitirmesine neden olabiliyor.

 

***

İşte, başımdan geçen küçük bir olay…

Hem gülünç, hem trajik!.. 

Bir gün apartmanın önünde bir adamla karşılaştım. Adamın yüzüne bakarak, apartman kapısına doğru yürüdüm.

“Günaydın!” diye selamladım adamı.

Adam  selamımı almadan önce şöyle dedi bana:

“Ne yalan söyleyeyim!.. Senin bana baktığını görünce, elimi silahıma attım!.. Hatta tabancamın horozunu da çektim!.. Seni vurmayı düşündüm!… Ama sen selam verince, rahatladım.”

“Düşmanın mı var yoksa?”diye sordum.,

“Düşmanım yok  da bizi düşman belleyenler var!” dedi.

Silahlı adama iyi günler dileyip, apartmana girdim.

***

Davut bey  adlı bir arkadaşım var, seksenli yaşlarda…

Bir gün yolda karşılaştık. Bir çay bahçesinde çay ısmarladı bana.

Sağlığını sordum.

“Sağlığım iyi de çok unutkan oldum.”dedi. “Her şeyi unutuyorum. Bütün yaşadıklarımı… arkadaşlarımı… adlarını unutuyorum. Geçmişte yaşadıklarımdan unutamadığım tek bir şey var!”

Meraklanıp sordum:

“Nedir o unutamadığın şey?”

Anlattı:

“Yaşlanıncaya kadar yaz demeden… kış bahar demeden  ava giderdim. Keklik, ördek, kurt, çakal, tavşan, tilki… ne bulursam avlardım.. Bir gün bir tilki vurdum. Yere düştü!… Kıpırdamadan yatıyordu. Ölüp ölmediğini anlamak için yanına gittim. Baktım nefes alıyor, çizmemin burnu ile tilkinin karnına dokundum. Tilki çevik bir hareketle çizmenin burnuna dişlerini geçirdi. Ayağımı çekiyorum, bir türlü bırakmıyor. Tüfeğimin  namlusunu karnına dayayıp tetiğe bastım. Çizmemi bıraktı, hayvan. Ölmüştü!…”

Yaşlı adam, sözünün burasında, derin bir iç çekti:

“Şimdi her şeyi unutuyorum. Ama, her akşam yatmadan önce o tilki geliyor aklıma…üzüntümden kahroluyorum!…İşte bunu hiç unutamıyorum. Ne vicdansızlıkmış meğer!… Sanki tilki benden her gece hesap soruyor!.. Cezalandırıyor beni!…”

***

Blognot: Uzun zamandır yazamıyordum, sevgideğerler… Ama bilesiniz ki, her gün… hiç aksatmadan, keyifle Küçük İşler’i izliyorum.

 

Muzaffer Tokmak, Aralık 2010, Ankara

 

 

 

1.149 okunma
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 oy, ortalama: 5,00 / 5)
Loading ... Loading ...

“Silahla oyun olmaz!.. Silah, öldürmek içindir!..” için 7 Yorum

  1. isa batumlu diyor ki:

    Merhaba,

    Yüreciğinize sağlık..

  2. Muzaffer Tokmak diyor ki:

    Teşekkürler İsa Batumlu arkadaşım.

  3. zelin artuğ diyor ki:

    Sevgideğer dost,

    Uzun zamandır yazamıyordun, çünkü uzun zamandır THARIKOF topluyordun bizim ANE (sofra) için!…

    Bu yazıyı dün gece geç vakit yayımladım. Ancak o zaman fırsatım oldu. Sabah ilk işim, uyuklayarak otobüs süren şoförler gibi yayımladığım bu yazıya bakmak oldu. Bir kez daha okudum. Benimle birlikte biri daha vardı yazıyı okuyan. Arkamda, ayakta dikilmiş, okuyordu. Yazı bitince dönüp arkama baktım. Ağlıyordu. “Tilkiye ağlıyorum!” dedi.

    Birlikte ağladık!

    İnsanın vahşetine… Duyarsızlığına… Bilgisizliğine… Öyküdeki yaşlı adamın aksine, vicdansızlığına… vurdumduymazlığına!..

    Katliamlara ağladık!..

    İyi ki döndün dost, yeni insan öyküleri bekliyoruz sofraya..

  4. Muzaffer Tokmak diyor ki:

    Sevgideğer Zelin, yazıyı yayımladığın için teşekkür ederim. Son günlerde bende takıntı haline geldi. Yeryüzü yalnızca biz insanların değil, bütün canlılarındır; ama biz, bizden gayrı tüm canlıları yok ediyoruz. Mücadelemiz yalnız ve yalnız sınıf mücadelesi olmamamalı. Türleri değil yok etmek, türleri korumalıyız, onların yaşam ortamlarını iyileştirme konusunda da mücadele etmeliyiz, diye düşünüyorum.

    Tilki hikayesi ile de sevgideğerlerin yüreklerine seslemek istedim. Tekrar teşekkürler.

  5. zelin artuğ diyor ki:

    Çok önemli bir noktaya değindin Muzaffer. Mücadelemiz yalnızca sınıf mücadelesi değil elbette.

    Ne var ki, sınıf mücadelesi kazanıldığında, doğayı yok eden… dünyanın sonunu hazırlayan kapitalizm al aşağı edilecek ve bütün iyi canlılar, bu büyük beladan kurtulacak!

    Türlerin korunması, onların yaşam ortamlarının iyileştirilmesi, bu sömürü sisteminde mümkün değildir!

    Sen yaralı bir kuşu, yavru bir kediyi evine alır, tedavisini yapar, bakar, besler, büyütürsün… öte yandan BENCİL GELİŞMEMİŞLER işlerini yedi sülalerine yetecek kadar büyütmek… kuracakları tavuk çiftliklerine yol açmak için bir mikrop yayar, binlerce.. hatta milyonlarca kanatlıyı itlaf ederler! Binlerce hektarlık ormanı da kendi adi emellerine ulaşmak için yaktıkları gibi!!!!

    Bir doğa aşığı, bir hayvansever.. bir insansever olarak söylediklerine bütün yüreğimle katılmakla birlikte, TÜRLERİ KORUMAK adına da sınıf mücadelesinin önemini bir kez daha vurgulamak istiyorum.

    Adına ne dersen de, sevgideğer dost!

    Sınıf mücadelesi… de!!

    KIZIL ISRAR! de!…

    Doğayı yeniden kazanmak, de!..

    En içten sevgilerim ve selamlarımla..

  6. yucel diyor ki:

    Yine aklıma Boncuk geldi (Köpeğim).. yitti gitti iki yıl önce.. ilgimi hep çekti onu severken doğal uzantılarını(tırnaklarını) hemen içine çeker pamuk gibi hale getirirdi.. Çocuk mu gördü :) nasıl sevinir nasıl sevinir di!.. tıpkı bana benzerdi!..yavruyken geldi yanıma beraber çok şey öğrendik.. o bana daha çok şey öğretti.. yazınız iyi canlı yazısı.. sevgiler, saygılar

  7. Şerife diyor ki:

    Sevgideğer arkadaşım,
    gerçekten yüreğimize dokundu.Yüreğinize sağlık,harikaydı…:)

Yorum Yapın