Seyyah
Elif Eser
II
Oh, hızla çıkıyorum otel kapısından. Güneş neredeyse tepeme yükselecek. Hava şimdiden çok sıcak, ısı birden yüzüme çarpıyor. Ortalık halâ sessiz. Kuş sesinden başka ses duyulmuyor etrafta, bir de çarşıda işi olan birkaç kişinin bisiklet pedal sesi. Bakıyorlar, bana ve geldiğim yerin plakasını taşıyan arabama. Alışıklar. Burası yol geçen kenti olmuş. Üniversite biraz hareket katıyor şehre, yaşlılar azınlıkta kalmış. Doğa kucağına çağırıyor beni. Köyümün fısıltısını duyuyorum kulağımda, rüzgâr kokusunu taşıyor burcu burcu. Az kaldı. Akşama kalmaz, varırım…








