Anasayfa Anasayfa

Çok mütehakkim hareketler bunlar…


Zelin Artuğ

 

2917Çadır tiyatroları, yerini Orta oyununa bırakmış! Biletler bedava! Az önce TV’de izledim birini daha… Haber spikeri kılığında Meddah! O ne sevimlilik, o ne yapmacıklı cilve öyle! Eskiden haber spikerleri büyük bir ciddiyetle ve tarafsızlık içinde okurlardı haberlerini. Akşam ezanı okununca, “Allah kabul etsin!” falan demezlerdi. O görevi din adamları yerine getirirlerdi. Bir din adamının duasıyla iftar açılırdı. Tiyatro da olsa, alışmamışız ya şaştım da kaldım!

Çadır tiyatrolarının iç dekorunu hiç görmedim. Başkaca görmeyenler de pek azımsanacak sayıda olmasa gerek. Daha dün denecek kadar yakın bir tarihte, kocaman kocaman çadırlar kuruluyordu, panayır çadırı gibi. İbadet gizlidir ya, oruç açma da ibadetin bir parçası olduğuna göre, boy boy ilan verilse de o çadırların içinde, az çok gizli sayılıyordu “yoksul”un iftar açması… “Yoksul”a iftar açtıran “dindar”lar!

Bu anlattıklarım, “on bir ayın sultanı ramazan”da şimdiye dek izlediğim çadır tiyatrolarının dış mekan sahneleri…

Derken, şeffaflık modası, tiyatroları da sardı ve oyuncular, oyunlarını şeffaf ortamlarda, sokak.. mahalle aralarında oynamaya başladılar. Bol figüranlı orta oyunları! Bu oyunlarda sergilenen ibadetin de gizliliği kalmadı.

Çocukları da unutmamak gerekiyordu! Çocuklar için de çocuk tiyatroları var, artık. Kuklalar, atlıkarıncalar ve doyasıya eğlence ortamlarında, sahneye uygun kostümler giydirilmiş çocuklar, ilahiler eşliğinde eğleniyorlar. Evet… eğleniyorlar.

***

Alan var, alamayan var… Yiyen var, yiyemeyen var denilirdi eskiden…Uluorta sofra kurulmazdı çok özel günler dışında. Hatta ramazan aylarında kapılarını seferilere, oruç tutmayanlara ya da tutamayanlara açan lokantalar, pencerelerini gazete kağıtlarıyla kapatırlardı. Bu, tok olanın aç olana saygısıydı. Aslında biraz da korku vardı işin içinde dersek, gerçek inananlar da alınır; o nedenle konuyu fazla dağıtmamalı.

Neyse… artık bu orta oyunlarını TV’den izleyen yurttaşların zeytin ekmekle oruç açanları bile tiyatro sahnesindeki iftar mönüsünü biliyor! Bir de biz hatırlatalım.

Mercimek çorbası, tas kebabı, pirinç pilavı, tulumba tatlısı!

Oyuncular ihya oldular! İhya olmaya devam etmekteler! Hava bedava… su bedava… Çeşmelerin musluklarından şerbetler akıyor, böyle bir refah dünyanın neresinde görülmüş!

Ama… seyircinin aklına da şu sorular takılmakta:

Bu değirmenin suyu nereden geliyor? Suyun kaynağına su nereden geliyor? Bu orta oyuncuları ve yönetmenleri, sergiledikleri oyunlardan sağladıkları kazançlarına karşılık kime ne kadar vergi vermekteler?

Yoksa bütün bu “faaliyetler”, her zaman olduğu gibi yoksulun zeytin ekmeğinden kesilen paralarla mı yapılıyor?

Ve son soru:

Kim(ler) bu gidişata DUR! Diyecek?

 


 

Zelin Artuğ, 2010 Ağustos, Yeryüzü

 

 

Blognot: Gazeteci yazar Umur TALU’nun 26 Temmuz 2010 tarihli yazısından bir alıntıyla bitirmek istedim bu yazıyı:

 

Hakim”i biliyorsunuz zaten.

“Mütehakkim” ise “tahakküm eden” oluyor.

Bilmez olur musunuz?

Sadece bazılarını diğerlerinden ayırıyorsunuz, o kadar.

Oysa her tahakküm eden tahakküm eder!

Belki size, belki ötekine, belki hepinize.

Hakkınıza, hukukunuza, fikrinize, ruhunuza, kişiliğinize, kimliğinize, hayatınıza, hayatiyetinize, haysiyetinize!

Hakimi bile katı tahakküm altında olan sistemde, bireyler rehine gibidir Hocam!”

http://www.haberturk.com/yazarlar/535978-hakim-ile-mutehakkim

 

 http://blog.milliyet.com.tr/Cok_mutehakkim_hareketler_bunlar/Blog/?BlogNo=259679

Bindik bi alamete, gedeyoz gıyamete-Cem Karaca

294 okunma
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (4 oy, ortalama: 5,00 / 5)
Loading ... Loading ...

“Çok mütehakkim hareketler bunlar…” için 4 Yorum

  1. yucel diyor ki:


    DİN!…
    Ne demeli?..
    çok sözler mi?.
    yok!..
    sen..senin gibiler .. sonra!..
    sonra?..
    henüz ..
    seni severim zelin..
    iyi yazdın..
    sevgiler, saygılar

  2. Şerife Mutlu diyor ki:

    Nerde o eski ramazanların güzellikleri,babacığımın aldığı iftarlık badem şekerlerini,annemin,beş kardeşe eşit sayıda dağıttığı, iftarlıkların,usuma kaydettiği hakca paylaşım duyguları,ibadetlerin show olmadığı,içtenlik ve güzelliklerin bozulmadığı günler desem,”dün dünde kaldı cancağazım” diyor Mevlana….
    “Bindik alamete gidiyoruz kıyamete “ama KIYAMET iyidir,(KIYAM-AYIKMA) kıyamet ön AYIKMA -DIR.Haydi iyi ayıkmalar olsun,yüreğine sevgimle,kalemine saygımla…İÇTENLİKLER Zeloş can…

  3. zelin artuğ diyor ki:

    Sevgideğer Yucel,

    Bütün dünyanın bağrına bastığı bir müzik dehasının… Fazıl Say’ın bütün çalışmalarına “ödenek yok!” gerekçesiyle taş koyan zihniyet, elli bin kişilik açık hava iftarı için ödenek mödenek dinlemiyor! Bir yanda kendilerine uzatılan mikrofonlara otuz iki dişi meydanda “iftar soframız çok zengin” diye övünen kimseler, öte yandan dört çocuğuna aş sağlayamadığı için intihar eden garibanlar!

    Ama en acısı da ne biliyor musun? İnsanlar gölgelerinden korkar hale gelmişler baskılar yüzünden. Toplum, kendini ciddiye alanları değil de, kepaze edenleri ciddiye alıyor! Kendilerine dokunmayan yılan, bin yaşasın!

    Meydan, gözü dönmüş meydancılara kalmış! Gelişmemişler, salya sümük saldırıyorlar düşünen.. gelişmiş insana!

    Baskılar yüzünden!

    Toplumun düşünen insanları, üzerlerindeki ölü toprağını bir an önce silkeleyip birlik olmalı! Cehalete ve karanlığa karşı örgütlenmeli! Böylesine koyu bir karanlıkta, el yordamıyla çıkış yolu bulunmaz!

    Sevgi ve saygıyla…

  4. zelin artuğ diyor ki:

    Şerife sevgideğeri,

    Yeni şeyler söylemek gerek, elbette… Eskinin, geri kalmışlığın döküntülerini toplayamıyoruz ki yeni şeyler söyleyelim. Bir adım ileri atıyoruz, iki adım geriye çekiştiriliyoruz durmadan! Bu uyuşturma, çıkar çevrelerinin işine geliyor. Bu işin farkında olanlarsa bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın noktasına getirilmişler 30 yıl öncesinin acı deneyimleriyle!
    Böyle giderse, bu halk 12 eylülün baskıcı rejimini mumla arayacak noktalara gelecek! Ben buna irticanın cicim ayları diyorum. Dilerim, gelecekte açık hava şölenlerinin yerini, açıkhava daraağaçları almaz! Dilerim, komşuda pişen, bize de düşmez!
    Sevgimle, saygımla, özlemle can dostum.

Yorum Yapın