Anasayfa Anasayfa

Sayfa 4 / 5«12345»

Mayıs 2010 için Arşiv

Yüzleşme


Elif Eser

 

prey2

Onunla ilk karşılaşmamızı unutamıyorum. Hafızamdan defalarca çıkarıp atmaya çalıştıysam da bunu bir türlü başaramadım. Ne zaman yeniden hatırlasam, -kendini anımsatacak bir yol bulsa- aynı sıcak Temmuz öğlenine geri döndüm. Belki de bazı şeyler gibi onu da unutmam veya hayatımdan söküp atabilmem için zaman denen mefhum gerçekliğe gereksinimim var. Neticede onunla tanışmak, hayatın karşısındaki ilk büyük yenilgimdi diyebilirim.

 

Yazının tamamını okuyun »

Sorarlar!…


Yucel Evren

revolution

Sorarlar!…
Bir gün…
hesabını…
Mayısların.
1′ini
6′sını..
Yazının tamamını okuyun »

38 yıl sonra!..


Yucel Evren

denizg

Erozyonu önce yüreklerde sonra beyinlerde yapacaksın ki şaşkına dönsün diyor üst yapı; varolan tüm araçlarıyla..

Otuz sekiz yıl öncesi gibi tıpkı heyecan lazım…. Herşey süt liman olunca, hem de hiç bedel ödemeden…utanmadan Otuz sekiz yıl öncesini pohpohlamak lazım…
İdama karşı çıkmak için bir otuz sekiz yıl lazım!…
Korku geçince konuşmak lazım!..

Yazının tamamını okuyun »

Batmaya başladıkları zaman…


Yucel Evren

 

Concerto d’aranjuez joaugin Rodrigo – Efkan Şeşen
   

denizgezmis 

Demişti!..
Eskiden…,
Ekledi!..
Hırslarından titreyecekler..
Yaşadıkça…
Korkularından…

Yazının tamamını okuyun »

Mask


Elif Eser

erhard-stiefel-le-maitre-des-masques,M30878Toz halindeki alçıyı bir kaba koydu. Bir spatula yardımıyla sürahideki suyu yavaş yavaş karıştırarak alçıya iyice yedirdi. Hamur kıvamına geldiğinde durdu. Eldivenleri taktı. Sehpayı kanepenin yanına getirdi üzerine ayaklı bir makyaj aynası yerleştirdi. Yere, aynanın karşısına oturdu. Streç paketleme ambalajını yüzüne sardı. Burnunu açıkta bıraktı. Kireç beyazı alçıyı sürmeye başladı. Önce alnı, sonra yanakları, çenesi, burnu (burnunun alt kısmına nefes alabilmesi için sürmemişti), ağzı ve en son gözlerini kapatıp, kapalı göz kapaklarının üzerine koyu kıvam alçı hamurunu sürdü, iyice sürdü. Bu ilk denemesiydi. Başarıp başaramayacağını bilmiyordu.

Eldivenleri çıkarttı. El yordamıyla sehpaya koydu. Her şeyi öylece bırakıp yavaşça kanepeye uzandı. Saatlerce gözleri kapalı yattı. Tıpkı bir ölü gibi. Gömülmeye hazır bir ölü. Mezarına yerleştirilen bir ölü yalnızlığında ve soğukluğunda, elleri; biri göğsü üzerinde, diğeri hemen onun altında, bacakları bitişik, kıpırtısız, öylece saatlerce kaldı. Uyuya kaldı sonunda. Uyandığında yüzündeki alçının donduğunu hissetti. Gözlerini açmadı.

Yazının tamamını okuyun »

Düşle gerçeğin sınırındaki “dost”!..


Zelin Artuğ

dostlar 

Bahar geldi. Yol boylarındaki ağaçlar, bakımsız çocuklar gibi kavruk, solgun… Düş tarlalarındaki ekinler, susuzluktan kurumuşlar.
Gerçek, gerçek değil ; düş kurmaksa yasak!

Yazının tamamını okuyun »

Oleeyyy!…


küçük işler

 

DSC_0036-445x298

 

Yazının tamamını okuyun »

Neden terk eder?..


Yucel Evren

 

yalnızlıkTerk etme duruşunun içinde epey birikim var…

Sevgiliyi, hayatı… Okumayı neden terk eder?…. Yazmayı, okulu… İşi… neden terk eder insan?…

Bir protestodur terkin ana amacı.. çekip gitmez, terk eder… Aşkını , işini, okulu…..

Yenilgi midir?… Hayır ! hiç bir terk yenilgi değildir özünde, hiç bir terkin sonucu bilinemez… terk eden bilir ancak sonucu.. terk edilense adı ne olursa olsun.. terk edilmiştir.

Neden terk eder insan?…

 

Yazının tamamını okuyun »

Evrenin dili sevgi


Şerife Karaçayır Mutlu

 

graine_affection_accueil

Şiir ve seslendirme: Şerife Mutlu-Müzik: Biset
 

 

Yazının tamamını okuyun »

Yazamamaktan Şikayetim var!


Elif Eser

 

277_SJBphoto
Upuzun bir bekleyiş bu. Öyle hemen geçecek türden değil. Dağarcığındaki kelimelerin seni sensizliğe/sessizliğe terk ettiği, eline almak istediğin her kelimenin yeşil ve ışıltılı birer baharken avuçlarında solup eylül kırığına ve hışırtısına dönüşmesi hayret verici! Fakat öyle!

Sonsuzmuş gibi gelen bir bekleyiş bu. Belki birine, bir sevgiliye, bir sıcak dost yüreğe ilintilenebilir, -illa bir isim vermek gerekmese de-, adlandırılabilir; uzay denebilir mesela. Mesela imge, ütopya, sıla, gurbet de denebilir… Anlamlı veya anlamsız olması, yakışması ya da yakışmaması hiç önemli değildir. Demek istediğim; bekleyişin sonunda bir vuslata ermek olacaksa şayet, biliniyorsa bekleyişin başından itibaren kavuşmalarla nihayete ereceği…
Ee-evet! Olasıdır, muhtemeldir. Fakat değil işte! Bu bekleyişin herhangi bir amacı, başı, sonu, adı, sanı, kimliği, kimliksizliği, somutluğu, soyutluğu, varsıllığı yok!

Yazının tamamını okuyun »