Anasayfa Anasayfa

Mavi yazma bağlama!…


Yucel Evren

BWSIM2~1

Duymadı… !

Sanmak farklı… Ama beklemek zorlu… Nasıl da endişeleniyor.
“Bir şey oldu mutlaka!… Olumsuz düşünmek mi gerekli hem de tam bu sırada…”
Hızla dönen bir çark gibi!…

Nasıl anlatmalı acaba?… Nelerden söz etmeli rahatlaması adına… Belki tam şu sırada hayatının sonunda.. Birikimin adına yalvarmak mı gerek.. garip değil mi?… Henüz sıcaklığı bile yok oysa!…
Bir kutsal kitap olsa… Sayfalarının ortasında yazsa…. Çıkarıp verecekti ona oku ve rahatla… Önemsemen bu denli yoğun oysa!..
Adları hiç fark etmedi!…

Sıkıntıda… zorda… ya da hasta!.. İnsan canı taşımakta. Kollarını yukarılara da açmadılar. Kederleri keder, sevgileri sevgi gibi görmek dışında… Can sesine kulak vermek, dedi… Ne! Gölgesi gibi mi?… Önemli miydi izafi güzelliği?… İki elinin arasında kafası, dolaşıp yardım edilemez ki… Sunduğu çözüm adına… paylaşma adına.

cezaeviMadalya kazanmak uğruna!…
Değildi… Özeleştiri yaparken de bilincine takılacak bir madalya istemedi… Tıpkı sevgi gösterisi gibi değildi… Gösteriyi yapmaktan hep çekinilmeli öyle değil mi?…
Henüz bildiğimiz, sıkıntı karşısında; kendinden vermekti… İçtenliği o sıkıntıdayken, yemek bile yiyememek gibi.. Oysa o yiyebilirdi… Uykusuz geçmeli bir sorun karşısında gece… O uyuyabilirdi… Sevgi adına.. paylaşma adına bu küçücük bedeli ödememeli miydi?…
Bir çift göz yakınlığında olmadı belki… yan yana… tarlada, makine parkurunda… bir park sırasında… deniz kıyısında… tanımadığı, selamlaşmadığı bir çift göz için bile aynı endişe miydi?…

Bir mahalle kavgasında haksız yere üzerine çullanılmış biri gibi hissetmek… Bilinçli bir “açlık” yaşamak için aç olmak mı gerek?… İşte tam o anda!… Onların yanında… Onlar gibi düşünmek de bedel ödetmeli insana…
Şehrimde değil… Ülkemde de belki… Ama bu değil salt endişelenmek.. Duyarlı… Öneren de değil tam anlamı…
Bir can taşıyan herkes için yüreği değil elbet, ortaya koyacakları…
Fark ettirmek gerek, sunmak gerek…
Öfkeden deliye döndürmek de değil..
Çözüm üretmek gerek…
Paylaşmak, önemsemek, insanı farklı kılmaktan öte geliştiriyor . Bilmek gibi tıpkı… Korkuyu, sevgiyi… katkıyı….

Bitti.

Yucel Evren, Mayıs 2010, İstanbul

 

1.585 okunma
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (2 oy, ortalama: 5,00 / 5)
Loading ... Loading ...

“Mavi yazma bağlama!…” için 7 Yorum

  1. zelin artuğ diyor ki:

    Ölümlülüğü içtenlikle kabul edilenlerdir, asıl ölümsüz olanlar! Ölümsüz yapılmaya çalışılanlar ise her gün binlerce kez öldürülüyorlar!

    Ölümlü Atatürk, örneğin… 1938′den bu yana her kılığa sokuldu, ölümsüzlüğü haykırılarak, öldürüldü! Ölümlü olduğu bir kabul edilseydi, işte o zaman acemi terzilerin elinden çıkmış kimlikler giyinmek zorunda kalmayacak, bir “ölümsüz” olarak, kendisini kılıktan kılığa sokanlara, yalan yanlış yorumlayanlara konuşma izni vermeyecekti!

    Bu yorumumun, yazdığın yazıyla ilgisi yok görünüyor. Çözüm sunmak… dedin ya, bunlar çağrıştı kafamda.
    Che’yi de… Nazım’ı da.. ve daha nicelerini öldürdüler, ölümsüz yaparak! Oysa doğruları ve yanlışlarıyla ne güzel… ne onurlu yaşamış ve ölmüşlerdi.
    Senin yazında fark ettiklerimi, fark ettirebildiysem ne mutlu bana!

    Sevgilerimle Yucel..

  2. isa batumlu diyor ki:

    Aslan Arkadaşım Yücel,
    Kendini yazmış gibisin aslında..
    Endişelenmek ve kederlenmek..Sevgiyi olduğu kadar ,kederi de paylaşabilmek..
    Bilesin ki, bir okyanus gibisin kardeşim; vermek ve paylaşmak,
    , bunun için yapılacak her türlü övgüyü, bilincinde rahatsızlık verici bir obje olarak hissederek kıyıya tükürebilmek adına..

    Sevgideğer Zelin,
    Belki de ilk kez yorumuna katılmadığımı belirtmek isterim..
    Ölümsüzlüğü sağlayan asla ve kat’a başka insanların yaptıkları değildir..bizzat ölümsüz olanın kendisidir.
    Bundan dolayı diğer insanlar ne yaparsa yapsın, ölümsüzlük kertesine erişeni öldüremezler..

    Sevgiler..

  3. zelin artuğ diyor ki:

    Sevgideğer İsa..

    …fark ettirememişim! :(

    İkinci paragrafta, tırnak içinde bir “ölümsüz” sözü var, dikkat ettin mi ona?

    Ölümlüler, ölümsüzleri de öldürüp kendilerine benzetmekte çok ustalar! Buydu, söylemek istediğim… Bu coğrafyada, ölümlülerin yaptığı iki film buna örnek…
    Biri psikolojik sorunlar içinde bocalayan bir “MUSTAFA”, öteki de “isyansız, sıla özlemsiz, durgun mu durgun” bir “MAVİ GÖZLÜ DEV”!

    Bu coğrafyada kimi yazar ve senaristler denize nazır balkonlarında Bethoven dinleyerek, buz gibi rakı içerken KÖY ROMANI da yazdılar! Köy romanı yazacaksan anız, ayakkabını delip tabanlarına batacak, gece yarısı tahtakurularılarının saldırısına uğrayıp, sabah yalaktan su doldurmaya giderken vıcık vıvık özlü çamura, bi de inek b..kuna saplanacak ayağın!!! Terini gömleğinin yenine kurulayacaksın! Hijyenik mendil satmıyorlar köy yerinde!
    Uçaktan inip, çok iş yapmış gibi terini kurutmak için VİP salonunda kendisini karşılamaya gelen yalakalarıyla birlikte kahve içen falanca Bakanı filanca şarkıcıyla görüntüleyip HABER diye yutturan boyalı medyanın işine dönüşürse bu “ölümsüzleştirme” işi, ÖLDÜRÜRLER, linç ederler, madara ederler; faşist duygularını bastıramadıkları, kısaca DÖVEMEDİKLERİ için, yok etmek istedikleri “ölümsüzler”i, piercing”lilerin kollarına DÖVME yaparlar! Che kolyeleri, tişörtleri, posterleri sokak tezgahlarına dökülür! Eğitimsizlerin eğitemeyip, işsiz güçsüz sokağa saldıkları tuzu kuruların veletlerine sorduğunda şu yanıtı alırsın: “Haa Che mi? ROCK yıldızı mıydı 70′lerden kalan???? ”
    Che, ölmüştür bir kez daha! Kimbilir kaçıncı kez ölmüştür!

    Sen de kahrından ölürsün yaşarken… Binlerce kez öle öle… sonunda bir daha çıkmamak üzere o çukura girip, kurtulursun! Sosyalizm, henüz, gerçekleşmemiştir! Sosyalizm, UMUT adında bir ipin ucuna bağlanmış, maviliklerde bir uçurtma olarak uçuyordur, henüz…
    İpin ucu da “p…ların elinde”dir, henüz… Sevgideğer İsa, senin “UMUT YOK!” demen de bu yüzdendi işte! Yok tabii.. Çünkü UMUT, “inşallah…” demektir, küçücük bir canlılık kıpırtısında “maşallah” demektir! Patron karısının kuaförüne verdiği harçlık kadar ZAM alınca, “Buna da şükür!” demektir!

    Sağol be İsa… içimi döktüm! Sağol, aslan arkadaşımın aslan arkadaşı!

  4. Şerife Mutlu diyor ki:

    Sevgideğer Yücel,
    insancıklar arasında,kaybolmuş insanlıklar,paylaşmak anlamı bilinmeyen bir söz kadar yabancı,empati,mekanik bir robotun bilemiyeceği bir anlam.
    Tüm kopuk parçalardan oluşmuş bir yamalı dünyada insanlıkla kalabilmek,ölümsüzlük olsa gerek.İnsansıl duygularına selam ve saygımla,SEVGİLER sağol…

  5. yucel diyor ki:

    Fark ettirdin Zelin..
    Aslan arkadaşım İsa da fark eder… üşenmeden yazdığın bilinçlendiren yorumundan sonra …
    Bir yazılar var ya!.. Zelin… yazacağım bir yazılar bütünü… işte o!..
    Adı şu olacak bitirirsem..
    “Ali ölmüş!.. oğlum!..”

    Zelin!..
    Hayata Diyalektik Materyalistler iyi bakar..
    sağol..
    sevgiler, saygılar..

  6. yucel diyor ki:

    Şerife!..
    Yontucusu..
    iyilerdensin sen..
    sağol..
    sevgiler,saygılar

  7. yucel diyor ki:

    Aslanım isa;
    Sağlam arkadaşım..
    Seni severim..
    yeniden söyleyeyim istedim..
    sağol..
    sevgiler, saygılar

Yorum Yapın