Anasayfa Anasayfa

Insomnia / Uykusuzluk Semptomlarının Yarattığı Bilinç Hali…


Elif Eser

 untitled

sabaha karşı 04.30 suları…

     kısa devre

uyku… sessizlik..
bir yerlerden kulağa çalınan horultu sesleri
pencere açık… kim bu?
bu evde kimse olmadığına göre başka bir evdeki başka biri.
kapat gözlerini ve duvarların yankısını dinle
olmadı

aç göz kapaklarını… aç aç! açabildiğin kadar
alışmaya çalış karanlığa
gölgeleri çözünür hale getir birbirinden
perdenin hafif bir esintiyle hareketlenmesini izle
sağına dön
olmadı
solu dene
ayaklarını karnına çek
peki bir de iyice uzat.
yüzüstü
-yüzüstü bırakılır, deyim!- yüzükoyun diyecektin.
tamam yüzükoyun. (ne saçma!)
sırtüstü öyle sopa gibi yatılır mı?
kollarını, bacaklarını yanlara aç… kapat o zaman. yok yok en iyisi aç…
gözünün önünde beliren Da Vinci’nin “Vitruvius Adamı” (Uyarı! Uyarı! : parşömen baskı röprodüksiyon bulursan bir adet edin!) eskizi seni hep etkilemiştir.
nedensiz.
her şeyde de neden aranmaz ki!

sessizlik… uyku… yeniden dene
kapat gözlerini.. açma şimdi…
soluğunu sayma meditasyonu bazen işe yarıyor, koyunlardan iyidir
dene…
koyunlar kokar hem, rakamlar kokusuz.
olmadı… olmadı…
düşünme…
düşündüğüm bir şey yok kilarge_insomnia
uyuma isteğinden başka

bilinçle söyleşi.

-yine başladık! yine başladık!
-insomnia… kusuru; kusursuzluğunda…
-delirmek bile bunun yanında normaldir.
-kaçıncı gündesin?
-hayır, hayır… soru sorma. bu altıncı.
-hiç mi?
-yok canım, sızma durumları var. belki bir saat. sızma zeytinyağı… üzerine kekik.
-bırak şimdi. açsın da zaten!
-evet açım.
-evet açsın. neye?
-boş ver. her şeye…
-doyumsuz, obur yaratık.
-hakaret etme bana..
-tamam sustum.
-evet sus lütfen.
-rüya görmek ister misin?
-sen bu kadar uyanıkken mi?
-ne var bunda? görüyorsun da.
-evet. görüyorum. rüya mı yoksa sen mi kuruyorsun tüm bunları bilmiyorum.
-ne görüyorsun?
-kendimi uyurken görüyorum. ölmüş bedene dışarıdan bakmak gibi bir şey. uyuyormuşum. telefonun alarmı çalıyormuş. daha sabah olmamış. çalan alarma küfür ediyorum. sabah olması lazım çalması için. ama oda karanlıkmış. o zaman yanlış kurmuşum bunu, diyorum. uzaktan baktığım bedenime geri dönüyorum. şeffaf bir kapı açılıyor yatağımın hemen ayakucunda. başımı kaldırmadan sağa eğimlediğimde görebiliyorum. saydam kapı perdeler gibi dalgalanıyor. kapıdan içeri girmek istiyorum. girmesem mi? emeklemek lazım şimdi. üşeniyorum. bu günlerde her şeye üşendiğim gibi. kapı saydam. ben, pervasız bulutlar nasıl durmadan yağarsa, durmadan konuşuyorum pervasızca. kendimle, insanlarla, kendimle, duvarlarla, kendimle, kedilerle.. bir de periler vardı değil mi?
-şizofren misin ne saçmalıyorsun?
-değilim ama bir kitapta okumuştum. hangi kitap olduğunu… dur bir dakika. evet, hatırladım, ama o yazarı sevmiyorum. orhan pamuk. diyor ki kitabında kendi yazarlığı ile ilgili: “bir başka dünya hayal etmeden, bir başka kimliğe bürünmeden yaşayamayan -şizofrenik- kişiyi çok iyi anlarım ama ikinci aleme esir olduğu, geri dönebileceği mutlu ve sağlam bir -asıl- dünyası olmadığı için şizofrenlere acır ve onları (gizlice) küçümserim.” neden küçümsüyor ki? küçümser-miş! uf, tamam, bana ne, ne dediği umurumda değil…
-istem dışı kas hareketlerin devinime geçti.
-evet, az önce bir yerden düştüm. gözlerimi açtım, yatıyorum.
-uyu o halde.
-kolaysa sen uyumayı denesene.
-hırçınlaşamıyorsun bile. ‘denesene’ repliği ünlemsiz, yorgun seğirdi. yarın artık algıda zayıflık başlayacak.
-çok uzun zamandır unutmuştuk ne güzel.
-evet, işler yolunda, her şey tıkırında, dünya toz pembeyken.
-işler yine yolunda, her şey tıkırında ama renk değişti.
-ne renksin şimdi?Dragon_of_Protection_by_insomnia_maniac
-ne fark eder ki?
-öyle ya, ne fark eder ki…
-bayat ekmek.
-kıtır ekmek.
-buğusu tüten taze ekmek… içine tereyağı.
-kalk bir şeyler hazırla kendine.
-uyumak en güzel gıda.
-saatten haberin var mı?
-hayır yok… tek gözümü kirpiklerimin arasından hafif aralayıp görebildiğim kadarıyla, pencereden gün aydınlanmaya başladı. birazdan alarm çalac…
-uzun bir gün bizi bekliyor. bol kafein takviyeli.
-bol kafein…
-hadi uyuyalım.
-susarsan…
belki… uyuyabilir…iz… sızar… kalır… ız…
-peki, sustum.
-lütfen sus…
lütfen
sus
su
s
s
s

zzzzzz
elif eser, eylül’ 09

 

Sleepy Time Gal – Dean Martin

324 okunma
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 oy, ortalama: 5,00 / 5)
Loading ... Loading ...

Etiketler: , ,

“Insomnia / Uykusuzluk Semptomlarının Yarattığı Bilinç Hali…” için 3 Yorum

  1. zelin artuğ diyor ki:

    Sevgideğer,

    Yukarıdaki saat durmuş. Uykusuzluk çeken kurmaz o saati.. Kurmaz ki “Sabaha daha çok var!” sansın :) Şu PC’nin saati de bir dursa, hiç kurmayacağım da durmuyor meret!

    Sorular… sorular.. sorular.. Derken sorular da kılçık gibi batmaya başlar insanın gözüne.. Alttaki görsel, iyi anlatıyor bu durumu.. Ama senin yazıya döküşün, zzzzz… bende neyi çağrıştırdı biliyor musun?

    Uykusu”zzzzzz” geçen saatleri!

    İyi geceler!!!

  2. elif eser diyor ki:

    Yaz geliyor… Ben yine korkuyorum… Uzun yıllardır, yaz aylarının bir dönemi yaşıyorum ben bu kâbusu… Günlerce sürüyor, sonra düzene giriyor, zorla düzene sokuyorum. Bir hafta beden şarj oluyor, sonra yine… Belki de bir uzmana danışmalıyım..

    Haklısın aslında, “uykusuzluk çeken saat kurmaz” :) Ertesi gün iş varsa ve ne zaman uyuyacağını sen de bilmiyorsan, mecburen kuruyorsun :)

    Canım Zelin, sana ve tüüm Küçük İşler fertlerine mutlu bir hafta diliyorum…

    Sevgiyle kalın

  3. zelin artuğ diyor ki:

    Korkma Elif.. Uykusuzluk hastalığı, “yaşam boyu ayakta uyuma” hastalığından daha kötü değildir!
    İstemesen de saati kuracaksın tabi ki sabahın 5′inde seni en derin uykundan uyarsın, bütün sinirlerin gerilmiş olarak yataktan fırla, gün boyu neye sinirleneceksen hepsini uykuyla uyanma arasındaki o işkence süresinde yaşa :) Böylece akşama kadar kimseye sinirlenmez, herkese gülücükler yağdırırsın:) Nasıl teori ama!… (ben bazen uyguluyorum)

    Canım Elif.. sen de hep gülümse olur mu? Bizler gülümsemeyi hak edenlerdeniz. Çünkü herkesin gülümsediği, çocukların ve büyüklerin ağlamadığı bir dünya için el ele veriyoruz. Öyle yan gelip oturmakla, “n’apalım işte böyle gelmiş böyle gider”lerle olmuyor! Böyle diyenler, oturup somurtsunlar! Biz daima gülümseyeceğiz, sevgideğerim!

Yorum Yapın