38 yıl sonra!..
Yucel Evren
Erozyonu önce yüreklerde sonra beyinlerde yapacaksın ki şaşkına dönsün diyor üst yapı; varolan tüm araçlarıyla..
Otuz sekiz yıl öncesi gibi tıpkı heyecan lazım…. Herşey süt liman olunca, hem de hiç bedel ödemeden…utanmadan Otuz sekiz yıl öncesini pohpohlamak lazım…
İdama karşı çıkmak için bir otuz sekiz yıl lazım!…
Korku geçince konuşmak lazım!..
Öyle bir insan yaratacaksın ki artık birbirlerinden şüphe duymak az gelecek, yeni yöntemler yaratacaksın diyor biraz da…
Düşünmeyecek!…
Üst yapı öğreticilerine cin lazım, kafa karıştırmak için… Rekabet lazım, hırs lazım… bunun ötesindekileri aptal ilan etme gönüllüleri lazım… ayrıntı çapsızlığı lazım.. İdamlara gerekçeler lazım…
Üst yapı ve insan ilişkileri adına çok çok kitap okumak gereği falan yok hayatı kavrayışta… üst yapı gönüllüleri bu işi ücretsiz yapıyorlar hayatın her alanında.. Cin fikirli işadamını nasıl fellik fellik arıyorsa, insan ilişkilerinin toplumsallığa, katkıya, sorguya, araştırmaya dönmemesi uğruna İşadamı yerine gönüllü kafa karıştırıcılarıda arıyor bulamıyorsa yetiştiriyor bir anlamda…
Nasıl yetiştiriyor sorusu çok karışık değil aslında… Evrimi yok say diyor, bilimi hiçe say, katkıyı aklına bile getirme, emeğe saygımı?…
Sömürüye hayır diyenlere!
İdam lazım..
Silah lazım
cop lazım….
Gönüllüler işbaşındayken her yolu deniyorlar o küçük “ben” lerinin rahatlığını sağlayan üst yapı için.. Üst yapı anımsatıyor her durumda bak buraya geldin hemen gidersin yoksa, bak özgürsün sonra neler olur bilemem, haddini bil…..
Başlıyor gönüllü!
neyin eleştirisi?… neyin katkısı?.. neyin peşindesin?.. neyin?.. neyin…..Saçmalama diyede ekliyor!..
Rahatlık lazım…
İleri gitme ölmen lazım!…
Gönüllü olduğunun bilincinde ya da değil. Bildiği rahatının neden bozulduğunun dışında hiç değil!…
Üst yapı egemen artık ona hayatı kavrayışa, algılayışa…
Kendi dili başkalarının diline dönüşebilir o da umurunda değil…
Durum bu gönüllü topluluğu adına…
Model bu öğretilenler bu… algılayış bu…
Vahşete gerekçe de farklı değil…
Hep beraber alkış lazım…
Önce yüreklerde sonra beyinlerde başlasın artık kargaşa…
Üst yapı İnsan ilişkileri modelini bizim gibi ülkelerde başka, farklı ülkelerde daha başka öğretiyor artık… tüm dünya için öğrettiği değişmeyen tek şey ise para …
Kazanırkenki tüccarlığını insan ilişkilerinde de yapacaksın… Önce tava getir müşteriyi sonra kazanırsın!… Aşkta da,
arkadaşlıkta da, dostlukta da….Savaşta da..
Vahşete Hayır!… demek lazım…
Bedeli ne ise ödemek lazım…
Zamanı değil demeden… bir otuz sekiz yıl daha geçmeden…
Sömürüye hayır demek lazım….
Herşeye hemen ..
herkes diyor diye gönüllü olmamak lazım…
Kapitalizm yok eder… dili, ırkı, düşüncesi nedir diye dinlemez!…
Gönüllü olmamak lazım!
…
Yucel Evren, 6 Mayıs 2010, İstanbul
Cesaret – Grup Yorum



06 Mayıs 2010, 23:55 tarihinde.
Bu koşullarda… evet! Çünkü “biz”, yalnızca birinci çoğul kişi adılı olarak dil bilgisinin sayfalarında tutsaklığını korumakta! “Biz” kim olduğunu, nereden gelip nereye gittiğini, sınıfını bilecek önce!