<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Adımı ağzında unuttuğum adam!&#8230; yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.kucukisler.com/2010/03/29/adimi-agzinda-unuttugum-adam/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kucukisler.com/2010/03/29/adimi-agzinda-unuttugum-adam/</link>
	<description>sen unut geçmişini, ben aklımda tutarım...</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Feb 2012 10:52:57 +0200</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
		<item>
		<title>zelin artuğ tarafından</title>
		<link>http://www.kucukisler.com/2010/03/29/adimi-agzinda-unuttugum-adam/comment-page-1/#comment-2194</link>
		<dc:creator>zelin artuğ</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Apr 2010 09:10:08 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukisler.com/?p=6805#comment-2194</guid>
		<description>Güzüm, görselleri sildim. Meğer bunlar copyrith gerektiriyormuş. Yenilerini bulacağım. Şimdilik özür...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Güzüm, görselleri sildim. Meğer bunlar copyrith gerektiriyormuş. Yenilerini bulacağım. Şimdilik özür&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ayşe aysu tarafından</title>
		<link>http://www.kucukisler.com/2010/03/29/adimi-agzinda-unuttugum-adam/comment-page-1/#comment-2058</link>
		<dc:creator>ayşe aysu</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Apr 2010 13:28:56 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukisler.com/?p=6805#comment-2058</guid>
		<description>sevgili güzaltı biraz uzun oldu sizi bulmak..buldum ve gördüm günümü;)yine aynı yakan sözler,cümleler..gelelim yazımıza...;)
  
   giden için başka çare yoksa gitmekten başka, kalan gitme demektikten sonra...ardına baka baka gider insan..yanlış bir öyüküdeymişte yeni anlamış olarak ağlaya ağlaya gider insan..doğru öyküyü bulmaya ..kalan birşey yapmadıktan sonra giden en azından mutluluğu hakeder.sevgiler</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>sevgili güzaltı biraz uzun oldu sizi bulmak..buldum ve gördüm günümü;)yine aynı yakan sözler,cümleler..gelelim yazımıza&#8230;;)</p>
<p>   giden için başka çare yoksa gitmekten başka, kalan gitme demektikten sonra&#8230;ardına baka baka gider insan..yanlış bir öyüküdeymişte yeni anlamış olarak ağlaya ağlaya gider insan..doğru öyküyü bulmaya ..kalan birşey yapmadıktan sonra giden en azından mutluluğu hakeder.sevgiler</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>güz tarafından</title>
		<link>http://www.kucukisler.com/2010/03/29/adimi-agzinda-unuttugum-adam/comment-page-1/#comment-1959</link>
		<dc:creator>güz</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Mar 2010 10:38:30 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukisler.com/?p=6805#comment-1959</guid>
		<description>Sevgili Ümit... Derin deniz balığı... Başka dilde yazılmış bir hikaye gibi hissederim kendimi çoğu zaman... Ve sen beni öyle duru çeviriyorsun ki, bebekler bile anlar. Yorgun hancıdan sevgiler sana. Varlığını bilmek iyi geliyor...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili Ümit&#8230; Derin deniz balığı&#8230; Başka dilde yazılmış bir hikaye gibi hissederim kendimi çoğu zaman&#8230; Ve sen beni öyle duru çeviriyorsun ki, bebekler bile anlar. Yorgun hancıdan sevgiler sana. Varlığını bilmek iyi geliyor&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Umit Yaka tarafından</title>
		<link>http://www.kucukisler.com/2010/03/29/adimi-agzinda-unuttugum-adam/comment-page-1/#comment-1958</link>
		<dc:creator>Umit Yaka</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Mar 2010 20:40:40 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukisler.com/?p=6805#comment-1958</guid>
		<description>Aylardan Mart olunca hangi günde olduğunun pek önemi olmuyor takvim yapraklarının. İçinde bulunduğu ayın verdiği kasvet ve mutsuzluk nasıl olsa her güne bulaşıyor güneşin o cılız ışıklarına rağmen. 
Pazartesi ya da Salı, Cumartesi ya da Pazar. Aşkın memuriyeti yok nasıl olsa, ondan belki de önemi yok hafta içi / sonu olmasının.
Hiçbir yoklamada yok yazılmıyor nasıl olsa. Tek taraflısı, platoniği, tutkulusu, naifi, karşılıksızı, delicesine olanı. Nereye giderseniz gidin mutlaka birine rastlarsınız muhakkak ve nerede olursanız olsun aşk sizden önce çalmıştır kapıları. O&#039;nun karşısında hep geç kalanı oynamak zorunda kalırsınız.
Şimdi kalanı oynuyorsun okuduğum yazının satır aralarında. 
Gidenin rolünü yazıp sahneye çıkarttığında oturduğun yerden izlemek nasıl da acı veriyor değil mi.
Adını ağzında unuttuğun adamı bir daha dokunamayacak kadar uzağında görmek ve gözlerine kazıdığın suretini seçememek onlarca yüz arasından.
Diline dua yaptığın adını artık daha az anmak, en azından kendini buna mecbur hissetmek nasıl da koyar insana.
Sonrası kapı arkası yalnızlıkları olarak çıkıyor insanın karşısına. Sen bodrum katında hüzünlerine hüzün katıyorsun, şehir sana ağlıyor son demleri ile. 
Dalgalara söver gibi hayata sövüyorsun sonra. Bir ceylan kadar ürkek , ne verdin ki ne istiyorsun diyecek kadar dengesiz buluyorsun aynada gördüğün aksini. 
Eskilerin dediği gibi Mart kapıdan baktırırken yokluklar çalıyor ardından bakılan kapıları. 
Eski bir dostu ağırlar gibi içten, taziyeye gelen misafirin ağzından dökülecekleri bilmek gibi meraksız dinliyorsun söylenenleri. 
Hayatından birileri daha gidiyor işte öylece, apansız. Birilerine daha durak oluyorsun, birilerine daha han.
Ne tuhaf, bu hana hancı için gelen olmaz mı dersin ?
Ee sende haklısın, hancının işi yolcu ile aşkı ne etsin..</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Aylardan Mart olunca hangi günde olduğunun pek önemi olmuyor takvim yapraklarının. İçinde bulunduğu ayın verdiği kasvet ve mutsuzluk nasıl olsa her güne bulaşıyor güneşin o cılız ışıklarına rağmen.<br />
Pazartesi ya da Salı, Cumartesi ya da Pazar. Aşkın memuriyeti yok nasıl olsa, ondan belki de önemi yok hafta içi / sonu olmasının.<br />
Hiçbir yoklamada yok yazılmıyor nasıl olsa. Tek taraflısı, platoniği, tutkulusu, naifi, karşılıksızı, delicesine olanı. Nereye giderseniz gidin mutlaka birine rastlarsınız muhakkak ve nerede olursanız olsun aşk sizden önce çalmıştır kapıları. O&#8217;nun karşısında hep geç kalanı oynamak zorunda kalırsınız.<br />
Şimdi kalanı oynuyorsun okuduğum yazının satır aralarında.<br />
Gidenin rolünü yazıp sahneye çıkarttığında oturduğun yerden izlemek nasıl da acı veriyor değil mi.<br />
Adını ağzında unuttuğun adamı bir daha dokunamayacak kadar uzağında görmek ve gözlerine kazıdığın suretini seçememek onlarca yüz arasından.<br />
Diline dua yaptığın adını artık daha az anmak, en azından kendini buna mecbur hissetmek nasıl da koyar insana.<br />
Sonrası kapı arkası yalnızlıkları olarak çıkıyor insanın karşısına. Sen bodrum katında hüzünlerine hüzün katıyorsun, şehir sana ağlıyor son demleri ile.<br />
Dalgalara söver gibi hayata sövüyorsun sonra. Bir ceylan kadar ürkek , ne verdin ki ne istiyorsun diyecek kadar dengesiz buluyorsun aynada gördüğün aksini.<br />
Eskilerin dediği gibi Mart kapıdan baktırırken yokluklar çalıyor ardından bakılan kapıları.<br />
Eski bir dostu ağırlar gibi içten, taziyeye gelen misafirin ağzından dökülecekleri bilmek gibi meraksız dinliyorsun söylenenleri.<br />
Hayatından birileri daha gidiyor işte öylece, apansız. Birilerine daha durak oluyorsun, birilerine daha han.<br />
Ne tuhaf, bu hana hancı için gelen olmaz mı dersin ?<br />
Ee sende haklısın, hancının işi yolcu ile aşkı ne etsin..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

