Adımı ağzında unuttuğum adam!…
Nazan Kutlu (güzaltı)
Aylardan MART… Günlerden belki SALI, belki HİÇ…
Kalbim ne vakittir bitmez bir yatılı okul yalnızlığında…
Cemrelerde alamadı bozkırın ayazını. Güneş, hükmünü gösteremiyor ne üşüyen şehre, ne etime… Her daim soğuk hükümdardır, havası, memur nefesi bu kente…
Yazsam, YAZ gelir mi acaba? Düşer mi içimi ısıtacak son cemre dudaklarıma? Tırnak içine alabilir miyim baharı? Altını çizebilir miyim altın sarısı güneşin, kırmızı bir kalemle? Taze badem ağacı dalına, aşılayabilir miyim kurumuş bedenimi? Yenilmekten yorulmuş kalbim, yenilenebilir mi? Ve sen sevgili, tutabilir misin yeniden ellerimi?
Ey hayat! Ya cevap ver sorularıma, ya da bana bir hikaye bırak giderken. Üzerine aşk bulaşmış hikaye olsun ama… Bırak ki yazabileyim;
Bir zamanlar, gür ağaçlarla kaplı orman misali göğsünde, korkusuzca uyuduğumu…
Bir ömrü, bir ömre ekler gibi öpüşmelerimizi uzun soluklu…
Birazdan ölecekmiş gibi canhıraş sevişmelerimizi…
Ah adımı ağzında unuttuğum adam! Bilir misin senden sonra çağıramaz kimse beni. Kaybolurum! sürüsünden ayrılmış kuş gibi…
Susarım! insana susar gibi…
Vurulurum! Yaralı bir ceylan iner yüzüme. Her gün ölü çocukların üzerini örter gibi kapanır kirpiklerim. Kederin bodrum katında, öksüz bir aşk büyütmekteyim.
Hadi son kez seviş benimle sızılı Mart gecesinde. Sonra git! Giderken kapıma bir hikaye bırak! Bırak ki ölürken kendimi affedebileyim.
Nazan Kutlu (güzaltı), 29.03.2010, Ankara
Sol Raye-İf we were free
510 okunma




29 Mart 2010, 22:40 tarihinde.
Aylardan Mart olunca hangi günde olduğunun pek önemi olmuyor takvim yapraklarının. İçinde bulunduğu ayın verdiği kasvet ve mutsuzluk nasıl olsa her güne bulaşıyor güneşin o cılız ışıklarına rağmen.
Pazartesi ya da Salı, Cumartesi ya da Pazar. Aşkın memuriyeti yok nasıl olsa, ondan belki de önemi yok hafta içi / sonu olmasının.
Hiçbir yoklamada yok yazılmıyor nasıl olsa. Tek taraflısı, platoniği, tutkulusu, naifi, karşılıksızı, delicesine olanı. Nereye giderseniz gidin mutlaka birine rastlarsınız muhakkak ve nerede olursanız olsun aşk sizden önce çalmıştır kapıları. O’nun karşısında hep geç kalanı oynamak zorunda kalırsınız.
Şimdi kalanı oynuyorsun okuduğum yazının satır aralarında.
Gidenin rolünü yazıp sahneye çıkarttığında oturduğun yerden izlemek nasıl da acı veriyor değil mi.
Adını ağzında unuttuğun adamı bir daha dokunamayacak kadar uzağında görmek ve gözlerine kazıdığın suretini seçememek onlarca yüz arasından.
Diline dua yaptığın adını artık daha az anmak, en azından kendini buna mecbur hissetmek nasıl da koyar insana.
Sonrası kapı arkası yalnızlıkları olarak çıkıyor insanın karşısına. Sen bodrum katında hüzünlerine hüzün katıyorsun, şehir sana ağlıyor son demleri ile.
Dalgalara söver gibi hayata sövüyorsun sonra. Bir ceylan kadar ürkek , ne verdin ki ne istiyorsun diyecek kadar dengesiz buluyorsun aynada gördüğün aksini.
Eskilerin dediği gibi Mart kapıdan baktırırken yokluklar çalıyor ardından bakılan kapıları.
Eski bir dostu ağırlar gibi içten, taziyeye gelen misafirin ağzından dökülecekleri bilmek gibi meraksız dinliyorsun söylenenleri.
Hayatından birileri daha gidiyor işte öylece, apansız. Birilerine daha durak oluyorsun, birilerine daha han.
Ne tuhaf, bu hana hancı için gelen olmaz mı dersin ?
Ee sende haklısın, hancının işi yolcu ile aşkı ne etsin..
30 Mart 2010, 12:38 tarihinde.
Sevgili Ümit… Derin deniz balığı… Başka dilde yazılmış bir hikaye gibi hissederim kendimi çoğu zaman… Ve sen beni öyle duru çeviriyorsun ki, bebekler bile anlar. Yorgun hancıdan sevgiler sana. Varlığını bilmek iyi geliyor…
07 Nisan 2010, 15:28 tarihinde.
sevgili güzaltı biraz uzun oldu sizi bulmak..buldum ve gördüm günümü;)yine aynı yakan sözler,cümleler..gelelim yazımıza…;)
giden için başka çare yoksa gitmekten başka, kalan gitme demektikten sonra…ardına baka baka gider insan..yanlış bir öyüküdeymişte yeni anlamış olarak ağlaya ağlaya gider insan..doğru öyküyü bulmaya ..kalan birşey yapmadıktan sonra giden en azından mutluluğu hakeder.sevgiler
26 Nisan 2010, 12:10 tarihinde.
Güzüm, görselleri sildim. Meğer bunlar copyrith gerektiriyormuş. Yenilerini bulacağım. Şimdilik özür…