Emek…
Şerife Mutlu Karaçayır
Kızımın ilkokula gittiği yıllardı. O günlerde öğretmeninden sürekli şikayet ederek, öğretmeninin sınıfta hep bir arkadaşları ile ilgilendiğini, diğerlerine yeterince ilgi göstermediğini söylüyordu. Çocukluğun verdiği duygular da işe karışınca şikayet uzadı. Ben de sorunu yine kendisinin çözebileceğini, öğretmeniyle konuşmasını söyledim. Öğretmenin bu yaşlarda çocuğun algılarında ne denli kutsal, apayrı bir yeri olduğunu kendi çocukluğumdan anımsadığım için, bunun imkansız olduğunu biliyordum. Nitekim konuşamayacağını söyledi.
Birgün onunla vitrinlerin önünden geçiyorduk, heyecanla koştu, vitrindeki bir barbi bebeği göstererek, almamı istedi, sonra da ekleyerek, “ maaşını alınca değil mi?” diye kendisi cevapladı.
Cevabım onu şaşırtmıştı. ”Bebeği hemen alabilirim, ama bir koşulla, öğretmeninle seni üzen konuyu konuşursan” dedim. Bebeğin sevinci onu konuşmaya ikna etmişti, “Tamam!” dedi.
Ertesi gün telefon çaldı. Arayan, kızımın öğretmeniydi, ama gülmekten konuşamıyordu. Olay onu da etkilemişti. ”Çocukları biliyorsun, küçük müfettişlerdir, onlardan asla birşey kaçmaz.” dedim.
Ertesi gün bebeği kızıma aldım.
Aradan yıllar geçti. Kızımın pek çok oyuncakları oldu. Yaşamımızda ev değiştirmeler, şehir değiştirmeler, onca taşınmalara rağmen, onun çocukluğundan bugüne kalan bu bebeği olmuştur.
Kızım otuz yaşında, evli bir bayan artık.
Şair ve yazar sevgili SUNAY AKIN, bir oyuncak müzesi açtı. Ve bebeği müzeye hediye etmek için gittiğimde, çok etkilenmiştim. Müzede 1920′li, 30′lu, 40′lı, 50′li yıllardan günümüze kadar binlerce oyuncak… MÜJDAT GEZEN’İN minicik davulu sanki sahibinin ilerde tiyatrocu olacağını, darbukacı BARYAM olacağını bana söyler gibiydi. Oyuncaklar sahiplerinin geleceklerini bilir gibi vakur ve gururlu, sanki bana bakıyorlardı. Biz yıllar içinden dağılmadan, kırılmadan bu güne geldik dercesine… Çok duygulanmıştım.
Neydi onları bu güne dek, saklayan koruyan?
Elbetteki ZAMAN. Zaman; nitelik kazanan oyuncakları içinde bizim bebeği de MÜZEYE seçmişti.
Çünkü bu bebek kızıma bir ERDEM öğretmişti. Kimbilir diğer oyuncakların ne öyküleri vardı?
Diyorum ki; zaman üzerimizden yıkarcasına, yok edercesine geçse de, ZAMAN’IN BİLİNCİ var.
Niteliklileri, değerlileri, uğruna emek verilenleri seçiyor, saklıyor.
Belki nitelik sıfatına ulaşamayanlar dağılıyor, kayboluyor ama nitelik kazananlar bu metamorfozdan değişmeden geçiyor…
Kızımın bebeği barbi,
O’na bir ERDEM öğretmişti.
Bu yüzden mi zaman onu
Oyuncak müzesine seçti?
***
Zamanın parçalayıcı, yok edici gücü her gün, her saat her saniye, üzerimizden acımasızca geçiyor. Tutunduklarımız, değerlerimiz, sağlam diye üstüne bastığımız zeminler kayıyor, dallar elimize geliyor.
Ama ben inanıyorum ki; değerler asırlık çınarlar gibidirler. Onlar bu yokoluş oyununda , kendilerini öteye hiç bir kayba , bozulmaya uğramadan taşıyacaklar, küllerinden yeniden doğacaklardır.
Değerin Türk Dil Kurumu Sözlüğündeki anlamı; yerinde olan, aykırı görülmeyen, layık, şayan, zahmete değer bir sonuç, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet, bir şeyin ya da bir kimsenin taşıdığı yüksek değer ve yararlı nitelikler.
Demek ki varoluş boyutunda zahmetle varolanlar, uğruna emekler verilenler, karşılığı varolanlar, taşıdıkları yüksek ve yararlı nitelikler onları bu bozum sürecinden öteye sağ taşıyacaktır.
Görkemli bir çınarın, bir tufan sonrası dimdik ayakta, yıkımı nasıl seyrettiği, yıllara nasıl tanık olduğu gibi…
Gipsy Kings-Bamboleo
Şerife Mutlu Karaçayır, 18/02/2008 Antalya
410 okunma




17 Mart 2010, 20:34 tarihinde.
EMEK…
Şerifemizin kızı.. Kimbilir nasıl hoş, nasıl kişilikli bir genç hanım olmuştur şimdi.. Okuyordur annesinin dizelerini ve satırlarını… Onur duyuyordur onunla. Annesinin de onunla onur duyduğu gibi. Emek’in gözlerinden sevgiyle öpüyorum.
Şeri…
Sağlam diye üstüne bastığımız zeminlerin kayması, tutunduğumuz dalların elimize gelmesi, zor sınavlar atlatmamızı da sağlıyor. Yaşamı eliyoruz çeri çöpü ile.. Yine de kabullenmek çok zor!.. Çünkü “bencil” insan, çekip giderken her defasında insana inancımızdan da bir parça koparıp gidiyor! Dünyanın kan gölüne dönmesinin nedeni de bu bencillikler değil mi?! Ama senin “sınırsız sevgi” ülkenin sınırları genişledikçe, benciller kendilerine yer bulamayacaklar bu dünyada! Bir gün.. mutlaka insanlık kazanacak!
18 Mart 2010, 09:26 tarihinde.
Emek..
senin kızın.. emek.. gözlerinden öpermisin…
18 Mart 2010, 12:26 tarihinde.
Emek, ne güzel bir isim.. “Emek”
Ne de güzel yazmışsın ..
Yüreğine sağlık..
Sevgiler..
isa
18 Mart 2010, 21:47 tarihinde.
Sevgiderler,
Zelin,Yücel, Mogambo,
yazının kahramanı Emek, benim kızım, adının anlamının hakkını veren bir genç bayan, Yücel, öpüyorum Emeğin gözlerinden sağol. Hepinize teşekkürler, sevgiler.
20 Mart 2010, 11:34 tarihinde.
sevgili annneciğim,
yaşadıkça, deneyimledikçe, tanıdıkça, paylaştıkça
her gün, her an
sizlerin kızı olmanın ne kadar büyük bir şans olduğunu anlıyorum…
bana kattığınız her değer için çok teşekkür ederim.
zelin hanım,
anneciğimin sevgideğeri
böylesi güzel bir sitede
ismimin
hikayemin
ve belki uzun zamandır yalancı yoğunluklardan fırsat bulamadığım duygularımın üzerine dokundunuz
dokunuşunuz bu sabah beni ilkokul 3. sınıfa götürdü
24 yıl önceki anneme ve cumhuriyet caddesindeki oyuncakçıya…
sonsuz teşekkürler
ve yorumları ile bu sayfadaki herkese ayrıca teşekkürler…
20 Mart 2010, 13:37 tarihinde.
Anneciğinin ve benim sevgideğerim Emek,
Ne şanslı bir genç hanımsın ki böyle okyanus gibi engin, böyle gökyüzü kadar derin bir annen.. ve ne kadar güzel bir adın var!
Seni burada görmek, ne büyük bir mutluluk bilir misin bizler için? Daima iyi yaşa.. güzel yaşa, çünkü mayası güzel bir insan, daima güzellikleri hak edendir. Ne mutlu o anneye ki böyle erdemli bir evlat yetiştirmiş.
Emeği somutlayan güzel yüreğinden öpüyorum.
20 Mart 2010, 15:09 tarihinde.
Şerifem…Hani bir türkü vardır bilirmisin? ” oğlun kızın olsun hele unutursun Mihribanım” diye… Sanırım evlat sahibi olmak hayatı kavramaya yarıyor. Sen annelerin en güzelisin..Kızın adı gibi hep onuru temsil edecek..Sevgiyle öpüyorum EMEK gözlerinden..
20 Mart 2010, 20:37 tarihinde.
Güzüm…
hayat işte,her türlü kılığa girerek,sana kavratmaya çalışır,bu kimi zaman bir evlat,bazen bir eş,bazen bir arkadaş,bazen sana bakan bir köpeğin gözleri,bazen bir kedinin sana sokularak uyuması seni kuşatan her şey hayat olarak bakar gözlerimize ve öğretir.Can güzel duygularına teşekkürler ve sevgilerimle:)