Ooh be dedim, her şey yolunda!..
Hatice Atalay
Ezginin Günlüğü’nün bir şarkısı var dinlediniz mi bilmiyorum.
Şarkının sözlerini özellikle yazıyorum, lütfen hep birlikte söyleyelim n’olur…..
Musluğu çevirdim, sular akıyor
Perdeyi araladım, güneş duruyor yerli yerinde
Kapıyı açtım, savaş-mavaş çıkmamış hala
Oh be dedim, her şey yolunda
Telefon çaldı, sevgilim, beni unutmamış
Bakkal gazete koymuş kapıya, çalan olmamış
Hava lodosa dönmemiş, trafik açık hala
Oh be dedim, her şey yolunda
Her şey yolunda, her şey yolunda, her şey yolunda bu sabah
Her şey yolunda, her şey yolunda, her şey yolunda bu sabah
Bugün aşk yüzünden ölmedim
Serseri bir kurşun da düşmedi payıma
İmamın kayığına binmedim daha
Oh be dedim, her şey yolunda
Uyandım ter içinde, dünya karanlık
Bir sinek başımda dönüp dönüp duruyor
Bir çocuk yüzü ekranda paramparça
Oh be dedim her şey yolunda
Her şey yolunda, her şey yolunda, her şey yolunda bu sabah
” Ah! Şu kayıtsızlığın gücü! ! !
Budur taşlara milyonlarca yıl değişmeden dayanabilme olanağı veren.” diyor Paves.
İ n s a n ı n
c a n ı n ı n
s ı k ı l a b i l m e s i
bir meziyettir aslında.
Ve ne kadar azaldı canı sıkılanlar…
Canımızın sıkılması için görmek gerekir tabii.
Ve baktığını görürsen sorumluluk alırsın.
Sorumluluğunu alırsan, gördüğün şeyi sonuna kadar götürüp sonuçlandırman gerekir vs vs…..
Ama biz artık, bakar kör olmuşuz…
Hatta, üç maymunu oynuyor çoğumuz…
Bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyoruz ve sanıyoruz ki, o yılan bizi hiç sokmayacak !!!
Oysa o yılan öyle yada böyle bir gün mutlaka sokacak bizi…
***
Murray Butler’in üçlemesini bilirsiniz;
Dünya üç grup insandan oluşur diyor Butler:
İşleri yapan ve sonuçları ortaya çıkaran küçük bir seçkin grup.
Olup biteni seyreden oldukça büyük bir grup.
Ve nelerin olup bittiğini bilmeyen muazzam bir kalabalık…
Her gün artıyor bu kalabalık…..
Sahi siz hangi gruba giriyorsunuz ?
…
mart-2010-haticeatalay
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=233443
…
AnadoluKayıpŞarkılar-PamukTarla



13 Mart 2010, 04:13 tarihinde.
Sevgideğer Hatice, Bugün bazı düzenlemeler yapmak zorunda kaldım küçük işlerde, öyle dalmışım ki sana “hoşgeldin!” diyemeden sabah olmuş.. Bugün, yeni bir gün.. 13 Mart 2010. Günün aydın olsun can.
Neler olmuş 12 Mart 1995′te, bir göz atalım.. özellikle de gençlere bir anımsatalım dedim.
http://www.dersimnews.com adresinden bir alıntı yaptım:
12 Mart 1995 te Gazi de Ne Oldu?
Gazi Mahallesi ndeki çoğunlukla Alevilerin gittiği üç kahvehane, 12 Mart 1995 gecesi otomatik silahlarla tarandı. Kahvehanelerden birinde Alevi dedesi Halil Kaya öldü ve 5 i ağır 20 kişi de yaralandı. Saldırganlar olay yerinden uzaklaştıktan sonra gasp ettikleri taksinin şoförünün boğazını keserek öldürdü, taksiyi ateşe verdi ve kaçtı.
Olayların ardından çok sayıda Alevi, Gazi mahallesi nde toplandı ve polis karakoluna yürüdü. Polisin grubu dağıtmak için havaya ateş açtığı sırada, serseri kurşunlarla bir kişi öldü, birçok kişi de yaralandı. Gece boyunca olaylar durmadı. 13 Mart günü polis karakoluna tekrar yürüyüşe geçen grup, çevik kuvvet ve özel timlerle desteklenen polisle çatıştı. 15 kişi öldü, aralarında gazetecilerin de bulunduğu birçok kişi yaralandı.
Askerlerin de bölgeye gelmesinden sonra Gaziosmanpaşa da üç mahallede sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Ancak barikatlar kuran grup, bir komite oluşturarak isteklerinin yerine getirilmemesi durumunda eylemlerini sürdüreceklerini açıkladı.
Olaylar Sıçrıyor
14 Mart günü Gazi Mahallesi ndeki olaylar Ankara ya sıçradı. Gazi Mahallesi, polis eşliğinde sakin bir gün geçirirken, Ankara Kızılay Meydanı nda çıkan olaylarda 36 kişi yaralandı.
15 Mart ta ise Ümraniye Mustafa Kemal Mahallesi nde olaylar çıktı. Protestocu grubu dağıtmaya çalışan polisin açtığı ateş sonucu 4 kişi öldü, 20 den fazla kişi yaralandı.
Olaydan sonra yapılan otopsi sonucu ölen 17 kişiden yedisinin polis mermisiyle hayatını kaybettiği belirlendi.
Gaziosmanpaşa Savcılığı nın olayla ilgili fezlekesiyle Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığı, 20 polis hakkında “müdafaa ve zaruret sınırını aşarak belli olmayacak şekilde adam öldürmek” iddiasıyla dava açtı.
13 Mart 2010, 12:47 tarihinde.
Sevgili Hatice…İncinmiş bir çocuk gibi geliyor bana bu memleket çoğu zaman… Elinden tutup KORKMA herşey güzel olacak demek geliyor içimden… Sonra bakıyorum ben memlekete benziyorum.. Neyse…Seni görmek aç karnına dolanırken sıcak ekmek bulmak gibi…merhaba canım…
14 Mart 2010, 19:40 tarihinde.
Bakar kör oduk sevgili Hatice, zira, göz yetmiyor artık, kalp gözleri açılmalı, uyanmalı insan bu derin hipnoz durumundan, reklamlarla, dizillerle robotlaşmış insan, değerler tek tek kayıyor, düşürüyoruz, bir depremdir yaşanıyor, bizi biz yapan temel taşlarımız sarsılıyor.
Uyanmaları en büyük dileğimiz, alıcıları da kapalı duyulmuyor sesimiz…
Seni sofrada görmek ne güzel:), hoş geldin, safalar getirdin:)
Güneşin ateşinden tutuştu semaver ateşimiz, sevgiyle demlendi çayımız, Serçeşmedeki muhabbetimizi koyalım sofraya, tutuşsun yüreklerimiz dostluğa SEVGİMLE, hep gel emi…
18 Mart 2010, 16:45 tarihinde.
Güzel arkadaşlarım ve de değerli arkadaşlarım tabi, hepinize teşekkür ediyorum selamımı aldığınız , benimle paylaştığınız için….. Öpüyorum yüreklerinizden:))
Ve de Sevgili Zelin hanım size de özellikle emekleriniz için teşekkür ediyorum….
hepinize sevgi ve selamlarımla:))