O kuşun adını bilenler!…
Zelin Artuğ
“Eti yok, kanı yok bir uçar kuştur / O kuşun adını bilenler gelsin”
(Pir Sultan Abdal)
Tüylerini okşamaya, gagasından öpmeye doyamadığım, mis kokulu mavi kuşum… Küçücük bir kuş, kocaman bir dosttu o.
Nice dost geldi geçti dost kervanımdan. Kimi, acısını bırakıp geride.. çekip gitti. Unuttuklarım da oldu belki, unutturduklarım da..
Ama o kuş… ne unutmak mümkün onu, ne de unutturmak. Mis kokulu, yumuşacık tüylü, yüreği pıt pıt atan kuşum… Küçücük bir bebekken, mavi bir pamuk yumağına benziyordu. Büyüdükçe mavi-yeşil bir renge dönüştü. Dünyalar tatlısı, küçük arkadaşım… Uçup duruyor şimdi göğün mavi enginliklerinde. Hayyam’a şarap sunuyor belki. Eti yok, kanı yok bir kuş o artık. Benim yüreğimin en sıcak, en sevecen yerinde duruyor. Her canlı gibi, onun da yaşarken bir adı vardı. Kendisiyle birlikte adı da uçtu maviliklere. Sıradan bir adı yok artık onun. Uçar bir kuş olması da öyle sıradan bir kuş oluşundan değil. Uçtu işte, uçmasının zamanı gelmişti, uçtu.
Yüreğinde sevgi olanlar, yüreği kuş kanadı gibi çarpanlar, EMEK nedir bilenler, elbet bir ad vermesini bilecektir ona.
Bu arada ben, Zelin Artuğ… Küçük işlerin gönüllü düşün emekçisi!.. İnsan yüreklilerin dostu!.. Belki ileride daha da çoğalacak dost kervanımız. Çoğalmak değil ki tek derdimiz. Çoğalırken çağlamak, çağlarken sesimizi duyurmak ırmaklar gibi.

O kuşun adını bilenler gelsin! Yüreğinde ona bir ad koyanlar!..
Küçükişler’e emek veren bütün dostlara selam olsun.. Gidenlere de… Bizler.. şimdilik buradayız… geçmişi aklımızda tutarak…
İnsana yapılan en büyük hakaret, ona geçmişini unutturmak, geçmişini sildirmektir! Geçmişi silemeyiz. Geçmiş silinmez! Geçmişte emek vardır.. Emekçiler bunu bilir. Emeğe saygı duyanlar, geçmişe de saygı duyarlar.
Küçük işler gemisi epeyce yara aldı bugüne kadar. İnsanın olduğu yerde yara almak, insansız çöllerde yarasız… ama tek başına yürümekten iyidir! Bizler yine de sığ sularda dolaşmayacak, açık denizlere yelken açacağız.
Aslolan insandır!
Vardık… varız…. var olacağız!
…
Zelin Artug, 12 Mart 2010, Yeryüzü
Baba BugünDağlarYeşilBoyandı



13 Mart 2010, 12:43 tarihinde.
Güzel Zelinim… Taze boy atmış fidanın kırılırken çıkardığı sesi duyuyorum yüreğinde… Giden her mavi kuş ince bir sızıdır İNSAN yüreğimizde… Sen sakın gitme benden..Dilerim upuzun bir yolculuğum olur seninle omuz omuza… Sevgiyle öpüyorum o güzel yüreğinden… Bu arada ağlattın beni şu içli yazıya eklediğin melodi ile..Babamın en sevdiği türküdür..
13 Mart 2010, 21:20 tarihinde.
Giden her mavi kuş ince bir sızıdır insan yüreğimizde.. bu saptaman çok doğru güzüm..
Ama bazen yürürken ayağımız bir ağaç kütüğüne takılır da düşeriz ya boyluboyunca… Dikkatsizliğimiz yüzünden kafamız gözümüz yarılır, kolumuz kanadımız kırılır ya… İşte böyle anlarda daha çok acıyor insanın yüreği!.. Koskoca odunu göremediğimiz, kolumuzu kanadımızı kırıp, işimizden gücümüzden kaldığımız… zaten kısıtlı zamanlarımızı boşuna çarçur ettiğimiz için!…
Senden gitmem Güz.. Daha biz, imza günleri düzenleyeceğiz adına!.. İlk kitabını hem çok eskilerde konuşulmuş… hem de çok ileriki bir gelecekte konuşulacak olan evrensel bir dile çevireceğim. Kimse anlamasa da sen anlayacaksın bu “tedavülden kalkmış” ve “tedavüle gelecek” dili! Türkü, beni de ağlatıyor, bu arada… Sevgilerimle.
14 Mart 2010, 20:17 tarihinde.
Sevgideğerim,
Bir haftadır, yaşam mücadelesi veren bir kumru kuşuna ad koydum yaşasın ölmesin diye “Yaşar”koydum adını, ölmemek uğruna çırpınışı, insana,mücadele adına güç veriyor, herşeye “kalp gözüyle”baktığında Zelin, işte tam o zaman “dağlar yeşile boyanıyor!” Aslında her şey BİR evrende, dün senin o mavi kuşun belki bu gün bizim evde, dün patlayan bir supernova tozu, belki şu an atan kalbimde. Ölmedi senin mavi kuş, yarın uçmaya güç toplayan Yaşar’ın tüyünde. Çok güzel duyguların, içli bir türkünün ezgileriyle gönüllerimizi titretti, sağ ol EMEĞİNE SAYGIYLA, sevgiler.