Anasayfa Anasayfa

İstanbul’a sitemimdir


Nazan Kutlu (güzaltı)

3027486187_51d0fb80bd

 

Ahhh İstanbul…

Hadi beni sevmedin…

Başka birini sevebildin mi ki?

Boğazında akıntı çok diyorlar..

Olmaz mı?…

Hepimizin deli zamanları senin boğazında kaldı..

Çok aşkın vebali var surlarında..

 

Kim bilir kaç kadın çiğneyip tükürdün sularına…

Bir sabah ayazında vurdu cesetleri Sarayburnu’na…

Yıllardır azgın suların yüzünden…

533_53a9012bc187a4872dfde84babbac759

Kavuşamadı “Kızkulesi” ile “Galata Kulesi” yalan mı?

İllallah ettim senden, illallah…

Şu Emirgan’da, Rumeli Kavağı nda, Aşiyan’da,

Kuzguncuk’ta, Beykoz’da anılarım yatıyor olmasa…

Bir gün durmam koynunda…

Sonunda kocadın sende işte…

Bak nasıl çirkinleştin…

Beter ol isterim beter!…

Döküldü yemyeşil saçların, kel kaldın…

Her yanını delik deşik ediyorlar ohh olsun…

Koca koca taş binalar koydular gövdene…

Beton obezi oldun sonunda…

O dantel gibi dudaklarının kıyısında ki yalılarda,

Artık leş gibi kokan nefesler oturuyor …

Ne zarafetin kaldı, ne nezaketin..

Ettiğini çekiyorsun işte…

Yakında yıkılacağını, orta yerinden çatlayacağını söylüyorlar…

Hiç ağlama boşuna!..

İnanmam artık timsah gözyaşlarına…

Az mı kandırdın beni aşık olduğuma…

Kandığım, yandığım tüm yalan aşk şiirleri,

Kıyılarında söylendi kulağıma…

Alıştın sevmeden sevilmeye..

Ama artık sen gibi yaşıyor sen de herkes…

Kimse kendinden başkasını sevmiyor…

Şimdi seni öldürüyor yetiştirdiğin katiller…

Tutup boşuna bana ağlama!..

istanbul-commute-traffic-bus-passengers
 

Nazan Kutlu, Mart 2010, İstanbul

(güzaltı) Yazın “DÜNYA”sı

 

Zara – Ah İstanbul!

393 okunma
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 oy, ortalama: 5,00 / 5)
Loading ... Loading ...

“İstanbul’a sitemimdir” için 5 Yorum

  1. zelin artuğ diyor ki:

    Kimse kendinden başkasını sevmiyor, güz… bu şehirde!

    Ne zerafeti kalmış insanların… ne nezaketi! Bu kenti tanımak çok zor! Çok zor!!! Çok zor gerçekten!

    Artık Babiali mürekkep kokmuyor, kapalıçarşı serin değil, eskisi gibi…

    Hele de insanlar! Ne zerafeti kalmış insanların, ne nezaketi! Hüzün yağıyor yağmur diye kiremitlere… Ölen mavi kuşumu özledim, birdenbire… Ne centilmen kuştu, bilsen…

  2. Şerife Mutlu diyor ki:

    Güzüm,
    yukardaki duygularını, dört yıl önce İstanbul Boğazının sularına, bir öfkeye kurban giden sevgili Kutsal Güngör’e armağan ediyorum.
    Öfke bir anda bizi yönettiğinde, kurban bilincine geçeriz, aklımız duygular tarafından sünger gibi emilir, kaçış çaredir sanırız, oysa her kaçışımız, o sorunu çözemedikçe, bizim, kendimizden kaçışımızdır, bilmeyiz.
    Sevgili Kutsal; ölümünün beşinci yılı olan 14 Mart, ardında bıraktığın ağlayan sevgililerin, o gün Boğaza bakamayacağız, Boğaz sularını her yl olduğu gibi yine kızıla boyayacak, ama sen keşke yapmasaydın bunu keşke bilebilseydin “dünyada ölümden başka herşeyin yalan olduğunu.” Gittiğin yerlerde, biliyorum ki, bu dersi halletmeye çalışıyorsun, geride kalan sevdiklerinin sana olan özlem ve sevgilerimiz, sana orda, bilinç ışığı olsun, ışık olsun.

    Güzüm yüreğine sevgiyle…..

  3. güz diyor ki:

    Ahh Zelin..Ne var sende bilmiyorum..İçimi kesiyor bişey..Belki de mavi bir kuşun özlemidir hissettiğim… Sevgiyle öperim gözlerinden..

    Güzel Şerifem..Dostum… Tüm hikayeler acıyla yazılıyor sanırım.. İnce ruhundan hep umut akıyor senden bana… İyi ki dostumsun.. Sevgiler bozkırdan..

  4. Umit Yaka diyor ki:

    Ey Güzaltı, içimdeki kadın..
    Bilsen ne çok isimle seslendiler bana.
    Asırlarca Bizans’ın gözünün nuru oldum. Konstantin’e özenip adımı ona uydurdular.
    Yetmedim, yetemedim hiç birine.
    Asitâne oldum, Stanpoli. Kimisi İslambol dedi, sonunda seslendiğin gibi kaldım. Artık herkes İstanbul olarak biliyor beni. Duydum, kültür başkenti bile olmuşum.
    Napolyon; dünya tek bir ülke olsa başkenti kesinlikle İstanbul olurdu demişti uzun zaman önce, yanılmamış.
    Hiç sevmediğimden bahsetmişsin, sevemem zannetmişsin. Çok güldüm okuyunca.
    Ey mevsimlerin hüzünlüsü, bilmezmisin ki aşıklar kıyılarımda seslendi birbirine. Hangi köşeme, hangi sokağıma baksan aşkın tarifinin yapıldığını görmez misin..?
    Duymaz mısın içinde adımın geçtiği şiirin şarkının yârin diline takıldığını, kulağının pasını aldığını.
    Sevemezsin, sevdiğine inanmam demişsin. En iyi sen bilirsin halbuki başlayan aşklar kadar kaldırımlarımda yitip giden aşklarımıda. Benim karanlığımda uzak oldu sevgililer birbirlerine, adımladıkları bendim.
    Emirgan’ımda çayını yudumlayan aşıklarıma inat Beykoz’umda vedaya hazırlanan iki de yüreğim oldu. Buğusu üzerinde tüten çaylara inat soğuk oldu vedalarım. Bir yanım günlük güneşlikken diğer yarıma karlar yağdı.
    Sevdim be güzün altı..!
    Aldırma Galata ile Kız Kulesi’nin hala birleşmemiş olmasına. Hala en üst katlarında aynı şarabın tadında mest oluyor insanlar. Manzaraları hala derin bir mavi nasıl olsa. Bak, senin aşıkların gibi unutmadılar birbirlerini. Yıllardır iki yakamda durur hala izleri.
    Boğazıma takılıyor elbet, Fatih karalarımdan yüzdürdü gemilerini. Toplarıyla dövdüğü surlarımda senin aşıklarının vebali dokunuyor her daim.
    Çok erkek, çok kadın tanıdım. Kiminde sevgiyle kiminde nefretle anıldım. Bilirsin, ben hep aynıydım.
    Obezliğimden dem vurmuşsun, unutma; sayemde çağlar değişti. Sanırmısın ki razıyım üzerimdeki betona, tuğlaya. Sayenizde yüküm ağır gelir oldu.
    Çok değil bir asır önce zarifti kalabalığım. İnsanlar beyefendi, hanımefendi diyerek hitap ederdi birbirlerine. Şimdi ben bile şehirlerin en kahpesiyim gözlerinde.
    Evet, çok ceset vurdu kıyılarıma. Farklıydı hayatları, aşkları. Aynı olan tek şey olay mahaliydi, bendim yani.
    Yalılarım asaletimdendi, boğazımın incisi derlerdi. Şimdi ciklet gibi hepsi, parası ödenince değişiyor sahibi.
    Bilirim kıskanırlar ama yine de çok aşığım var diyorlar.
    Sevmeden sevilmek demişsin, incittin. Kâh kıyılarımda kâh sokaklarımda buldunuz birbirinizi. Yâr oldunuz birbirinize, seven oldunuz, sevilen.
    Boşuna bana ağlama demişsin, üzüldüm.
    Siz cepten yediniz aşklarınızı. Siz icat ettiniz ihaneti, ayrılığı. Bugün sövdüğün Galata en büyük aşkından eskidir bende. Kız’ın kulesi aşk için yapıldı buz gibi sularıma.
    İstanbul sevmeyi bilmez derken düşün bir daha..!
    Sen iki yüreği bir araya getirmenin zorluğundan bahsedip aşkın vebalini omuzlarıma yüklüyorsun.
    Ey güzün altı..!
    Yukarıdan bak bana.
    Gördün mü..?
    Bir araya gelemeyen iki yakayım aslında.
    Aşıklarına inat aşkın kelime anlamıyım hala lugatlarda..!

  5. güz diyor ki:

    Böyle bir aşık atışması görülmedi…Harikasın sen Ümit… İstanbul u öp benim için gözlerinden… Ki onun gözleri iki fenerdir… Sen bu şehre yakışıyorsun…Güz gibi…

Yorum Yapın