Yeni Şeyler Söylemek Lazım
Yağmur Eser

Zaman zaman yazdıkları hakkında “ahkâm” kestiğimiz, bu sayfalara renk veren, kendi renkli, hayatı da renkli gören bir sevdiğimiz benden bu sayfalara yazı yazmamı istedi.
Düşündüm, düşündüm de…
Hâlâ yazılmadık cümle kalmış mıdır?
Her insanın ayrı bir hikâyesi var derler. Bu hikâyelerin hepsi yazılmış mıdır?
Dağlar yüksek, ovalar engin, dereler coşkun şimdi.
Dağda yatan kurdun, ses veren kuşun, uzun kışı bir köknar ağacının altında geçiren yaban geyiğinin hikâyesi yazılmış mıdır?
“Her yaylanın çiçeği ayrı olur” derdi babam.
Acaba her çiçeğin, her böceğin, yerdeki kertenkeleyi görüp avlayan yüksekten uçan kartalın…
Orman karıncasının, yağ karıncasının, tarla karıncasının, deli karıncanın, kum karıncasının…
Ömrü üç günlük kelebeklerin, köylerde doğar doğmaz ölen bebeklerin hikâyesi yazılmış mıdır?
Ya yumurta olarak yerin altında 2 ila 5 yıl geçirdikten sonra yeryüzüne çıkan, yumurtasından dışarı çıktıktan sonra ömrü 4–6 hafta süren ağustos böceklerine ne demeli? İşte ondandır kelebeğin acelesi var gibi çiçekten çiçeğe uçması, işte ondandır ağustos böceğinin hep ötmesi.
Hikâye yalan aslında. Ağustos böceği ergin olarak kış geçirmez. Neden çalışsın yazın, karınca gibi?
Beş yıl, beş sınıf bir arada ve beş ayrı öğretmende okuduğum ilkokulda bize karıncayı çalışkana, ağustos böceğini tembele örnek olarak öğretmişlerdi ama… Biz karınca mı olmalıyız, ağustos böceği mi?
Bana sorarsanız en güzeli, ağustos böceği gibi hep şarkı söyleyerek karınca gibi olmak. 
Hangimiz ömrümüzü biliyor ki?
Zaten karınca zorunlu olduğundan çok çalışmaktan zevk alıyor ve o yüzden sürekli çalışıyor.
Çalışmamızı zevkli hale getirebiliyor muyuz? Onu da bir irdeleyelim.
Mutlaka yazılmıştır bu hikâyeler.
Mutlaka yazmalı… Ama ne yazmalı bu sayfalara?
Anlamlı, yeni…
Biraz da “sosyal mesaj” içeren. Olmazsa olmaz, esprili.
Yazmalı ama Mevlana’nın dediği gibi;
“…
Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş,
Dünle beraber gitti cancağızım;
Ne kadar söz varsa düne ait,
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.”
Sevval Sam-Bu Dunya Bir Pencere
Yağmur Eser
Nisan2010, Ankara
yagareser@gmail.com



11 Nisan 2010, 10:27 tarihinde.
Sevgili Yağmur,
hoş geldin,gerçekten sözde olmadı bu ,hayatta da yerini buldu.Hoş geldin.Bu hoşluktan şu an gülümsemekteyim.Nedeni mi,senin yazI başlığın,”yeni şeyler söylemek lazım “derken,açık olan TV.nin ekranında “Yaşamdan Dakikalar” proğramının sohbetinde,konuk olan Müzisyen Tuluhan’da aynı cümleyi söylemekte.Gözlerim yazının satırlarında gezerken,senin sesin,kulaklarımda TV.den gelen sesde aynı cümle”Yeni şeyler söylemek lazım.” diyor Tuluhan. Benzeri eşzamanlılıkları yaşamımda çok yaşadığım için,artık hayretim durgunluğa yerini bırakmış olarak,bu EŞZAMANLILIĞA sadece bıyıkaltı gülümsemekteyim,(olmayan bıyığımın altından:))) SEVGİYLE tekrar hoş geldin….