Anasayfa Anasayfa

Sayfa 3 / 3«123

Şubat 2010 için Arşiv

Öbür dünyadan mektuplar-1


İsa Batumlu

rencontre3
Rüyalarımın sayın yönetmeni;

tam kabullenmişken herşeyi..

bir kez daha öğrenmişken

olması gerekeni

ve sallamaya başlamışken başımı;

‘en doğrusunun böyle olduğu’na dair..

 

Yazının tamamını okuyun »

Elele olmak aynı aşkla…


Aysel Çetinkaya (mavidüslerim)

elele
Elele tutuşup  iki küme olurduk çocuk oyunumuzda. Karşı kümeden birini seçerdik oy çokluğu ile…
O seçilen, elele tutşanları şöyle bi süzerdi iyice, sonra 
elleri kimin daha zayıfsa, kim elini sımsıkı tutmuyorsa yanındakinin
ona yönelir, olanca hızı, olanca gücüyle yüklenirdi, ellere…
Ayırabilirse elleri, birini alıp giderdi kendi kümesine… sayısı azalan küme kaybederdi  oyunu…
Şimdilerde elele veren görüldüğü yerde  koparılıp, ayrılması gerektir,
korkaklarca, korkudan…

Yazının tamamını okuyun »

Gelirken beni getirmeyi unutma!….


Nazan Kutlu (güzaltı)

 femme_a_la_fenetre_310143332_std

Bir gece bana gel olur mu?… Çağırmadan… Şöyle beklenmedik bir anda… 

Ayaza kesmiş  geceye düş,  yolunu şaşırmış sersem bir yaz yağmuru  gibi…  Ya da kıyıda oturmuş, birbirlerinin gözüne girmeye çalışan sevgililerin ellerinden uçup havalanan kağıt helva gibi… Ya da, kaybolmuş bir oğlan çocuğu  gibi…

Yazının tamamını okuyun »

Mükemmeliyetçilere…


Şerife Karaçayır Mutlu

p_main
Mutluluğu

Mükemmelde arama

Boşuna yorulur,kaybolursun,

Dünya yuvarlaktır,

Ne diye dört dörtlük der durursun?

Yazının tamamını okuyun »

Ey aşk! Sen kimleri heder ettin!


Zelin Artuğ

 communaute_de_l_anneau_09_debut

Bu yazı başlığı, ne zamandır heybemde duruyordu da, bir türlü fırsat olmamıştı açığa çıkarmaya. Bu yazım, yaklaşmakta olan “Sevgililer Günü”ne de kapak olsun!

İşine geldiğinde “emekçi”yi pöhpöhleyip, işine gelmediğinde “mezbelelik” sayan zihniyet, yaşadığımız çağa çok uyan bir fotoğraf karesinde kendine de bir yer bulduğu anda hemen “çağdaşlaşır” ve emekçiyi çağdışı ve “sevgi” kavramını da emekçinin dilinde “fazlalık” ilan eder!

Yazının tamamını okuyun »

Telaş-sızım


Nazan Kutlu (güzaltı)

indifference
Ah ciğerparem…

Seni sevmeye ayarlı saatim, ne zaman yokluğunu vursa, yaralı bir arslan misali, beni öldürecek birini bulmaya çıkıyorum sokaklara.  Hayat acemisiyim  İstanbul’un  kedere çıkan yokuşlarında…

 

Yaram beni görünmez kadın yapıyor sanırım.  Görmüyorlar… Nefesimi tutuyorum, içinde sen varsın diye . Balat’ ın eski meyhanelerinden,  yanından yöresinden bıçaklanmış kabadayılar  çıkıyor naralı…yürüyorlar  üstüme üstüme. İnsanların içinden geçiyorum, ruhları bile duymuyor onlardan geçtiğimi…  Herkes bir yaşamak telaşında… Sanki tek  ben telaş-sızım!… Solundan yıkılanların telaşsızlığı var üzerimde…

 

Yazının tamamını okuyun »

hidalgo


Zelin Artuğ

 

Yazının tamamını okuyun »

CANkurtaran mektup!…


Nazan Kutlu (güzaltı)

 

feuille 
 

Olur ya, sizinde başınıza gelirse diye, cebinizde dursun şu mektubum… Şey gibi… önemli ve acil durumlarda hastalığınızın adının yazdığı bir kart gibi…

Yazının tamamını okuyun »

Yaşam


Şerife Karaçayır Mutlu

Sırrına eremediğimiz,

Formüllerini bilemediğimiz, vide_R44813

İşlerimizi bitirip

Haydi şimdi elveda

Diyemediğimiz,

Yarım kalan bir yolculuk,

Yarım kalan bir iş,

Yarım içilmiş bir çay gibi

Ansızın çekip gittiğimiz

Bir zaman tüneli gibi

GEÇTİĞİMİZ…

Yazının tamamını okuyun »

Gün doğumunun içli sessizliği


Rana Osma

2402264737_ef840e541b
“Merhabalar…   yeni yılın ilk ayının son günü zaman nasıl da izafi, tanımsız geçip gidiyor. Dünyayı izlediğimde öfke ve şiddetli davranış görüntüleri dikkatimi çekiyor. Acaba bu bilinç altımızdaki kontrolsüz korkularımızdan mı kaynaklanıyor diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Geçim derdi, sevilmeme korkusu, aldatılma kaygısı, para-iktidar hırsı  kısacası karmalarımızda var olan törpülememiz gereken bir parça huzur ve sağlığa değişilmeyecek kavramlardan mı? İçimize bir dönebilsek…

 

Yazının tamamını okuyun »