Terapi-2
Nazan Kutlu (güzaltı)
Doktor!..Bir daha gelmeyeceğimi söylemeye geldim sana.
Ne olur beni umursa!
Ben anladım…
Kırık ayağı, yerine eğreti tutturulmuş bir masa benim hikayem.
Çekmeceleri dolu, üstü boş.
Üstüme ne koysalar, ağır gelip düşüyor Doktor.
İçim kimseyi almıyor…
Ben Tuzla-Buz arası bir halk otobüsü kadar doluyum.
Hüzne ekspres seyahat ediyorum.
Leş gibi yoksunluk kokuyorum.
Bitirelim bugün senin işini,
Senden bana fayda yok.
Doktor!… İnan ne olur bana.
Ağrımasa, yerini unutacağım bir başım var.
Uğulduyor çoğu zaman.
Gürültülü iç dünyam .
Annelerden oluşmuş, yurttan sesler korosu,
Ağıt yakıyor her dilden, her dinden.
İçimi bir çocuğa kiraya verdim ben.
Yıllardır tadilat yapıyor inatla.
Dev bir oyun parkı kuracakmış göğsüme.
Çocuk işte! İnanıyor olur olmaz masallara.
Bazen, ecza deposu olmuş midemdeki ilaçları,
İçimdeki çocuk, kazara zehirleniyor.
Doktor!… geçici dövme yaptırdım AŞKımı sol koluma bir ara.
Kolumdan geçti,
Solumu dövmeye devam etti sonra.
Yoruldu kalbim bu dayaktan.
Tek ayak üstünde cezadayım,
Tek ayak üstünde bin yalan söyleyen hayat karşısında…
Tıkanmış lavabo gibiyim Doktor!…
Bende kendini temizleyenlerin, tüm pislikleri duruyor içimde.
Tuzruhu dökeceğim ruhuma yakında…
Ne dersin?…belki açılır, kir tutmaz artık bundan sonra.
Doktor!..öyle ağlamaklı bakma bana yaa…
Ben ağlayacağım sen bakacaksın bana.
Para ödüyorum, önce ağlamak için sana..
Sırasıyla değil, parasıyla bu işler…
Ara sıra hasta da acı söyler.
“Acıların kadını” değilim…
Bir kadının acısıyım ben Doktor!..
Ki onun en hüzünlü yanı kadınlığı…
Gardım düştü hayat karşısında…
Bi baktım, parça parça olmuş, yerlerdeyim…
Martılar doluştu tepeme…
Kanatlarına yapıştı can kırıklarım…
Alıp gittiler, kim bilir hangi çöplükte çürümekteyim.
Doktor!… iğfal etti biri bakire hayallerimi…
“Dikiliyorlar” dediler…
Kalın bir hayatla dikelim benimkini doktor…
Bir daha bozamasın rüyalarımı, kötü kabuslar…
Bir limon ağacından hamile kalmak istiyorum Doktor!…
Her mevsim sarışın çocuklarım olsun diye.
Bırak o not aldığın kalemi lütfen!…
Benim bir karşılığım yok tıbben.
Heidi!…Gidiyorum Doktor…
Giderken sana bir sır vereyim tutar mısın?
Hasta-Doktor sırdaşlığı adına.
Aslında ben, bir çizgi film kahramanıyım.
Hiç büyümeyen!…
Nazan Kutlu, Şubat 2010, İstanbul
(güzaltı) Yazın “DÜNYA”sı
İkiÇelloBirAnadolu-suit2




17 Şubat 2010, 22:56 tarihinde.
Ne cok sevindim, buyumeyen cizgi film kahramanlarini bulduguma, kaybetmemek uzere diyorum, Sevgili Nazan. Sekerkiz Candy ben.
17 Şubat 2010, 23:50 tarihinde.
Sevgili Sevil..Ahh kocaman gülümsedim şimdi…..Hala öyle lüle lüle sarı mı saçların?…
18 Şubat 2010, 09:13 tarihinde.
Kirmizi beyaz cizgili elbisem ve uzun kirmizi coraplarim var uzerimde,cillerimi sakliyorum kocaman sapkamin altinda,cember ceviriyorum lulelerimin arasinda saklanan kirlarda,goldeki kugunun kanatlarinda dinlenirken;Zelin cikardi beni bilemedigim bulutlarina,Antony ve kucuk prensim de yanimda;rakunum kacti bilinmeyen yerlere,bildigim bir sey var yalnizca;hepimiz kahramaniz cizgili ya da duz filmde.Heidi’ye Heidi’ye..!!
18 Şubat 2010, 12:49 tarihinde.
Ah! Güzüm,
ne olacak şimdi?Tuzla buz ettin beni,nasıl yan yana gelir parçalarım?Yapışarak eski ben olamam.
Sade sen değil,hepimiz,kırık eğreti tutturulmuş bir masa hikayesiyiz bu hayatta,ne mutlu ki sen bunu farketmiş erenlerdensin(aşkla)..Acı olan,çekmecelerinin içi boş üstü dolu olanların durumu,onların teşhis ve tedavide hiç yok UMUDU.Mis gibi ANLAM kokuyor tüm duyguların,zira bir kadının acısında pişmiş,kalın hayatın çuvalduzuyla dikilmiş ruhun bedenine,hangi çekmecesi boş dayanabilir, bu acının bedeline???
Senin karşılığın nasıl olsun tıpta Güzüm?İKİ oktavla bir dünyada,ONİKİ oktavlı sesinle,yeni notaların icadı gerek senin çevirine…..
Sen Alplerin karına vuran IŞIK Heidi,öpüyorum bu muhteşem YÜREĞİ……
18 Şubat 2010, 18:01 tarihinde.
Sevgideğer güzüm…
Nedense yeniden geleceğimizi bilenler bizi umursarlar da.. bir daha gelmeyeceğimizi öğrenenler bizi hiç mi hiç umursamazlar! Bitmiştir bizle ilişkileri.. hastaysak doktorun, doktorsak hastanın.. arkadaşsak arkadaşın, artık ilgisi kalmamıştır bizimle.
Oysa biz giderken, hikayemizi de alır gideriz!.. Bu, birçok hayat götürmektir beraberimizde! Hatta kendi hayatlarının bir parçasını da alıp götürdüğümüzün farkına bile varmazlar terk ettiklerimiz. Ve en acıklısı, asıl terk edenin kendileri olduğunu asla anlayamazlar!
Biz ve hikayelerimiz.. Dünyada hiç kimsemiz kalmasa da hikayelerimiz var bizim!.. Her hikaye ayrı bir yaşamdır… O nedenle hikayesi olanlar en uzun yaşayanlardır bu dünyada.. Bazı insanlar 500.. bazısı 1000 yaşında ölür. Bütün kahramanlar, bütün hikayeleri unuttuğunda!…
Senin yapacak çok işin var daha Güz.. Bu anlamda, yüz yıllar var önünde.. Kendine çok iyi bak!.. Hikayelerine de…
19 Şubat 2010, 01:33 tarihinde.
Yorumsuzdur bu yazı. Sevgili Güz, her satırına ayrı bir hüzün yüklemişsin. Çok ağır geldi bana, çook. Ellerine sağlık. Sevgimle.
19 Şubat 2010, 13:02 tarihinde.
Güzel Zelinim… Hikayelerim kendim..Evet yapacak çok işim var..En büyük hikayemi yazıyorum…Yaşamak gibi…
19 Şubat 2010, 13:04 tarihinde.
Güzel hazan… Hayat ağır bir roman zaten… Yaşadıkça sayfaları artıp kalınlaşan.. Aslında bir özetim ben… Tek sayfada ÖNSÖZ gibi duran..sağol arkadaşım..