Öbür dünyadan mektuplar-2
İsa Batumlu
Çok zor oluyor böyle yazmak..
Yazmamaksa daha da zor..
Aramızda ki engelsiz engellerden , ucubeler diyarının hiç var olmamış tünelinden geçememek,
ve toslamak kalın duvarına ucu bucağı görünmez sonsuzluğun..
Çıkamayan haykırışlarımın, kulak tırmalayıcı sessiz çığlıklarımın, duyulmayan yakarışlarımın hengamesinde buluşmuş, akamayan gözyaşlarımın sel olduğu zorundalık; yaşama ve ölüme dair..
Bir tül perde kıvamındaydı bakışların oysa..
ve asla bir engel değil, bir sınır süsüydü olsa olsa,
bir sevda büyüsüydü..
Ve ben ordan geçerken her defasında ne kadar da rahat,
ne kadar da emindim o büyülü tülden kapının
sonsuza kadar sevdayla yüzümü okşayacağına.
Ve ne kadar da akla gelmezdi gün gelip de, çelikten bir kale kapısının
yerine peydahlanacağına, yüzüme bir tokat gibi vuran .. nobran mı nobran..
Biliyorsun ki , Müzik dinleyemiyorum artık…
Evrende var olan her şeyin arasında görünmez bir iletişim kuran sihir, kaybolup gitti artık yerinde olmayan kulaklarımdan.. ama hiç bir güç silemez ruhumun derin kıvrımlarına sinmiş, sonsuzluğun derin sessizliği içinde, o çok özlediğim ezgileri..
Berivan da sendin, Mihriban da..
lüle lüle saçları olan yar da sendin,
deniz gözleri olan da..
tatlı dilli de sendin,
güler yüzlü de..
İçinde sen olmayınca
Şarkılar ..
Suyu kurumuş bir kuyudan
Farksız..
Duygusuz
anlamsız..
hem ayrıca gereksiz de zaten..
Seni dile getirmeyen ezgiyi istemem.
Mogambo çok özledi seni .
Ne sandın ya!
ölüler de özler elbet..
Ne kadar çok sevsem de seni,
Kavrulsa da ruhum özleminden..
Aramıza çok geç katılmanı dilerim.
sağlık dilerim sana,
mutluluk dilerim..
Haa! unutulmamayı dilerim bir de..
Mogambo
Mihriban-MusaEroğlu
İsa Batumlu, Şubat 2010, Bursa
244 okunma

15 Şubat 2010, 22:25 tarihinde.
İsa Sevgideğeri!…
Kolay gelsin sana! İşin epeyce zor.. Bakalım nasıl çıkacaksın bu işin içinden? Nasıl döneceksin dünyaya? Migimbiye…
Bizi çok merakta bırakma!.. Her ikinize de sevgiyle..
16 Şubat 2010, 13:39 tarihinde.
Sevgideğer Zelin..
Dostoyevski (aha! bir dosto daha) benim defalarca okumaktan bıkmadığım BUDALA’ sının ön sözünde şöyle der : ” Sayın okuyucum; bu romanımda muhteşem,sevgi dolu, geniş gönüllü ,mükemmel bir insanı yazmaya çalıştım..(Prens Lev Nikolayeviç Mişkin’ den sözediyor) Ancak öyle bir an geldi ki , romanımda ki bu karakter beni çok aştı ve roman artık kendi kendine yol almaya başladı..”
Burada da bu iş artık beni aştı ve olaylar kendi kendine gelişmeye başladı..Ne olacağını hiç bilemiyorum.Ancak bildiğim kesin birşey var ki o da Mogambo asla bu dünyaya dönemeyecek.Yani , bu Mogambo şimdiki ben değil.. onlar , insanlığın ilk çağlarında yaşamışlar..
Bu arada okuyanlar yanlış anlamasın burada yazan migimbi adlı birisi de yok..O da ilk çağlarda yaşamış ve nacizane benim tarafımdan dile getiriliyor..Çok karmaşık değildir umarım .. öyle gerekti ve öyle yazdım işte..Bazen beynimdeki gri hücreler acaip şeyler yapar.. Bunu da onlardan biri sayın ve bağışlayın lütfen..
Sevgiler
16 Şubat 2010, 14:40 tarihinde.
YÜREĞİ TEMİZ!.. BATUMLU’NUN OĞLU!..(MEHMET)
ASLAN ARKADAŞIM…(İSA)..
Seni severiz.. hiç unutma
16 Şubat 2010, 15:38 tarihinde.
Ah İsa… Ah!
Beynimizin o gri hücreleri yok mu! Ne çekersek onlardan çekiyoruz. Benim gri hücreler de senin bu sayfanı hazırlarken “Batumlu”daki “U” yu çekip “Mogambo çok özledi seni. Ne sandın ya!”nın yanına getirmek istedi… ÖZLEM duygusunu bir “GONG!” sesi ya da “UFFFF!” çağrıştıran bir “U” eşliğinde vermek istedi!…
Benim çok bilgili (essah diyom) bilgisayarcı yeğenim gördü bunu ve dedi ki: “Şu “U” harfini yukarı çekem mi?” Ona şöyle dedim:
“Hele git işine!”
Niye biz böyleyiz acep? Böyle esrik… böyle dalgalı deniz… Niye Migimbiler.. Mogambolar.. Hidalgolar dolanıyor kafamızda?
Hidalgo!… O, Migimbi ve Mogambo’yu gördü! Mogambo’nun asla bu dünyaya dönemeyeceğini… dönerse bu öykünün biteceğini biliyor. Dahası da var! Mogambo ve Migimbi insan değil. Çünkü dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur
Onlar GERÇEK AŞK’ı bulmuşlar, asla heder olmayacaklar. Sevgideğer Migimbi ve sevgideğer Mogambo’ya saygıyla..
17 Şubat 2010, 13:37 tarihinde.
Sevgili Mogambo,
bu güzel yazı sonrasında….. orayı görmeden ne desek boş, belki de, hiç ayrılmıyoruz, bu dünya ayrılık hissi veriyor bize, bizi üzmek için kim bilir?
Ama her ne ise, gerçek şu ki, buradaki ayrılıkla dalga geçebilme espirisi çok hoşuma gitti. Yüreğine sağlık, sevgiyle.
17 Şubat 2010, 20:46 tarihinde.
Sevgili Mogambo, zor olsa da yaz sen mektuplarını. Migimbinin bakışlarını hiç kimse böyle tarif edemezdi senden başka. İşitir gibi oldum, sonsuzluğun derin sessizliğinde dinlediğin ezgileri. Dosto’yevski buluşun ise bir harikaydı.
Çok severek okudum. Yüreğin dert görmesin arkadaşım.. Sevgiler.