Elele olmak aynı aşkla…
Aysel Çetinkaya (mavidüslerim)

Elele tutuşup iki küme olurduk çocuk oyunumuzda. Karşı kümeden birini seçerdik oy çokluğu ile…
O seçilen, elele tutşanları şöyle bi süzerdi iyice, sonra
elleri kimin daha zayıfsa, kim elini sımsıkı tutmuyorsa yanındakinin
ona yönelir, olanca hızı, olanca gücüyle yüklenirdi, ellere…
Ayırabilirse elleri, birini alıp giderdi kendi kümesine… sayısı azalan küme kaybederdi oyunu…
Şimdilerde elele veren görüldüğü yerde koparılıp, ayrılması gerektir,
korkaklarca, korkudan…
Bir elin nesi var iki elin sesi vardır çünkü…
Elele olunca karşı durmak, ayakta kalmak olasıdır.
elele olunca korkmaz insan, üşümez,
***
Ben bir ağaç gibi dallarımın kırılıp
toprağa batırıldığını görmek isterim
dallarımın yepyeni ağaçlar olmasını
tek yüceliğim,
tek kutsallığım benim
bir başıma ne işe yararım
Dostum, Sevgilim, Kardeşim, Bacım
neye yarar bir insan
TEK BAŞINA??????
(Afşar Timuçin)
***
El tutunca eli, bilir ki değildir tek başına.
Bilir ki yüreği gümbür gümbür çarpacak, kanı daha hızlı akacak.
Duvar olacak çamurlu sulara…
Yıkılmayacak, çamurun temizi kirletmesine izin vermeyecek.
Bilir ki sımsıkı tutmazsa eller elleri
çamura bulanacak dört bi yan…
Umudun yeşili solacak, sarının sıcağı sönecek.
ak kara bağlayacak….
Ey, insan,ey yüreğini duyabilen, ey sevdalılar..
tutun artık ellerinizi birbirinizin.
Korkmayın, kaçmayın.
tutuşun ki tutuşsun karalar,
aydınlıklara varalım elele…
Aynı sevdalarla, aynı aşkla…
Yoksa!!!!
***
T e k b a ş ı n a l ı k
Ben tek başına ne yapabilirim
Diye düşündü biri
Ve hiçbirşey yapmamaya karar verdi
Ben tek başına ne yapabilirim
Diye düşündü bir öteki
Ve yalnızlığının kuytuluğuna çekildi
Ben tek başına ne yapabilirim
Diye düşündü bir üçüncü
Ve tek başına düşünmeyi sürdürdü
Ben tek başına ne yapabilirim
Diye düşündü yüzbinler
Ve tek başınalıklarını sürdürdüler
Ben tek başına ne yapabilirim
Diye düşündü milyonlar
Milyonlarcaydılar
Ve tek başınaydılar
Bu arada birileri
Onlar adına
Karar vermekteydi
Tek başına olduklarını sananlar
Topluca ortadan kaldırıldılar….
(Ataol Behramoğlu)
***
Aysel Çetinkaya, 10.02.2009, Aydın
(mavidüşlerim)
Bella Ciao-EfkanŞeşen



10 Şubat 2010, 03:48 tarihinde.
Tharıkof’a bir dolu mavi yıldızla döndün mavili.. Işık getirdin bize.. Çok güzel bir insansın sen, iyi ki geldin!.. Hoş geldin!
10 Şubat 2010, 14:15 tarihinde.
Hüzünle dolar ya insanın gözleri çok kereler, içi bi garip olur da hani…
dolar insanın çok kere gözleri yine, içini aydınlık dolduruverir sevinç de hani…
Bana seslenişinle aydınlandı içim, sevinçten doldu gözlerim…
Küçük işlerin mavsinde, Güzel Dostlarla olmak gibisi var mı?
Hoş buldum, hoş oldum gelince.
İyi ki Varsın Sevgili Zelin, İyi ki açtın sofranı bize, iyi ki duyabiliyoruz aynı aşkla, aynı aşkta birbirimizi.
Sana ve Küçük işlerin büyük yürekli, büyük ustalarına sevgilerim sıcak, sımsıcak, selamlarım papatyalarca….
10 Şubat 2010, 20:13 tarihinde.
“Asansörün düğmesinde buluştu ellerimiz/Ama birbirimizi görmedik/Sahi biz İNSAN OLDUĞUMUZ BU ERDEMLERİ nerde yitirdik?”ŞM.
Mavilim,çalındı dostluk,insanlık DNA.ları,alındı SEVGİ hücrelerden,hipnoza girdi bilinçler,benliğini yitirdi insan,ama hala,gökyüzümüzü maviye boyayan yürekler varsa,SEVGİYİ kuruyorsa Tharıkof Sofrası,yürekler aynı anlamlar için çarpıyorsa UMUT VARIM MAVİLİM;UMUT VARIM,seni burda bu güzel duygularla gördükçe UMUT VARIM…. SEVGİMLE.
12 Şubat 2010, 20:00 tarihinde.
Hoşgeldin!.. “ev’e”..
Sen iyi bir insanlardasın.. sırt sırta verilecek..
Zelin gibi..
Hep yaz..
12 Şubat 2010, 22:31 tarihinde.
Sevgili Mavi, o bahsettiğin oyun; ne çok şey anlatıyor, hayata dair… Hem şiirler, hem de görseller çok güzel. Şimdi o çocuklarla olmak, onlar gibi doyasıya gülmek vardı.. İkinizin de ellerine sağlık. İkinize de sevgiler.