Gelirken beni getirmeyi unutma!….
Nazan Kutlu (güzaltı)
Bir gece bana gel olur mu?… Çağırmadan… Şöyle beklenmedik bir anda…
Ayaza kesmiş geceye düş, yolunu şaşırmış sersem bir yaz yağmuru gibi… Ya da kıyıda oturmuş, birbirlerinin gözüne girmeye çalışan sevgililerin ellerinden uçup havalanan kağıt helva gibi… Ya da, kaybolmuş bir oğlan çocuğu gibi…
Öyle ani gel ki, toplayacak vaktim olmasın hüzünlerimi… Bana , en BEN olduğum anda gel… Üzerimde benimle eskimiş siyah bir kazak olsun mesela. Omuzumda senin almanı bekleyen bir tel saçım…Biraz önce ağlamış olayım. Silmeni bekliyor olsun yanağımdaki gözyaşım…
Çat kapı gel!.. Mutluluk gibi…
Açılsın yüzümdeki gölge. Bin yıldır gurbette olan yoldaşını görmüş gibi sarıl sana yabancı bedenime.. Ama öyle üstün körü değillllll.. Kendine sarılır gibi sarıl… Sanki , gençliğimizde bir gülüşmeyi yarım bırakmışız da, onu tamamlamak için gelmişsin gibi gel… Başlayamadığımız yerden devam etsin gülüşmemiz…
Sokağımın başında adresimi sor bir çocuğa… Ona mektuplarımdan birini göster… Oturduğum satırı gösterecektir sana…
Gelirken beni getirmeyi sakın unutma….
ToTragoudiMou-Glykeria
Nazan Kutlu, 04 Şubat 2010, İstanbul
(güzaltı) Yazın “DÜNYA”sı
345 okunma



09 Şubat 2010, 03:27 tarihinde.
Sevgideğer Güzaltı,
Sana en SEN olduğun zamanlar için altın rengi kocaman bir güz güneşi, yanında da kıpkızıl bulutlar var, heybemde… Gülümse artık, Tharıkof’un kızıl saçlı bacısı!
09 Şubat 2010, 08:58 tarihinde.
Sevgili Güzaltı, Mektubundaki satırda oturan kadın… Hani, birileri bazen kendini bir şey için şanslı sayar ya; kimi piyangodan para çıktı diye, kimi mapustan çıktı diye, ya da ne bileyim bir çocuk uzun zaman babasının almasını beklediği bisiklet alındı diye kensini şanslı hisseder, bisikleti olmayan çocuklardan… İşte ben de öylesine şanslı hissederim senin ”güzyazı” larını okurken hep. Çook Güz’el bir yazıydı. Beklediğin sevgili de çok şanslı, benim gibi. Sevgilerimle…
09 Şubat 2010, 09:10 tarihinde.
Yüreğinize sağlık..
09 Şubat 2010, 21:15 tarihinde.
Tharıkofun kızıl saçlı bacısı,şu Zelin sevgideğeri nerden bulur,bu güzel yakıştırmaları?Güzüm yukardaki şarkı eşiliğinde,Zelin’in Hidalgosuna bindim,rüzgar gibi esti satırların yüzümde,saçlarım kısa ama yüzümü yaladı duygular,yüreğine sevgiyle,Tanrı aşıkları SEVDA ile sınarmış.
10 Şubat 2010, 01:14 tarihinde.
Her satırda Seni bulmak öyle kolay ki…
Böylesi ince ince işlemek sözcükleri, iğne oyasınca ince…
satırlarda takılıp kalan, buğulanan gözlerimle okudum dönüp dönüp,yine yine hayranlıkla…
Kalemi tutan ellerine, hüzünleri yüklenen yüreğine sevgilerimi yolluyorum…
Kal sağlıcakla Güz…
10 Şubat 2010, 13:56 tarihinde.
Defalarca denedim.. Bilgisayarımda sorun var…Tüm okuyan ve yorum yazan güzel dostlar sağolun…
07 Mart 2010, 15:30 tarihinde.
Uzun oldu kaleminden düşürdüğün satırların arasına girmeyeli. Böylesine içten ve karşılıksız bir davete dinlediğim şarkıyı da ekleyerek denk geldim işte, biraz heyecanlı biraz afili. Sokağının başındaki ufaklığa sordum adresini, ezberimdeki satırlarını okudum hece hece. Dediğin gibi oldu, yıllardır tanıdığı komşusunun evini tarif eder gibi oturduğun satırı gösterdi hiç tereddüt etmeden. Şimdi karşındayım, işte geldim der gibi. Alın yazımsın benim, başka şansım var mı ki..? Şimdi yolundayım, sonun benim der gibi. Heyecanımsın benim, yeni doğmuşum gibi. Ey mevsimlerin yalnızı, güzün altı..! Sanırmısın ki düşmezsin bir duble rakının eşliğinde aklıma, her satır kaleminden yazılmış gibi dikilir karşıma. Yoksun dediğin her an varlığıma ispat yaparım dilimin ucundakileri. Uçcuz bucaksız bir mavide sana yüzdürürüm yüzsüz sevdamı. Rüzgarı alıp arkama, yakamozu asarım yakama. Yüzüme senden yansıyanları dalgaların köpüğüne gizlerim. Vurdukları her kıyıya kazırım senden kalanları. İstanbul mavisiyle karşılar beni, aklımdaki seni. Kız’ın Kulesi kıskanır seni, İstanbul yeni bir şair arar gözleri kapalı kendisini dinlediği. Sahipsizliğin kelime anlamı yaptığım bu şehrin her sokağına adını veriyorum artık, her yol sana çıkıyor. Ömrümden ömrüne açılan kapıların eşiğinde her çocuk biliyor adresini. Geldim, yoktun. Biriktirdiğim tüm satırları adresini sorduğum çocuğa emanet bıraktım. Kızma hemen, unutmadım. Satırlarının arasından çaldığım seni satırlarımın arasına gizleyip getirdim avuçlarına. Önceleri mevsimlerle beraber dualarımı da astığım kapılarına bu kez bir yürek asıyorum. Bu gece geldim sana, çağırmadan. Öyle beklenmedik bir anda..
11 Mart 2010, 15:54 tarihinde.
Eyy Ümit..Derin denizlerin balığı…Gelişin mutluluk gibi işte… Seni görmek ne güzel geldi bir bilsen uzak bozkır ayazında.. Hep gel…Çık gel işte öyle beklenirken… Sevgilerimle