Telaş-sızım
Nazan Kutlu (güzaltı)
Seni sevmeye ayarlı saatim, ne zaman yokluğunu vursa, yaralı bir arslan misali, beni öldürecek birini bulmaya çıkıyorum sokaklara. Hayat acemisiyim İstanbul’un kedere çıkan yokuşlarında…
Yaram beni görünmez kadın yapıyor sanırım. Görmüyorlar… Nefesimi tutuyorum, içinde sen varsın diye . Balat’ ın eski meyhanelerinden, yanından yöresinden bıçaklanmış kabadayılar çıkıyor naralı…yürüyorlar üstüme üstüme. İnsanların içinden geçiyorum, ruhları bile duymuyor onlardan geçtiğimi… Herkes bir yaşamak telaşında… Sanki tek ben telaş-sızım!… Solundan yıkılanların telaşsızlığı var üzerimde…
Ah canımın ortası…
Ruhun yaşlanması sanırım telaşsız olmak. Küçük adımlarla yürümek… bitmek bilmez kuyruklarda sabırla beklemek… hep gelecek biri var gibi camdan saatlerce sokağı seyretmek, ama kimseyi beklememek!…
En yorgun anlarımda, kızıllığı akmış bir kadın, gri, ölümcül bir aşka soyunuyor mahalle arasındaki ufak lokantada… Dudak payı bırakılmış bir acıyı yudumlar gibi, üfleyerek yudumluyor çayını. İnce belli, ağzı kırık bardakta, demlenmiş hayatını içiyor besbelli… Karşısındaki adam kadının kalbine saplamaya kaldırıyor, kılıç gibi gözlerini. Atıyorum kılıçtan gözönüne kendimi. O kadın yerine ölmek değil niyetim asla… Bir kahraman olamayacak kadar çok yenilgi takılı omuzlarımda. Aşka kurban edilmek istiyorum sadece.. Hiçbir tanrı kurtarmasın istiyorum beni..
Çünkü ben, şiirden yapılmış bir tanrıya inanıyorum senden beri…
Nazan Kutlu, 04 Şubat 2010, İstanbul
(güzaltı) Yazın “DÜNYA”sı
Glykeria-OsiAgapisan
251 okunma



04 Şubat 2010, 20:30 tarihinde.
“Şiirden yapılmış bir Tanrı”olağanüstüydü bu söz Güz canevimden vurdu,yüreğine SEVGİLE…
05 Şubat 2010, 00:32 tarihinde.
Bir Güzklasiği bu güzyazı… Kulağımda o saatin gong sesleri, Balat’ın eski meyhanelerini dolaştım. Solundan yıkılanlara karıştım. Onlardan biri oldum. Ellerim, kucağım güz yapraklarıyla doldu. Ey şiirden yapılmış Tanrı. her nerede isen duy bu haykırışı… Şimdi, ben…Kızıllığı akmış bütün kadınları seviyorum Güz’den beri. Sen sevgili Zelin, dostom, yol arkadaşım.. sayfana güz gelmiş. Ne mutlu… Yeni pişirilmiş bir köy ekmeğini paylaşır gibi paylaşıyorum o mutluluğunu. Ve sen! Ey Güzaltı! Senin sesini paylaşıyorum, konuşmayı yeni öğrenen bir çocuk gibi; telaşsız ve hayranlık duyarak.. Sevgilerimle.
05 Şubat 2010, 04:02 tarihinde.
Güzaltı… sevgideğer dostum,
Telaş – “sızın” dinecek bir gün… Şiirden yapılmış tanrılar taş yağdırmaz çocukların başına.. Biz sıradan insanlarız, düşe kalka büyürüz. Birlikte sararız “tanrıların” açtığı yaraları.
Taner dosto.. Sayfama güz geldikçe ağaçlar çiçek açıyor…
05 Şubat 2010, 17:16 tarihinde.
Dostum Zelin…Dünya herkesin şiirden bir tanrısı olduğunda kurtulacak… Ya da dar gelecek tüm yüzölçümleri kendini insan sananlara… kalbimle öpüyorum güzel kalbini…
Güzel hazanım..Sevgili Taner… Sen beni tek harfle anlıyorsun gibi geliyor bazen..Birgün hayat radyondan kendi hikayemi dinlemek isterdim.. sisli, kırık bir sesle okunacak hikayemi..
CAN Şerifem… Canevinde ÇOCUKLARINDAN BİRİYİM BEN..ve gülümsüyorum sen hayatı yontarken..sevgiyle öpüyorum gözlerinden