Yolların “gelgel” eden çağrısı…
İsa Batumlu
Yolların o “gelgel “eden çağrısı başladımı birkez… gitmek istersin..
Bir de bakarsın ki kurumaya asılmış ıslak bir çamasır gibi mandallanmışsındır yaşamın ipine.
Yekinirsin,çabalarsın ..ı-ıııh! bir türlü gidemezssin..
Güçlü bir yel beklersin çaresizce..Bir küfür sallarsın rüzgar tanrısı Hermes’e ,”göndersin güçlü poyrazını da söksün mandallanmış bedenini , kurtarsın bu mel’un ipten “diye..
Yelin hemen “kurumak” , kurumanın da “son” oldugunu aklina bile getirmeden üstelik..
Yine de gi-de-mez-sin..
Sahi hangisidir yaşamda aslolan?
Naif ve koruyucu bir meltemin altında yavaş yavaş kuruyarak asılı kalmak mı?
Yoksa,
Islak ıslak , üşümeye, camurlanmaya aldırmadan, yolların o heyecan verici “gelgel” eden çağrısına uymak mı ?
“Bazı gidişlerin geri dönüşü yoktur” oysa..
Bazı gidişlerse…..
“Adamın biri, her mehtaplı gecede alır başını deniz kıyısına gidermiş.
Dönüşünde sorarlarmış:
-Ne gördün?
-Dünya güzeli deniz kızları gördüm, altın saçlarını gümüş taraklarla tarıyorlardı, diye hayalini anlatirmis hep.
Bir gece yine tek başına deniz kıyısına vardığında, gerçekten dünya güzeli
deniz kızları görmüş, altın saçlarını gümüş taraklarla tarıyorlarmış.
Döndüğünde yine sormuşlar:
-Ne gördün?
-Hiç! demiş… hiç bir şey!…”
Haldun Taner’in “Bir hayalin gerçek olması kadar hayal kırıcı bir şey yoktur” söylemi gibi, acep bir umut olarak mı kalmalı gitmek?..
Gerçekleştiginde bu hayalin, sihri de biter mi?
…
…
ezginingünlüğü-gemi-sab.akkiraz
İsa Batumlu, Ocak 2010, Bursa
…
309 okunma


25 Ocak 2010, 19:19 tarihinde.
Yollar!..
Aslan Arkadaşım..
İSA!..
hayata adı “henüz” Materyalizm olan dünya görüşüyle bakarsan iyi insan olursun diye düşündüm!..
selamlar.. sevgiler.. yazı çaban hep sürsün!..
25 Ocak 2010, 23:37 tarihinde.
Sevgideğer İsa…
Bugün ikimiz de kötü günümüzdeyiz. Yucel, sana materyalist dünya görüşüyle hayata bakmanı öneriyor, MB’de yayımladığım “Heybemdeki yazı başlıkları” adlı yazıma yorum yapan bir arkadaş da bana “siyasi konulara hiç girmememi” öneriyor..
Ne halleri varsa görsünler
Sen bana papalina yazını ne zaman yollayacaksın, onu söyle.. Küçükİşler’i ne zaman götürüyoruz Ayvalık’a? Küçükişleri fena halde kıskananlar var! Ayvayı yemeden, bir an önce Ayvalık’a gidip Şeytan Tepesi’nde şeytan taşlayalım.. (Şeytan, Mekke’de taşlanıyordu galiba, özür…)
Pardon İsa… Yucel’e bir şey söyleyeceğim..
Yucel.. Emekçiler beni sever sevmesine de… sen onların elçisi misin? Nerede bu emekçiler? Çıksınlar ortaya! Hepsiyle tanışmak istiyorum. Emekçiler birbirlerine “Seni uzaktan sevmek aşkların en güzeli” şarkıları söylemekten vazgeçsinler artık!
Materyalist bakış yetmiyor kem gözlerden korunmaya! Böyle yalnızlaşarak hiçbir saldırıya karşı koyamaz emekçi sınıfı!
“Zengin pınarlar” buldu mu, bütün emekleri çiğneyip “MEZBELE”ye atan zihniyetlere karşı Zelin tek başına mücadele edemez.. etmeyecek!
….
Sevgideğer İsa, yazılarına gelelim.. Sen yaz, kardeşim. Yazmayı bilenlerdensin! Buram buram doğa.. buram buram İNSAN kokuyor yazıların. Sevgilerimle ve dost selamlarımla..
26 Ocak 2010, 10:24 tarihinde.
Sevgideğerler..
Şimdi size;
Bilirim ki; materyalizm = maddecilik değildir..Öyle olsaydı eğer, materyalist insanların hiç duygularının olmaması gerketi..böylelikle materyalist davranış ; paylaşımcılıktan,sevgiden,emeğe saygıdan uzak sadece benmerkezci,bencil davranışlar manzumesi olmaktan öte gidemeyecekti…
Materyalizm; evrenin bilimsel açıklanmasıdır ve fakat bu bilimsellik gele gele,evrenin; mikro ölçülerde algılanamıyacak derecede ve nereden geldiği bilinmeyen bir maddenin büyük,çok büyük ölçülerde patlamasıyla (big bang) oluştuğundan ileri gidemedi malesef desem..
Materyalist bakış açısıyla yorumladığı evrenin içine insanoğlu, (son 50 yılda , adına gelişme denilen ucubenin ; 5-6 bin yıllık olduğu sanılan insan oluşumunun tüm ilerlemesinin yaklaşık 1 milyon katı olduğu söyleniyor ve Tanrı bizi bundan sonraki 50 yıldan korusun ) bilimsel gelişme ve ilerleme adı altında bir güzel “etti” desem?
Bütün bunları bilen ve gören ben zavlallısının, düşüncelerinde oluşan dumur ve hayal kırıklığı sayesinde” artık neredeyse, ortaçağın her türlü bilimsel ilerlemeye karşı çıkan ve tanrının emrine karşı gelmek” olarak yorumlayan yobaz ve gerici takımının haklı olduğuna ve bu adına bilimsel vırtzırt denilen her neyse herşeyin biran önce durdurulmasının, evlatlarımız ve torunlarımız yararına olacağına inanmaya başladığımı söylesem..
Olayı materyalist bir bakış açısıyla irdelemiş olurmuyum yoksa olmazmıyım hı?
Sevgiler
isa
26 Ocak 2010, 17:19 tarihinde.
Sana aslan arkadaşım derim..
yorumunu okuyunca şöyle dedim
İyi ki.. “aslan arkadaşım”..
İsa!..
sevgiler…
30 Ocak 2010, 05:46 tarihinde.
Bazen yollar sana”gel gel”demeden, sen gidiverirsin.Turistik gezin yarida kalir ve baslarsin yasamaya gittigin yerde.Sonra alisirsin, seversin de orada olmayi,bu sefer de donus icin umutlanirsin hep.Hani demistin ya; “gittigin yerde muhebbetlik degilsin”.Sonra dusunursun ;Muhebbet mi ben,ben mi muhebbet?Ya da muhebbet ne? Belki hayalini gerceklestirememissindir ya da gercek sanirsin hayalleri.Kavusunca hayallerine yeni leri baslar ,hayal kurarsin pesinde gidecek birseylerin.Hayal kurmak meziyetlerin en guzeli bence.Istemesini bilmek ve izin vermendir kendine;o zaman hersey senin isteklerin icin ugrasir durur.Inanamazsin sende! ruzgar eser biryerlerden bakakalirsin sonra… Guzel yazilarina tesekkurler Isa.selamlar Bursa’ya.Saygilar
30 Ocak 2010, 16:42 tarihinde.
Değerli arkadaşım İsa, çocukken; kıvrıla kıvrıla tepelerin ardında kaybolan toprak yolları seyretmeye doyamazdım. O yolların, okuduğum kitaplardaki iyi insanların ülkesine gittiğini sanırdım. Sonra büyüdüm… ve gittiğim hiçbir yol, hayalimdeki o güzel ülkeye götürmedi beni. Her kavganın sonunda kaybedenlerin arasında geçti ömrüm. Yine de umudumu yitirmedim. Bizler göremesek de, bir gün o güzel ülkeleri kuracak birileri çıkacaktır. Mutlaka… (Materyalizm maddecilik değildir diyorsun ya! Çok doğru. Altına bir imza da benden olsun, iznin olursa.) Saygılar, selamlar.