Denizler tanrısı Poseidon ile olan kavgam
İsa Batumlu
Pegasus , (hani şu kanatları olan beyaz at ) aramızın limoni olduğu bu deniz tanrısı Poseidon’un oğludur. Bir söylentiye göre şiirsel ilhamı bu at getirirmiş. ( Bu atın aynı zamanda tanrı Zeus’a yıldırımları getirme görevi de olduğu söylenir.)
İşte bu Pegasus şahittir aramızdaki kavgaya.İnanmayan varsa gitsin ona sorsun diye yazdım.
Gelelim şimdi kavgamızın nedenine:
Zamanın ötesinin ötesinin ötesinde ,Poseidon efendi, Baştanrı Zeus’un zoruyla yılan saçlı Medusa adlı bir tanrıça ile evlenmiş.
Cicim ayları geçince aklı başına gelmiş tabii .. kendi kendine ” ülen biz ne halt ettik, bu kadar dünya güzeli hatun dururken gittik bir yılan saçlıyla evlendik” diye hayıflanıp dururken, benim yani zamanın ötesinin ötesinin ötesindeki Mogambo’nun bir tanesi, sevgilisi olan Migimbi’yi görmüş.
Migimbi de öyle böyle güzel değilmiş hani; Olympos’un tepesinden deniz gözlerini kısarak taaa beline kadar inen ipek
altın saçlarını şööyle bir salladı mıydı her daim saçlarının güzelliğiyle övünüp duran rüzgar tanrıçası kıskanç Eolo bile hasedinden lodos, poyraz, karayel artık neyi varsa üfler dururmuş.
Poseidon efendi Migimbi’ye vurulmuş vurulmasına ama, Migimbi’nin de gönlü boş değilmiş.. Onun gönlünde de yiğitler yiğidi, dağlar arslanı Mogambo (zamanın ötesinin ötesinin ötesinde ki bendeniz) yatıyormuş.
Mogambo yiğit bir dağ adamı.. Bir vuruşta bir ayıyı öldürebilir, gerektiğinde mamutlarla güreşebilirmiş.. lakin Migimbi’yi gördü göreli içine bir yumuşama gelmiş, iştahtan kesilmiş, öyle ki artık günde sadece bir yaban öküzü yer olmuş.
Migimbi Olympos’un tepesinden saçlarını salladı mıydı, Mogambo alırmış o saçların kokusunu ve öyle içli bir böğürtü patlatırmış kiii; ben diyeyim nihavent siz deyin hicaz.. Olympos’un müzik, sağlık ve şifa tanrısı Apollo bile sesini keser diğer tanrılarla birlikte çilingir sofrasını kurar ve “öff ulen öfff! ne olcek bu Olympos’un hali muhabbetine kadar götürürlermiş işi..
Bizim yiğitler yiğidi, dağlar aslanı Mogambo şair olmuş, şiir yazar dururmuş deyim de siz anlayın durumu:
“Gelecek mi dersin Mogambo?
Umut bu mu?
Daha kaç güneş,
Kaç güneş düşecek dağın ardına?
Her güneşe bir taş attın kuyuya
Her güneşe bir taş ve biraz umut..
Dolmadan gelecek mi acep Mogambo?
Bitmeden umut..
Gelsin be Mogambo
Ne olur gelsin!..
Umuduna ne oldu Mogambo?
-“Sen anlamayacaksın,
Ben anlamayacağım,
Kimse anlamayacak
Ve yıkılacak ırmağın seti
Su kazanacak”
Dediğin hani..
-“iki damla suyken
Bir damla olacak birleşmek..
Yüreğinin meltemi ılıkken üstelik”
Dediğin?
Ya şimdinin fırtınaları Mogambo,
Ya şimdi?
Bir güneş daha düştü bak..
Bir taş,
Biraz daha umut..
Gözlerin Mogambo
Islak..
Gözleri Mogambo
Gözleri..
Su da nilüfer çiçekleri..
Bazen yeşil
Bazen mavi..
Hepsi, her ikisi..
Bakılası ölünesi, baka baka ölünesi..
Öpe öpe ölünesi..
Gözleri Mogambo..
İçinde çığlık çığlık..
Çığlık at Mogambo..
Bağır .. çığlık at..
Gözlerin Mogambo..
Gözlerin neden
Islak?
(isa Batumlu -Öbür Dünyaya Mektuplar’dan)
Poseidon efendi başlamış Migimbi’nin peşinde dolaşmaya ve onu rahatsız etmeye..
Kendinden o kadar eminmiş ve o kadar sabırsızmış ki ; yok kur yapacağım, yok efendim çiçek göndereceğim , kızın gönlünü hoş tutacağım, hediyeler alacağım gibi bir düşüncesi de zaten yokmuş.
Migimbicik çok korkmuş önce.. koskoca denizler tanrısı Poseidon tarafından rahatsız edildiğini kimselere söyleyememiş.
Gelgelelim bıçak kemiğe dayanmış. Bir buluşmalarında olayı Mogambo’ya anlatmış. Mogambo o kadar kızmış , o kadar
kızmış ki!! Kızgınlıktan koyuverdiği nara bütün dağlarda yankılanmış , karlı dağlarda çığ felaketine yol açmış.
O sinirle deniz kıyısında almış soluğu..”Poseidon efendiiii, Poseidon efendiiii tanrıysan tanrılığını bil ulennn! Seni bir daha Migimbi’min peşinde görürsem kendi tuzlu denizinde boğarım ” diyerek Poseidon’a kafa tutmuş.
Tanrılığına güvenen Poseidon efendi, Mogambo’yu küçümsemiş.”Bir ölümlü değil mi bir sıkımlık canı var nihayetinde” diye düşünmüş, işi hafife almış.. zaten öğle uykusundaymış hiç bozmamış istifini, gülmüş geçmiş .
Hafife alıp Mogambo’yu anında derinliklerine çekmemesinin bir nedeni de, “ulen bu sümüklü ölümlü neyine güveniyor da bana kafa tutuyor, bir görelim bakalım kaç atımlık barutu var şu sineğin..” diye merak ediyor olmasıymış .
Aslında, o an için rakibini küçümsemekle ve anında yok etmemekle ne büyük bir hata yaptığının farkında değilmiş.
Mogambo aşıkmış aşık olmasına ama, aynı zamanda akıllı bir adammış. Hemen Pegasus’a gitmiş..- “Böyleyken böyle, baban olacak namussuz kart teke, benim sevgilimin peşinde dolanıyor, var git anan olacak Medusa cadısına durumu haber ver, yoksa elimden bir kaza çıkacak, alem denizsiz kalacak” diye homurdamış.
Olayı öğrenen Medusa tam 77 yılandan oluşan saçlarını öyle bir hiddetle sallamış kiii, gökyüzü silme yılana kesmiş.. dağ, taş, göl, deniz, okyanus yılanla dolmuş. (Bir söylentiye göre yıllanlar sadece karada yaşarlarken, bir kısmı bu olaydan sonra deniz ve göllerde de yaşamak zorunda kalmıştır.) Tez elden yılan diliyle, durumu anlatan bir istida yazarak Pegasus eliyle Baş Tanrı Zeus’a kocasını şikayet etmiş.
İstidayı okuyan Zeus olayı pek ciddiye almamış. Nihayetinde kendisi de aynı herzeleri yiyerek karısı Tanrıça Hera’yı aldatıp duruyormuş. Lakin Migimbi’yi pek bir merak etmiş. “Ulen bu azgın tekeyi bu hale getiren güzel kimbilir nasıl bir güzeldir” diyerek, gökyüzündeki tahtından kalkmış ve bir şahine dönüşmüş, doğru Migimbi’nin yanına uçmuş.
Migimbi tam da o sırada, bir yandan Mogambo’nun başını dizlerine yatırmış bitlerini ayıklıyor, diğer yandan da huşuuu! içinde, Mogambo’nun kendisine söylediği tatlı homurtuları dinliyormuş.
Evet Baş Tanrı Zeus çapkınmış çapkın olmasına ama, asla ve kat’a hiç bir güzeli zor kullanarak elde etme yoluna gitmeyen, gayet delikanlı bir tanrıymış.
Mogambo ile Migimbi’nin aşklarını görünce, Poseidon’un Migimbi’ye zorla sahip olmaya çalıştığını anlamış ve çok kızmış. “Bu delikanlılığa sığar mı uleennn!!” diye naralanarak, Pegasus’a, tez şimşek ve yıldırımlarını getirmesi emrini vermiş.
Gökyüzündeki tahtından denizlere doğru şimşek ve yıldırımlarını yollayarak Poseidon’u makamına çağırmış.
Zamanın ötesinin ötesinin ötesi boyunca ilk kez Baş Tanrı’nın huzuruna çağrılan Poseidon, o telaşla o kadar acele gökyüzüne çıkmış ki, telaşının şiddetinden Anadolu’nun bir köşesi, ana parçadan koparak ayrılmış..(İşte İstanbul ve Çanakkale boğazlarının bu şekilde oluştuğu rivayet edilir.)
Baş Tanrı Zeus’tan sıkı bir papara yiyen Poseidon efendi, Migimbi’nin peşini bırakmak zorunda kalmış. Tabi ki Mogambo’ya karşı olan kızgınlığı ve kini hiç bitmemiş.
O gün bu gündür Mogambo(yani zamanın ötesinin ötesinin ötesinde ki ben) nezaman balığa çıksa, Poseidon efendi, (Migimbi’nin güzelliğini kıskanan ve galiba gizliden gizliye Mogambo’ya karşı derin hisler taşıyan) rüzgar tanrıçası Eolo’ nun da desteğini alarak, rahat ve huzurlu bir balık avı yaptırtmamak için elinden geleni ardına koymaz.
(Ayvalık’ta balığa benimle çıkanlar durumu bilir. Poseidon bir türlü rahat ettirmez. Hemen dalgalar büyümeye başlar. Benim de aklıma zamanın ötesinin ötesinin ötesindeki bendeniz olan Mogambo’nun taktiği gelir ve sert bir sesle “Poseidon efendiiii,Poseidon efendiii haddini bil uleenn!” diye naralanırım.Ancak bu uyarımdan sonra , tabi ki Baş Tanrı Zeus’dan tırstığı için bir kaç saatliğine de olsa rahat bırakır.)
İşte sevgili dostlarım; ben hikayemi anlattım. Gayrı inanıp inanmamak sizin elinizde.
Hadi kalın sağlıcakla uleeennn!!
AsiaZen Mer d’Andaman
ezginin günlüğü-ebruli
…
İsa Batumlu, Ocak 2010, Bursa
1.415 okunma

14 Ocak 2010, 17:28 tarihinde.
İsa..
müthiş buldum yazını..
gülümsettin beni.. sen de hep gülümse!…
Zelin sevgideğeri iyi bir düşün emekçisi.. Milliyet Blog’da tanıdım yazılarından onu.. Sağlam kişilikli… davet etti beni buraya sonra dediki!..
“Burası emek yanlısı herkesin!.. güvenirim sana!.. sende davet edebilsin..
Onur duydum böylesi güvenine Zelinin “Z diyorum ben ona!..
Sen Davet hak edenlerdensin…
Yazını okuyunca şunu hissettim İsa iyi ki benim çocukluk Arkadaşım..
Sağol!..
Onurlu insan Mehmet Batumlu’nun oğlu
İsa Batumlu..
Arkadaşım..
Sevgiler, selamlar..
15 Ocak 2010, 00:42 tarihinde.
Kavga yok Isa. Sen anlat biz inanırız sana, sevgiler.
15 Ocak 2010, 01:03 tarihinde.
Sevgideğer Zelin sağolsun..Sende sağol tabii Yücel’im..İnceliğiniz ve kibarlığınız için.
Yazarlığın bana bir kaç gömlek fazla geldiğinin farkındayım ve adı küçükişler olan ama bence çok büyük işler yapılan bu ortamda yazılanları zevkle okumak ve nacizane yorumlamak daha iyi olacak benim için..
Tekrar çok teşekkür ederim..
15 Ocak 2010, 01:05 tarihinde.
Teşekkürler Sevil..
15 Ocak 2010, 13:41 tarihinde.
Sevgideğer…
Yazılarının küçük işlerde çıkması, benim sağanak yağmurlu günlerime denk geldi… Keşke gün 48 saat olsa dediğimiz günler vardır ya… O nedenle sana doğru dürüst hoş geldin bile diyemedim, bağışla.. Dur, önce mis gibi demlenmiş çaylarımızı içip bir soluklanalım.. Migimbi yengemizi de al gel Mogambo sevgideğeri… Bir yere gidiyoruz. Bizimkiler orada zaten.. Bekliyorlar.
http://www.kucukisler.com/2009/10/01/dusler-sokaginda-cay-keyfi/
Sana “küçük işler”in hikayesini anlatayım İsa… Yucel de bilmez bunu.. Şerife de.. Hazan da.. diğer yol arkadaşlarım da… Özel bir nedeni yok bilmemelerinin. Söz açılmadığı için.. ya da anlatmaya fırsatım olmadığı için anlatmamışımdır.
Canımın sıkkın olduğu bir gün, kulağıma bir ezgi çalındı radyodan. Ezginin Günlüğü, EBRULİ. Sonra buldum bu ezgiyi.. Dinledim.. dinledim.. defalarca dinledim. Müziği ayrı harika.. sözleri ayrı harika geldi o günkü ruh halimle.
“Bana bir site yap”, dedim yeğenime.. “Küçük işlere bakacağım orada.. Ebruli yazılar yazacağım. Ya da yazdığım bütün yazılar ÖNCE Ebruli kategorisinde olacak!” “Sen unut geçmişini, ben aklımda tutarım..” lı yazılar…
“Deniz”ler asıldığında, yalnızca birkaç yaş küçüktüm onlardan. Aynı kuşaktanız yani.. Yatakhanedeki bütün yastık kılıflarına kum doldurup, faşist saldırılara karşı barikat kuran
heyecanlı bir gençliğin “büyüttüğü” ve giderek “yaşlandırdığı” bir kuşaktan geliyorum. O GEÇMİŞİ UNUTTURDULAR çoğumuza.. Cebren ve hileyle unutturdular! Ben asla unutmamaya karar verdim. Çünkü o gençliğin yerinde yeller esiyor şimdilerde..
(…)
Bir bahçe düşledim. Dostlarla çay içip sohbet edebileceğimiz, günün yorgunluğunu atabileceğimiz bir bahçe.. Yukarıda linkini verdiğim sayfada Ezginin Günlüğü grubunun bir fotoğrafı var. Nadir Göktürk.. Ayakta duran.. Lacivert gömlekli, sakallı.. Grubun as adamı. Ara sıra uğrayıp kahve içeceğini söyledi kucukislere.. Nasıl sevindiğimi anlatamam. Canlı müzik eşliğinde dostlarla çay… Daha ne olsun?
Bunları sana neden anlattım şimdi? “Yazarlığın bana bir kaç gömlek fazla geldiğinin farkındayım” diyorsun ya.. İşte bu, yaralar beni. Yazarlık diye bir şey yok.. Yazarlık her neyse, yazarlık taslayanların olsun. Biz hiçbirimiz böyle bir iddiada bulunmuyoruz İsa.
…
Biz KONUŞUYORUZ! Toplumun dilini kesen cuntacılara inat!… Namusu da namussuzluğu da belden aşağıda arayan, bulamayınca da “kişi, kendinden bilirmiş işi” manevralarına yönelen ahlakÇIlara inat!.. Kendini o güzelim hayvanlardan.. ve başka insanlardan üstün gören GELİŞMEMİŞlere inat! Biz buradayız İSA… Sen de bizimle olacaksın. Olmalısın! Bizi yarı yolda bırakanlara İNAT!
…
Mogambo…. Bize balık tutmayı öğret! (”Halka bir kez balık verirsen, bir kez doyar karnı… öğretirsen balık tutmasını hep doyar karnı” [Kuan-Tzu])
…
Mogambo… senden öğrenecek çok şey var. Yeni yazılarında buluşmak üzere sevgiyle…
NOT: Madem balıkçılığın da var.. Sevgideğer Hazan’ın (Taner Yılmaz) “Yenikapı Balıkçıları” yazı dizisini okumanı öneririm MB’de.. O yazıları küçükişlere de yollamasını isteyeceğim.
…
http://blog.milliyet.com.tr/Yenikapi_balikcilari-1/Blog/?BlogNo=167559
http://blog.milliyet.com.tr/Yenikapi_balikcilari-2__Kor_Mahmut_un_oykusu/Blog/?BlogNo=171998
http://blog.milliyet.com.tr/Yenikapi_balikcilari_3__Izmirli_Hoca_nin_oykusu/Blog/?BlogNo=191281
http://blog.milliyet.com.tr/Yenikapi_balikcilari_4__Etem_Baba_nin_oykusu/Blog/?BlogNo=223839
15 Ocak 2010, 14:44 tarihinde.
Sevgili Mogambo,
gülümseten,hoş duygularla okudum yüreğine sevgi.
Şimdi senden bir ricam var,bir Tanrılar toplantısında,dile getirsen,şu TANRILIK MAKAMINA;BEŞER,ve ŞAŞAR alt duygularını eğitmemiş, tanrı adaylarına vermeseler yahu!Biz bıktık bu kaprislerden,biri birini kıskanmış,öteki ötekine öfkelenmiş,*öfkesini yönetemeyen nasıl Tanrı olur* kardeşim?Bak bizimkilere,Yunus’a;Hacıbektaş’a kırk yıl çalışıyorlar egoları uğruna.Bundan böyle,”bir ŞİFRE Tanrıça adayı ŞERİFE var yeryüzünde,isteğini getirdim Tanrılar Meclisine” de lütfen ve her önüne gelen tanrı olmasın kardeşim:)))) senin tuttuğun balıklara uygun hava ayarlayamayan bir tanrı hasetlik duygusundan benden sınıfta kalır.:)))*ALT DUYGULARI AŞKIN İNSANLARA TANRILIK SIFATI VERİLSİN* lütfen dileğimi kapris Tanrılarına iletin.Onlar yerine getirmezse,söyleyin ben sizin başkanlığınızda yeni bir Tanrılar Meclisinin yeryüzünde kurulacağını onlara haber veriyorum.Belki de bana ilhamlarını keseriz şiir yazamazsın diyebilir bu terbiyesizler.:))))))))))))))
Çok zevkli paylaşıma teşekkürlerimle SEVGİLER Mogambo….Hah şimdi bak benim sevgileri de senin Migimbi kıskanırsa napcez?? Kıskançlık bir alt duygu çünkü……………
15 Ocak 2010, 15:53 tarihinde.
Sevgideğer İsa, öncelikle soframıza hoş geldin. Öykünü okudum inandım. Sen benim kedi masallarıma inanmayabilirsin:) selam ve saygılar.
(Zelin, mutfaktaki işleri bittiğinde benim kedi masallarımı yayımlayacakmış, öyle dedi… Sanki benden güzel yemek yapabilirmiş gibi… Kesin yakar tencereyi o, şimdi..)
15 Ocak 2010, 16:43 tarihinde.
Sevgideğer Zelin,
Hürrrrppp ohhh!.. bu çay da çok iyi gitti doğrusu ellerine sağlık..Anacığım burada olsaydı şimdi “yavaş iç yanacaksın oğlum aaa! hem o ne biçim höpürdetme öyle duyan da kırk yılın tiryakisi olmuş da taze elden taze kahve içiyomuş sanacak Allalallaaaaa!.” diye bir güzel haşlardı beni..
Yani iyi ki sağanak yağmurlu günlerine denk gelmişim de kurtulmuşum..Yahu daha nasıl karşılayacaktın ki? bir de “bağışla” demişsin..Girdiğim bir kapıdan bu kadar güzel ve güler yüzle karşılanıp, (takındığım tutumdan dolayı herhal?!)
can dost bir ev sahibesine ;”bağışla sana doğru dürüst bir hoş geldin bilediyemedim” dedirttiğim için asıl sen beni bağışla lütfen..
Sevgiler..
15 Ocak 2010, 17:09 tarihinde.
Sevgideğer Şerife..
Dileğini zevkle yerine getirirdim ama malesef Mogambo’yu tanrılar toplantısına almıyorlar.Gerçi o toplantılarda pek bir şey yaptıkları da yok.Zaten kararları sadece ve sadece Baş Tanrı Zeus alıyor.Diğerleri de ona uymak zorundalar.O da şu sıralar aksi, yaşlı bir tanrı oldu çıktı .Benden duymuş olma ama, prostat sıkıntısı neyin çekiyormuş diye duydum.Şiirsel ilhamdan yana bir çekincen olmasın Pegasus benim kanka sayılır şu sıralar gönlünü dişi bir Unicorn’a kaptırmış durumda..Geçenlerde bir gözü sarılı geldi.. Unicorn’un boynuzu gözünü çıkartıyormuş azkalsın..
Migimbime gelinceee “sevgiler” sözcüğünü neden kıskansın ki? Sanmıyorum..Iııh! kıskanmaz herhalde öyle dimi? Kıskanırmı yoksa!!?? yok yok kıskanmaz canım neden kıskansın ki? Kıskanabilirmi yoksa? yok yok kıskanmaz kıskanmaz..Bilemiycem vallaaa!!
Sevgiler …
15 Ocak 2010, 17:38 tarihinde.
Sevgideğer Muzaffer:
Sofranıza beni de kabul ettiğiniz ve yazdıklarıma koşulsuz inancınız için minnettarım.
Kedi masallarını merakla bekliyorum..
Ne masallarla uyutulduk biz toplumca hepsine inandık.. Hiç olmazsa senin masalların uyandırıcı olabilir diye umuyorum..
Sevgiler…
18 Ocak 2010, 17:27 tarihinde.
Yahu Mogambo arkadaş, bu Poseidon hergelesinin bir madiğini biz de yemiştik zamanında. Lakin, sen gibi dayılanamamıştık ona… Korkudan kayığın orta yerine uzanmış, fırtına dininceye kadar Aluş’un sesli dualarını (bazılarımız da içinden okumuştu ha!) dinlemiştik saatlerce. Oysa bir hafta önce, kumsalda otururken, yaptığımız ”Tanrı var mıdır, yok mudur?” tartışmasının sonunda olmadığına karar vermiştik! Demek ki, konuşmalarımızı duymuş bu Poseidon, sonra da balığa ilk çıktığımızda bize haddimizi bildirmiş! Gerçi fırtına dinip, kıyıya ayak bastığımızda ”o duaları şakadan söyledim lan!” demişti Aluş ve Kürt Memet günlerce bu lafa gülüp durmuştu ama, orasını karıştırmayayım şimdi. Güzel, okunası bir yazıydı. Eline sağlık. Selamlar.
20 Ocak 2010, 20:05 tarihinde.
Sevgili Taner;
Yorumunu yeni gördüm onun için yanıtım biraz geç oldu ..
İşin içinde yalnızca can olsa Mogambo da belki dayılanamayacak,tırsıp kabullenecek ama Taner arkadaş, işin içinde canan var..Migimbi var..
Sizlerin yorumlarınız benim için çok değerli ..hepinize tekrar teşekkürler..
Sevgiler
20 Ocak 2010, 21:27 tarihinde.
sEVGİDEĞER Taner’in yorumuna;
fırtınalı bir günde iki laz uşağı,balık avına çıkarlar,fırtına bütün hızıyla esiyor,deniz bir iniyor,bir kalkıyor,teknede iki kişi,biri yakalıyor,diğeri kasalara yerleştiriyor.Bir ara yerleştiren ellerini havaya kaldırıyor”cenabı Allah,ha bu fırtınaayı tur tur,verim sağa,bi paluk”fırtına durur mu tüm hızıyla esiyor,bu kez diyor ki”anladum anladum,edeyum oni içi(2).Bu sefer yakalamakta olan dayanamıyor,”ya hasso,napayasun,pen tutmadım bi baluk,sen,cenabı Allah’a vereyorsun içi paluk”öteki cevap veriyor”la sus,kandırayurum oni,fırtına dursun heç vermeyeceğum”:))))))))sevgimle.
15 Eylül 2010, 17:41 tarihinde.
paylaşım için tşk