Çocukluğumun kahramanlarıyla hayali bir söyleşi…
İsa Batumlu
-“Turist Ömerrr derler benim adımaaaaa..güzel kızlar doyamazlar tadımaaaaa….heeeeeyyyyttt be anaammm!!..”
-Aaaa!! Sadri Alışık Abi siyah beyaz olarak gelmiiş ..Çok özledik seni ..O sıcacık yüreğini, hep iyiliğe,dürüstlüğe dair mesajlarını,hınzır ama bir okadar da naif kişiliğini gerçekten çok özledik..Eee yukarıda havalar nasıl abi?
“- Ne olsun be evlat.. Ayhan Işık’la beraberiz hergün ,kevser şarabı da bol annadınmııı.. Keyifler yerinde..yalnııız bu kevser şarabı rakının yerini tutmuyor annadınmıı.. ”
-Abi çok merak ediyorum .. Ayhan Abi’ye bir sorsan diyorum.. Amerikalı bir aktör var bu sıralar adı Geroge Collony ..O nun Ayhan Işık’ın oğlu olabileceği söyleniyor aslı varmıdır sence?
-“Bak evlat.. biz simit sattık, icabında gazoz sattık ama asla insan satmadık annadınmııı..”
-hı??
-“Zzzzııssst !!Errrrenköööy!!!..Evladııım Ayhan’ın bildiği bir oğlu olmuş olsaydı, Ayhan bırakırmıydı oğlunu oralarda hiç..??”
-Asla bırakmazdı abi doğru söylüyorsun..
-”Höööst kimmiş ulannn benim Ayhan’ıma laf söyleyeeennn?? aaazını caaart!! diye yırtarım onun vallahii”
-Yok vallahi Mürüvet Sim Ablacım ..Ayhan Işık’ a toz kondurur muyuz hiç..Seni de çok özlemişiz valla abla ..o göbek atışlarını, güngörmüş, tuttuğunu kopartan kadın havalarını.. Nasıl gidiyor sonsuz yaşam?
-“Hulisi’yle birlikte keyif çatıyoruz oooohhh! sefamız olsun….Aklıma gelmişken çocuk, Münir Özkul nasıl?.. Ona söyle acele etmesin buralara gelmek için .. daha yapacak çok işi vardır onun orada çoookk..
-Ahh! be ablacım yaramıza tuz bastın sen de .. nezamandır yok ortalarda Münir Özkul.. Allah ona uzun ömür versin..
-“kih hih hih hih kih kih ! aman da benim kuzucuğum büyümüş de kocaman adam mı olmuuuş?”
- Ahh !Adile Teyzeciğim ..ah! Adile Teyzem benim.. gittiğinde bıraktığın boşluk okadar büyük oldu ki bütün fizik kanunlarını altüst ettin be teyzem..
-“kih kih hih hi hih üzülme sen aman da benim kuzucuğum sil bakiim o göz yaşlarını ..bak Hulisi Bey Amcan görürse çok üzülür sonra emi benim kuzucuğum..”
“-Heeeeyyyyyyttt !! denizde arslannn ,karada kaplannn varmı ulan bize yan bakaaan…?”
- Ooooo Fabrikatör Hulisi Bey Amcaaa bakıyorum da bıyıklar formunda yineee..Öbür tarafta da varmı fabrikalar sahi?
-“Ne fabrikası evlat ? para mara geçmiyor oralarda .. fakat laf aramızda kuru fasülyeyi de çok özledim aaah ulan aaah ! ..
-“Vayyy horozuna kiravat taktiğimin çocuğu..nnnnnn kelajjjjj aaa…..”
-Ah! ensem ..Ne vuruyosun Öztürk Serengil Abi yahu enseme?
-“Sssabbotajjjj heh heh heee ”
“-Rahat bırak çocuğu Öztürk..Hoş geldin oğlum .. Hülya kızıma selam söyle ben koymuştum Nuri Alço’nun fotoğrafını yastığının altına .. Oğlum Kadir görsün de boşasın onu diye.. Aaaah ah! şimdi çok pişmanım.”
-Aaaa! Aliye Rona Teyzeciğim o olay bir filmde olmuştu ama, gerçek hayatta olmamıştı ki..
-“Olsun oğlum sen yine de söyle affetsinler beni yaptığım tüm kötülükler için.”
-Başım üstüne Aliye Teyzeciğim.. Hepinizi çok ama çook özlemiştim..Sahi biraraya gelmişken burada da bir film
çevirseniz diyorum..
-“kihkihkihkihkih ilahi kuzucuğum filme ne gerek var? ..Burada herkes mutlu,herkesin karnı tok sırtı pek.. kimsenin derdi tasası yok.. huriler gılmanlaar , ekmek eldeen kevser şarabı göldeeen ooooh!! sefamız olsuuuuun!..hem sen ne arıyosun bakiim burada? Çoluğun çocuğun sevdiklerin seni bekler.. daha çoook yapacak işin var senin dünyada.Hadi bakiiiim evli evine köylü köyüneeee.”
-Peki Adile Teyzecim..bir gün elbet aranızda olacağım ben de..Sizden bir ricam daha olacak..Yılmaz Güney abiye çok selam söyleyin ve ona deyin ki ;” filmlerini izleyen çocukların herbiri birer Yılmaz Güney oldu.. “Arkadaş” filmini izledikten sonra her gece rüyasında “Azem” olan küçük çocuk da bendim..
Bitti..
İsa Batumlu, 12.01.2010, Bursa
Kibar Feyzo-Kemal Sunal-ŞenerŞen


13 Ocak 2010, 15:30 tarihinde.
*İsa Konuşuyor!..
hoşgeldin yüreği temiz İsa..
Bir yazı yazdım sofraya!.. bir müddet sonra verir “Z” yayına…
Başlığı ile seslendim sana
İsa konuşuyor!..
yazın sevgi dolu iyi insan yazısı..
Hoşgeldin Sofraya İsa..
Sevgiler, selamlar..
13 Ocak 2010, 15:53 tarihinde.
SEVGİDEĞER…
HOŞGELDİN. Hoş geldin kucukislere..
Şimdi çıkmam gerek. Döndüğümde Yucel’in yazısını yayımlayacağım. O yazıyla Tharıkof sofrası, seni daha iyi tanıyacak.
Az sonra
Yok… Saat 20:00′den sonra…
13 Ocak 2010, 16:12 tarihinde.
Isa.burada sabah yeni oldu,yuzumu yikamadan kucuk islere gozatayim dedim.gozum kaldi.yikadim yuzumu.kalakaldim.bakiyorum simdi.
13 Ocak 2010, 16:54 tarihinde.
Onlar cocukluğumuzda ailemizin birer ferdi gibiydiler..
Onlar yaşamımızı süsleyen yıldızlardı ve şimdi gerçek yerlerinde gökyüzünde parlıyorlar..
13 Ocak 2010, 22:06 tarihinde.
Yildizlara ve sana ,Isa.selamlar.
13 Ocak 2010, 22:37 tarihinde.
EVET İSA ELİNE KALEMİNE YÜREGİNE SAĞLIK.BU GEÇMİŞ ÖZLEMLERİMİZ HİÇ BİR ZAMAN BİTMEDİ.O İNSANLARIN FİLMLERİ İLE BÜYÜDÜK.EVET ONLAR ARTIK SÖNMEYEN BİRER YILDIZLAR GÖKYÜZÜNDE.BU SAYFAYIDA ÇİFTLİKLİLERLE DOLDURACAK GİBİYİZ.NEREYE EL ATSAK DALLANIP BUDAKLANIYORUZ.BU DUYGULARLA SELAM VE SAYGILAR…..
13 Ocak 2010, 22:46 tarihinde.
Sevgideğer İsa,
tekrar hoş geldin,beni taa çocukluğumun cennetine götürdü bu anılar,annemin elinden tutup,sinemaya gittiğim o günleri,ya da okuldaysam,okul dönüşü Doğan sinemasının kapısında biletçi Nazım Amca’nın beni içeri alarak karanlıkta annemin oturduğu yeri bulma çabalarım,o zamanlar bu sevgili yıldızlarımızın,siyah beyaz resimlerinin sakız kağıtları içinde satıldığı,srf Ayhan ışık,Türkan Şoray resmi bende de olsun adına heyecanla harçlıklarımızı onlara ayırdığımız günler,Öztürk Serengil’in Meşhur twiste gel oyununu bu gün hala aynı beceriyle oynarım biliyormusun?Bu güzel paylaşm soframıza çok lezzet verdi.Ben hemen bir çay suyu koyayım Zelin’e sürpriz olsun:))).İyi ki geldiniz ne iyi ettiniz,SEVGİMLE.
14 Ocak 2010, 01:28 tarihinde.
Sevgideğer Zelin,Yücel,Sevil,Şerife,Mehmet (Mehmet Başarır Abim herhalde öyle değilmi?) çok çok çok çok teşekkür ederim… Sizler kadar usta olamasam da bu konuda, bu çorbada ( Sevil kardeşimin aşuresinde de bir parça şeker olarak tabii) benim de bir tutam tuzum olsun istedim.
” Avazeyi bu cihana Davut gibi sal..baki kalan bu kubbede bir hoş sada imiş..”demişti ya üstat..
“Davut’un sesi kadar çarpıcı olamasa da sesimiz,gök kubbede yer bulur elbet yine de avazemiz..” diyor ve sevgilerimi sunuyorum.
14 Ocak 2010, 10:38 tarihinde.
Haldun Taner’in yazdığı “Sersem Kocanın Kurnaz Karısı” adlı tiyatro eserinde Tomas Fasulyeciyan’ı oynayan büyük usta Münir Özkul’un sahneye taşıdığı o meşhur tiradı ne güzeldi..
Büyük usta tekrar aramızda olsa da yine yorumlasa ne güzel olurdu :
” Zaten aktör dediğin nedir ki? Oynarken varızdır. Yok olunca da sesimiz bu boş kubbede bir hoş seda olarak kalır. Bir zaman sonra da unutulur gider. Olsa olsa eski program dergilerinde soluk birer hayal olur kalırız. Görorum hepiniz gardroba koşmaya hazırlanorsunuz.Birazdan teatro bomboş kalacak. Ama teatro işte o zaman yaşamaya başlar. Çünkü Satenik’in bir şarkısı şu perdelerden birine takılı kalmıştır. Benim bir tiradım şu pervaza sinmiştir.Haranuş’la Virjinya’nın bir diyaloğu eski kostümlerin birinin yırtığına sinmiştir. İşte bu hatıralar,o sessizlikte saklandıkları yerden çıkar, bir fısıltı halinde yine sahneye dökülürler.Artık kendimiz yoğuz. Seyircilerimiz de kalmadı. Ama repliklerimiz, fısıldaşır dururlar sabaha kadar.Gün ağarır, temizleyiciler gelir, replikler yerlerine kaçışır.
VEEEEEE PERDE!”
14 Ocak 2010, 17:59 tarihinde.
Bizim İSA ..
…
benim aslan arkadaşım…
15 Ocak 2010, 14:53 tarihinde.
Televizyonların evimize yeni girdiği dönemde,haftada iki olan sinama günlerinde belirsizlik yaşanırdı.Üç yol ağzına gelip sinamanın çatısındaki ışığa bakardık. YEŞİL ışık yanıyoooo.Yaşasın akşama EV”lilere film var.hemen evlere dağılır,yemekler yenilir.Özenle hazırlanıp sinemaya doğru yola çıkılır.Herkesin yeri bellidir.Sinamanın o güzel kokusu burnumuzu sızlatarak yerimize otururduk.Loş bir ortamda Arif Sağ ın “ben her gece sarhoşum, derdimden böyle “şarkısını çalardı makinist Veli Abi.Müzik biter,perde açılır.film başlar.HABABAM SINIFI.Bol kahkalı,alkışlı ,ıslıklarla süslenen bir film izlenir.Film biter herkes evlerine giderken,yanımızdaki küçük kız kardeşim filmi sonuna kadar izler,uyur numarası çeken uyanık kendini kucakta taşıtmanın mutluluğuyla evlerimize dağılırdık.Böylelikle ALTINOVA DAbir film son bulur.HOŞ GELDİN SEVGİDEĞER İSA.Bu yazın beni oralara götürdü.Senide KÜÇÜK İŞLER sayfasında görmek ne güzel.Yazılarının devamını bekliyoruz.Yüreğine sağlık SEVGİLERLE……..
15 Ocak 2010, 15:57 tarihinde.
İsa sevgideğeri.. NAZ bir yazardır.. Benim gönlümün seçkin yazarlarından biridir o..
Nam-ı diğer güzaltı… Bizim güzümüz o..
“Yazılarının devamını bekliyoruz” demiş sana.. Ben sustum.
Sevgiyle…
15 Ocak 2010, 17:49 tarihinde.
Naz??
Aynı dönemde Altınova’da film seyretmişiz seninle..
Aynı filmi seyretmiş,aynı şarkıları dinlemişiz..Herhalde birlikte aynı okula da gitmişizdir diye düşünüyorum.
Belki de Tahsin Usta’nın Otobüsüyle Konya’ya bile birlikte gitmişizdir.Hani Tahsin amca şöyle bir döner bakar ve eğer arabada Bekçibaşı Osman Amca varsa şöyle derdibilmem hatırlarmısın? -” Osssman Agaaaa Kukkumaavvvvvv… Bekçibaşı Osman Amca da şöyle yanıt verirdi :-Hah hah hah! Kukumav kel kafani gagalasin Tahhhsinnnn!..
Naz kimlerdensin?
Sevgiler..
16 Ocak 2010, 22:59 tarihinde.
Naz?.. Hımmm !! Evrekaaaaa !!!
)
)
Sevginaaaazzz
O uyuma numarasına yatan çocuk da sevil di dimiii? Bizim Sevilsen yaniii
19 Ocak 2010, 16:49 tarihinde.
Ortaokul döneminde de matematik işlemlerinde de EVRAKAAA diye bağırırdın İsa. Yine aynı isa,hiç değişmemişin.Eşine ve çocuklarınada sevgi ve selamlar……
SEVGİLERLE.