saudade
Zelin Artuğ
Bir süredir, “saudade” sözcüğünün anlamını araştırıyordum. Portekizce olan bu sözcüğü Sevgideğer Ersin Kaboğlu,
MB’deki son yazısında* da kullanmıştı, ince bir duyarlılıkla… Öyle bir sözcüktü ki bu, başka dillere tam olarak çevrilemiyordu. Fransızca anlamlarına baktım sözcüğün.
Gülmekle ağlamak arası bir şey.. Sevmekten hiç vazgeçmeden uzaklaşmak… Yalnızlık selamı… sevilenlere hasretlik… hayatın acısını, tatlısını harmanlamak… Böyle şeyler buldum işte…
Sonra Küçük İşlere döndüm. Burası benim atölyem gibi… Tıpkı bir ressamın, bir yontucunun atölyesi gibi.. Burada çalışır, burada dinlenir, burada soluk alırım. Çok da önemli değil yaptığım şey. Birazcık bilgisayar kullanmasını bilen herkes yapabilir bunu..
Bir de yapılan işe “sevgi katmak” var. Tıpkı Sevil’in aşureye kattığı gibi..
Ersin’in sayfasından Küçük İşlere döndüğümde şunu gördüm. SAUDADE burada! Sevil’in sayfalarında… Sevil’in ve Altınova çocuklarının… İnsanların bu kadar bireyselleştiği, bu kadar yalnızlaş(tırıl)dığı bir dönemde böylesi bir dayanışma ve sevgi ağı bulmak…
‘Can Şerife’mizin son şiirindeki bastondan filizlenen UMUT gibi bir şey!
Toplumu hallaç pamuğu gibi dağıtanlara inat! İnsanları bireyselleştiren, bencilleştiren, giderek yok etmeye uğraşan örümcekli beyinlere inat! Evet.. kitaplarda, sözlüklerde aradığım Saudade sözcüğü.. bütün anlamı ve bütün heybetiyle Sevil’in Tharıkof sofrasına topladığı çocukluk arkadaşlarının herbirinin yüreğinde atıyor!..
Altınova çocukları, yeryünün dört bir yanından geldiler soframızın bereketini artırmaya.. Peki o zaman… şöyle çimenlerin üzerine oturup, dinleyelim şu şarkıyı.
Kulağımda şöyle bir ses: “Hüzün ve nostalji…Ceseria Evora’nın şarkılarını dinle… Hüzün ve yalnızlık duygularının karmaşasını göreceksin.”
Ceseria Evora dinleyelim. Birlikte…
Saudade…
*http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=222390
Altınova Devlet Üretme Çiftliği:
Zelin Artuğ, Ocak 2010, Yeryüzü
694 okunma





07 Ocak 2010, 18:36 tarihinde.
Gecenlerde,Size soz etmistim SEVGILI ZELIN,benim baglantilar ara sira kopuyor.atiyor beni bilgisayar.Simdide atti.kulagimda kalan bu muzik ve yazilanlar…Siz hangi buluttasinz,hangi mavi sizsiniz?
07 Ocak 2010, 18:51 tarihinde.
ben altınova torunu
07 Ocak 2010, 19:05 tarihinde.
Su yildizlar….Neden yetersiz Geldi ,bana…
07 Ocak 2010, 19:07 tarihinde.
İnsanların duygularını birbirine söylemediği bu dönemde bizim gibi insanların (Altınovalıların) birbirlerine duygularını bu denli sıcak ve olumlu bir şekilde paylaşmaları ne güzel.. Tabii bunun 2 nedeni var.. Biri canımdan çok sevdiğim Teyzem diğeri ise Zelin.. Teşekkür ederim her ikinizede… (ALTINOVA TORUNU)
07 Ocak 2010, 20:13 tarihinde.
Sevgideğerim,
uzun zamandır yaptığım gözlemler sonucu yaşamda “saudade”enerjisi hakim,bu hakimiyeti keşfetmiştim de adını Ersin Bey koydu, bu sözcüğe maledilen anlamla.
Gözlemimin en etkili olan birisini paylaşacağım.Geçen değil,önceki yaz,İzmit ziyaretimde,bir düğününe gitmiştik,Şennur’ların tanıdığı;düğün sahipleri, siyah giymişler, bir yandan eğlence, siyah giyilmenin nedeni, kızın annesininkırk gün önce kanserden ölümü,o kadar etkilenmiştim ki,düğün davetiyelerin dağılmış olması, geri alınamayacak bir durumla düğün yapıldı,ama tam hüznün ve sevincin iç içe geçtiği bir saudade. Bu sadece bir örnek, daha eski zamanlarda, filimleriizin makarası insaflıydı, düğünve ölüm nadiren buluşuyordu, ama şimdi hayatın akışında sevinç ve hüzün kucaklaştı sanki. Biliyorsun evrenin dilini, hep okumaya çalışan bir gözlemci olarak yakaladığım bir durum.. olarak paylaşmak istedim.
Ersin’in “İNCE duyalılıklar” ından da bir şey kaçmıyor nasıl yakalıyor.
Oh!yaşasın THARIKOF Sofrası ne kadar neşelenmiş kalabalık yeni dostlar ve hoş geldiniz Altınova çocukları,biz kapattık,insana yakışmayan yaşamlara kapıları,sevgiyle harmanladık dostlukları…..Çok teşekkür ediyorum bu muhabbet sayfasına ve EMEĞİNE..CAN.
08 Ocak 2010, 01:24 tarihinde.
THARIKOF SOFRANIZDA BENI VE SEVDIKLERIMI AGIRLADIGINIZ ICIN;SIZE TESEKKURLER EDERIM.BULUTUNUZA ;EGILEREK SELAM VERDIRIYORUM MELEKLERIME,BURAYADA UGRADIGINIZ ICIN… SIZI HEP BULUTLARDA GORMEK UZERE…
08 Ocak 2010, 17:40 tarihinde.
Sevgideğer “Z”…
Sağol önce..
Altınovalılar adına..
Yitmişleri adına…
Yaşayanları adına..
Altınova Emekçilerinin çocukları buralar da!..
Sonra torunları da…
Sonraki sağol Sevil’e…
Altınovalı sıcaklığını sundu Tharıkof sofrasına..
Sonra Şerife
“Ş” işte..
Sağol sana da!..
Altınovalılar alırlar seni de aralarına..
Ayrıca sana bir açıklama..
ALTINOVA; herkesin bildiği O Balıkesirin ilçesi değil..
Cumhuriyetin ilk 20, 30 lu yıllarında
“Yıktırılmış” Sosyalist Sovyetler’in “Kolhozlar” ın dan örnek alınmış Devlet Üretme Çifliklerinden biri..
Bozkirın orta yerinde Tarım topraklarını değerlendirip köylüye iyi tohum sağlamak tarımı ilerletmek içim kurulan bir çiflik.. Konya’da Altınova… 120 km uzağında..
Yıllarce Emek verdiler Emekçiler orada..
Sonuç mu?..
Emekçi dürüstlüğü:..
Paylaşma..
Dostluk.. kaldı Altınova çocuklarına, torunlarına…
08 Ocak 2010, 18:46 tarihinde.
Sevgideğer, daha çok aramızdaki karşılıklı yorumların beşiğinde ortaya çıkıp gündemimize gelen bu gizemli “sözcüğe” ve ona dayalı yazıma yine en büyük katkılardan biri de senden gelmişti. Birkaç evrensel dile vakıf, o engin bilginden ve usta yeteneğinden geldi… Bu katkın, insanın çok özel, değerli ve bilgili dostları varsa yazarken kendi kadar onlara da güvenmesi yolunda özel bir anlam da taşıyor. Bu katkının daha da zenginleşmiş ve tomurcukları çiçeğe durmuş halini burada, “küçük işler” bahçande de görmek inan çok sevindirici… Böylelikle de konu daha bir netleşmiş oldu. Ama yine de “saudade” sözcüğü gizemini koruyor ve anlaşılan bu gizem de ona yakışıyor! Nasıl teşekkür edeceğimi bilememenin coşkulu karmaşasıyla en içten sevgiler, selamlar, mutlu bir yıl ve esenlik dileklerimle…
12 Ocak 2010, 13:01 tarihinde.
İzninle sana ,senin gibi;” sevgideğer “diye seslenmek istiyorum ..
Sevgideğer Zelin;
Gerçekte birer “köysüz”dür Altınova çocukları..Resmi bir devlet kurumunda doğmak ve büyümenin getirdiği zorunlu bir köysüzlük durumudur bu.
2008 yılında Sevgili Yücel’le birlikte Altınova’ya yaptığımız gezide anladım bunun böyle olduğunu.
Çiftlik mezarlığına yaptığımız ziyaret bir bakıma “köklerimizi arama,yadetme,kutsama” ayiniydi.
O mezarlıkta acı bir şeklide gördük ki ,(bizim dedelerimiz,ninelerimiz orada yatarken )en son mezar 1984 yılında yapılmıştı. Unutmayalım ki,insanlar kendilerini ait hissetmedikleri yere ölülerini de gömmezler..
İşte bu köysüzlük duygusunda anlam buluyor “saudade” sözcüğü biz Altınova çocuklarında..
“Gülmekle ağlamak arası bir şey.. Sevmekten hiç vazgeçmeden uzaklaşmak… Yalnızlık selamı… sevilenlere hasretlik… hayatın acısını, tatlısını harmanlamak…” diye yazmışsın ya anlamını..
Orda bir köy var ama uzakta değil yüreklerimizde..ve o köy bizim köyümüzdür zamana ve mekana inat..
Sevgiyle kal..
13 Ocak 2010, 12:27 tarihinde.
Sevgideğer İsa,
hoş geldin soframıza dostom Zelin’e merhaba.
“İyi ki gökyüzünün tapusu yok…Ona herkes bakabilir…”Cahit Sıtkı
“Yok aslında…yeryüzünün de…tapusu Cahit Sıtkı..Veysel’in iki kapılı hanıdır…girip çıktığımz…hepsi bir yanılsamadır…tutunduğumuz….hele bir kükreyiverdi mi…yeryüzü…kalplerimizde….kırık oyuncakların…hüzünlü çocuk yüzü…”Ş.Karaçayırmutlu.14/11/2002/İzmit
14 Ocak 2010, 01:40 tarihinde.
Sevgideğer Şerife; hoşbuldum..sofranıza kabul edilmek çok güzel..sağol..