Umuda türkü
Şerife Karaçayır Mutlu
Çocukluğumun
yitik anılarında
Kalmış cennetim
Kopan fırtınalarla

Bir varmış bir yokmuş… Çok uzaklardaki bir coğrafyada, Noel Baba bir geyik sürüsüyle birlikte yaşarmış. Her yılbaşı akşamı, sürünün çektiği kızağına biner, büyük küçük ayrımı yapmadan, masallara inanabilecek herkese bir masal kutusu armağan edermiş. Öyle ki insanlar bu masal bolluğunda masalla gerçeği birbirinden ayırt edemez olmuşlar.
Lapa lapa yağan karların yerleri doldurduğu bir kış akşamı, gökyüzünün derinliklerinden bir yıldız kaymış. Bütün parlaklığı ve görkemiyle geyik sürüsünün yaşadığı vadinin yükseğinde kalan tepeye gelmiş oturmuş. İşte o zaman, vadideki karların üzerine gökkuşağının bütün renklerinde binlerce küçük yıldız doluşmuş. Görülmeye değer bir manzaraymış bu. Tıpkı eski simli kartpostallarda olduğu gibi yanıp sönen binlerce ışık…
Benim GERÇEĞİMİN UYUMU
Adına geldim yaşamıma
Ben doğruyu haykırırken
Sen yalan söyle ey dünya!
Bakalım, nasıl bir parmak izi çıkacak
birlikteliğimizin sonunda?
Kardeşşş!.. sözcükleri..
Bir omuzu aşağıda..
Bu pislik düzenin “adam” sandıklarına bıraktıkları sözcükleri!.. aşağıda!..
Kardeşşş!..
hade bakem!..
ulan!..
karı!..
uzar gider!..
Yazının tamamını okuyun »
soruyor birileri
Bu saatte ne ettiğimi
YAŞAMA MEYDAN OKUYORUM!
Yaşam,ver taşlarını bana
Oynamalıyım satrancını ustaca