Anasayfa Anasayfa

Sayfa 1 / 212»

Kasım 2009 için Arşiv

Bir eylül, bir ekim, bir kasım kanar


Cafer Demirtaş

 

 CaferDemirtaş

 


Yazının tamamını okuyun »

Kan bayramı


Yucel Evren

yucelevren

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

n1444703119_1632

 

Yazının tamamını okuyun »

Düşüncenin gücü…


Şerife Karaçayır Mutlu

icebergAdam, iş yerinde bir soğuk hava deposunda mahsur kalmıştı, panik içinde ne yapacağını şaşırmış, çareler arıyordu, duyuramadığı sesi, umudunu giderek kaybetmesine neden oldu.

Çaresiz donarak ölmek kaçınılmaz kaderi olduğunu düşündü, Giderek sızıyor, belleğini, yitiriyor, ölüme teslimiyetiyle, kendinden geçİyordu.

Evet donarak ölmüştü, soğutma deposu içinde kalan ve sesini duyuramadığı için çaresizliğin kucağında olan insanın sonu başka ne olabilirdi?

Yazının tamamını okuyun »

Toprak Ana


Şerife Karaçayır Mutlu

1999 ‘da İzmit depreminde gözlerimizi hayata kapadık.amannhecendo20g

Açtığımızda Antalya’nın bir köyündeydik.

Bahçeli bir evimiz, Uzun Kum isimli bir toprak

yolun kıyısı, adı gibi bahçesi de kum, bakımsız

sevimsiz bir beton dam yapı altında, kendimi buldum,

bazı geceler elli derece sıcağın insafsızlığında

uyuyamaz, kapının önünde serdiğim bir yatakta

sabahlardım.

Yazının tamamını okuyun »

İlim kendin bilmektir


Şerife Karaçayır Mutlu

” İlim ilim bilmektir512x300manzaraaquatic20cl6

İlim kendin bilmektir”

dediler,

bugün kendini

bilmemek modasına

o zaman, “ayıp” dediler,

cevabı bulmak için,

hayatın köklerine indiler,

Yazının tamamını okuyun »

Enternasyonal Marşı


Zelin Artuğ

internationale1

Sosyalist işçi hareketinin mücadele marşı “ENTERNASYONAL”, 135. yıl önce, Haziran 1871’de, Paris komünarı Eugéne POTTIER tarafından yazıldı. 1888’de PIERRE CHRETIEN DEGEYETER tarafından bestelendi.

Eugéne Pottier’in ölümünün 25. yıldönümü dolayısıyla Lenin’in Pravda’nın 2. sayısında (Ocak 1913) yayınlanan yazısını okurlarımıza sunuyoruz.

Yazının tamamını okuyun »

Sana saygıyla…


Melda Balaban

ahmet_kayaAldatan gözlere her baktığımda, aldananlar geliyor aklıma.

Hangi bakış daha gerçek, ayırt edemiyorum. Aldananların gözlerindeki inanç ve o inanca inanma azmi, beni hayrete düşürüyor.

Gözler arasında ayrım yapmaya çalışırken, aldanan insanların, bir an gözlerinde gördüğüm, inanmazsam mutsuz olurum ifadesi, onları, aldatanlardan daha masum kılıyor aslında.

Oysa mutsuz olma pahasına, aldatanlara direnen insanlar var. Direnişçiler…

Aldanmak onursuzluktur diyemem ama aldanmamak, direnmek ONURDUR diyebilirim.

Bilen, gören, anlayan ve aldanmayan onurlu insanlar…

 

 

Yazının tamamını okuyun »

İçime oturdum!….


Nazan Kutlu (güzaltı)

 
Bitkindim!…guz
Hani uzaktan gördüğünüz, sizi yetişeceğinize inandıran yalancı  duruşuyla, bir trene delice koşarsınız da, ciğerleriniz yanar ya…Son anda kalkar gider… Kaçırırsınız… Onun ateşi bu, iki yanımda yanıp duran.
Sen gitmiştin!…
Kıyıda hasır bir tabureye çöktü bedenim. İçime oturur gibi oturdum. Karşımda ,  gece mavisi,  satenden bir çarşaf …Bostancı’da, bana doğru gelen ada vapuru, yırtıyordu onu orta yerinden. Biraz önce yırtılan ciğerlerimi, zehirli bir denizanasının kucağında  gördüm … Sanırım öpüyordu şeffaf dudaklarıyla.
Güneş,  bakire  kanı gibi aktı maviye. Mavinin oldu kızıl…Denizin zifaf gecesi bugün…
Su gibi inledim…Ahhhh dedim…ahhh… Şimdi gök ağlayacak… Ve tanrı, karakuru  ruhumu  ıslatacak.

Yazının tamamını okuyun »

Kasımda açan çiçektir aşk


Olgun Ekinci

İki yağmur damlası arasındaautomne
Göz kırpan güneştir aşk umuttur
Umut vurulmadan.
Siyah renkli çığlıklar
Gebeyken geceye
Gece sessiz ses vedalarda
Dağların ardı yol bitmeyen
Kara borana tutulmadan
Yollarda sessiz gündüz çığlıkları
Geceye halay durmakta zaman.

Yazının tamamını okuyun »

İki dil bir bavul


Nazan Kutlu (güzaltı)

guzalti

Sevgideğer Güzaltı MilliyetBlog’da İki dil bir bavul  filmini yorumlamış bizlere. Böylesi güzel bir yorumun yorumu nasıl olur bilemedim, onun yorumunu Tharıkof sofrasına getirdim, dostlarla paylaşmak ve okuyan herkese önermek için.

Bacı evinden turşu araklayıp sofraya getirmek gibi oldu ama, sevgideğer Güz de sofraya oturunca ve tanıdık yüzler görünce umarım, bağışlayacaktır beni..

Hoş geldin Güz. Şerife’yle Hatice de burada. Ve diğer dostlar… Hazan biraz rahatsız bu sıralar.. Bir iyileşsin, o da çok sevinir seni görünce. Tekrar hoş geldin. (ZelinArtuğ)

Yazının tamamını okuyun »