Anasayfa Anasayfa

Parmaksız Hatsu


Muzaffer Tokmak

 

Tsoka, güzelliği ve zerafeti ile adını duyurmuş genç bir kızdır. Soyludur. Pek çok prensportrait-de-femme-orientale-clement
oğluna ister. Kim isterse istesin, kendisine evlenme teklif edenleri geri çevirir. Tsoka, onları beğenmediğinden değil, aklına koyduğu bir işten dolayı tüm adaylara olmaz der. Kararlıdır.

Günlerden bir gün, köyde bir evde ‘yün tarama günü’ düzenlenir. Yün tarama işini kızlar yapar. Yün taratacak aile, köyün tüm genç kızlarını çağırır. Köyün genç kızları ailenin belirlediği gün taraklarını yanlarına alarak toplanırlar. Tsoka da gelir, köyün gençlerine gün doğmuştur. Kızlar akşama kadar yün tarayacaklar, gece de eğlence düzenlenecektir. Köyden, bazı gençler yakın köylerdeki arkadaşlarına haber verirler. Yakın köylerdeki gençler yanlarına kız kardeşlerini veya komşu kızlarını da alarak katıldılar.

Gündüz, yünler taranır. Gece genç kızlar ve erkekler geniş bir odada toplanırlar. Köyün ve yöre köylerden gelen gençlerin tamamı, genç erkekler, Tsoka’nın ağzından “olur veya evet..” sözü alabilmek için yarışıp dururlar.

Sonunda Tsoka kararını açıklar:

“Prens Hatıkua’nın yılkısında cins tor bir aygır var. Onu kim yakalayıp getirir ve kardeşime teslim ederse, kim olursa olsun, onunla evlenirim.” 

Gençler “Bunu yapmaktan kolay ne var?” diye birbirlerine bakıp, bıyık altından gülümserler.

***

Genç kızlar ve erkekler sabaha kadar oynayıp zıpladılar, düğünü VIC dansıyla sona erdirmek istediler. Gençler birbirleriyle tek tek dans ettiler, sözler verildi sözler alındı.  Tsoka’yı tüm gençler dansa kaldırdı sırasıyla. Tsoka içlerinden birinin çıkıp “İstediğin atı sana getireceğim.” demesini bekledi ama hiçbiri bunu yapacağını söylemedi.

Yakın köyün gençlerinden Hatsu da katılmıştı düğüne. Hatsu Tsoka’yı çok seviyordu, Tsoka’da Hatsu’ya ilgisiz değildi fakat Hatsu’nun evlenme teklifine bir türlü evet diyemiyordu.

Eğlence sırasında genç kızlar evlenmeye söz verdikleri gençlere mendillerini verdiler. Genç erkekler bu mendilleri koyunlarına soktular. VIC dansı bitince konuk gençler yanlarında getirdikleri kızları atın eyerine bindirip, kendileri de eğerin terkisine binerek köyden ayrıldılar.

Köyün genç kız ve erkekleri hep birlikte uğurlanırken Hatsu atının başını döndürüp Tsoka’nın kulağına  eğilip, “O atı sana getirirsem benimle evlenir misin?” diye sordu.  

Tsoka koynundan çıkardığı mendili Hatsu’ya uzattı.”Al, o zaman seni bekleyeceğim.”dedi.

Hatsu uzatılan mendili aldı, koynuna soktu, arkasını döndü gitti…arkadaşlarına katıldı. Onlara, Tsoka’dan evlenme sözü aldığını anlattı. Tsoka’nın bu sözü bütün köylere yayıldı. Prens Hatıkua’nın kulağına kadar gitti. Prens, Hatsu bir delilik yapmadan gelip aygırı ister ise ona hediye etmeyi düşündü. Hatsu’yu tanımadığı halde…

Hatsu, Prens Hatıkua’yı sordu, soruşturdu. Yaşadığı köyünü, atlarını nerelerde yaydırdığını öğrendi. İkinci günü atının eyerine bir kement asarak atına bindi. Prensin yaylasına doğru yola koyuldu. Bütün gün at sürdü. Güneş batarken ulaştığı bir ormanın kıyısında atını durdurup indi. Atı köstekledi. Yamçısını serdi bir süre çevreye bakındı oturdu. Dolunay yükselirken, dolunayı Tsoka’nın yüzüne benzetti; içini sevinç kapladı. Eyeri başının altına koydu. Yamçıya sarılıp sırt üstü yattı. Samanyolundaki yıldızlara baktı, yıldızları tek tek saydı. Bine kadar saymıştı ki uyuya kaldı.

Sabah kuş sesleri ile uyandı. Kalktı, üstünü çırptı, acıktığını duyumsadı. Yakınındaki pınardan avuç  avuç su içti, yüzünü yıkadı, uykusu dağıldı. Uzakta otlayan atının yanına gitti, kösteği atın ayağından çözdü, boynuna takıp yattığı yere geri döndü. Eyeri bir hareketle atın sırtına attı. Gemi taktı. Eyerin kayışlarının uçlarını tokalarından geçirip, sıkıştırdı. Atına bindi ve mahmuzladı.

Kuşluk vakti, Güneş tam yükselmemişken bir dağın dibinden akıp giden dereden bir yılkının su içtiğini gördü. Yılkıya doğru gitti. Irmağa yanaşıp atına su içirdi. Gözleri ile atları inceledi. Aradığı  aygır yılkının dışında dolanıp duruyordu, Su içip yılkıdan uzaklaşmak isteyen diğer atları gerisin geri çeviriyor, yılkıdan ayrılmalarına izin vermiyordu.. Görünürde hiç insan yoktu .

Hatsu, atı su içtikten sonra dizginleri geri çekti atını mahmuzladı Hatsu eyerin kaşında asılı kementi sağ eline aldı. Yılkının dışında duran aygıra yanaştı. Aygır kendisine doğru gelen atlıya dik dik baktı. Hatsu aygırı ürkütmemek için atını yavaş sürüyordu. Tam yanına geldiği sırada elindeki kemendi aygırın boynuna fırlattı. Aygır kementten korunmak için hızla başını yere indirdi. Yana sıçrayıp yakalanmaktan kurtardı kendisini, koştu, yılkıya karıştı. Atlar dağıldı. Yılkı yayıla yayıla dağa doğru yürüdü. Hatsu, aygırın peşine düştü. Yılkının ortasında ilerleyen aygıra yanaşıp başını kaldırmasını elinde toparlayıp hazırda tuttuğu kemendi tekrar atmayı bekledi.

Kemendi aygıra doğru fırlattı. Kement aygırın sağrısına değdi, aygır ürküp koşmaya başladı. Hatsu, peşine düştü aygırın, kovaladı. Yetişemedi. Aygır durdu, başını Hatsu’ya çevirip baktı. Hatsu ile göz göze bakıştılar, Aygır toynakları ile toprağı eşeledi. Sonra şaha kalkıp aniden yılkıya doğru koşmaya  başladı; yılkının en sonundaki tayı arkasında otlamakta olan kır kısrağa gidip göğsü ile sağrısından tosladı. Kısrak ileriye doğru koştu, yılkıya katıldı.

Aygır, dönüp Hatsu’ya doğru baktı. Hatsu’nun yavaş yavaş kendisine doğru geldiğini görünce koştu yılkıya karıştı. Hatsu yılkının arasına girdi, bir kement mesafesine kadar Aygıra yaklaştı. Aygır aldırmadı, Aygırın yakınındaki atlar aygırdan uzaklaşınca, aygır bir başına ortada kaldı. Hatsu biraz daha yanaştı, bindiği at huysuzlaştı, Hatsu’yu üzerinden atmak istedi, Hatsu bacaklarını eyere sıkıştırarak yapıştı, düşmekten korundu, atını mahmuzladı, ileri atıldı. Aygır, Hatsu’nun üzerine geldiğini görünce yelesini kabartıp kuyruğunu dikti ve yılkının su içtiği ırmağın kenarına doğru koşmaya başladı. Hatsu sağ elinde kement ile bindiği atına vurdu. Aygırı kovaladı. Aygır az sonra durdu, döndü. Hatsu ile bindiği atına baktı Aygır ile Hatsu gene göz göze geldiler.

Bütün gün Hatsu Aygırı kovaladı durdu. Aygır Hatsu ile oyun oynadı durdu. Aygır hiçbir an Hatsu’nun bir kemet mesafesi kadar yaklaşmasına izin vermedi. Kendisini de yakalatmadı, çok da uzaklaşmadı.

Aygır koşmaktan yorulduğunda durup soluklanıyor, bunu fırsat bilen Hatsu yaklaştığında ise aygır bir başka yöne koşuyordu. Hatsu kovalasa da aygıra yetişemiyordu. Hatsu ile Aygır bütün gün bir kovalamaca oyunu oynadılar.

Güneş battı , dolunay göründü. Hatsu tanımadığı bilmediği bir köyün yakınına kadar gelmişti, atı da kendisi de yorulmuştu. Hatsu köyü bilmiyordu fakat Aygır geldikleri yeri biliyordu, onu sahibinin köyüne getirmişti.

horse-logoHatsu da Aygır da birbirinden inattı. Aygır Hatsu’ya bir yakınlık duymuştu.   Hatsu atını durdurdu indi, sırtından eyerini yamçısını alıp yere bıraktı, yamçısını serip üstüne oturdu, yem torbasından çıkardığı ekmek ve kurutulmuş eti yedi. Aygır Hatsu’dan uzaklaşmadı, durduğu yerde başını eğip otlamaya başladı arada bir başını kaldırıp Hatsu’ya doğru baktı. Hatsu’yu devinimsiz görünce, geldikleri yöne doğru koştu, uzaklaştı gitti, yılkıya karıştı.

Hatsu oturduğu yerde kaykılıp uyuya kaldı. Uyandığında çok susadığını anladı. Uzaktan köy evlerinde ışıkların yandığını gördü. Köye gidip köyün çeşmesinden su içmeyi düşündü. Kalktı köye doğru yürüdü. Köyün içinde, çeşme aradı durdu, bulamadı. Evlerde ışıkların hepsi söndü. Önünden geçtiği bir evin penceresinde ışık gördü, gidip cama vurdu içeriden kim o diye bir erkek sesi geldi, Hatsu adını söyledi, İçeriden seslenen adam gelip kapıyı açtı, buyur etti.

Hatsu adama “Çok susadım, bir tas su istiyorum.” Dedi. Adam içeri girip elinde su dolu bir tas ile dışarı çıktı, suyu Hatsu’ya uzattı. Hatsu suyu aldı, çömelip içti, Hatsu su içerken Adam Hatsu’nun yanına çömeldi.

Hatsu suyu içtikten sonra “Hayırdır Hatsu, dedi, gecenin bu geç saatinde buralarda ne işin var?” Hatsu:
– Delilik işte Prens Hatıko’nun yılkıdaki tor aygırını yakamak için gün boyu kovalayıp durdum. diye yanıtladı adamın sorusunu. Adam:
– Anladım, dedi, gel konuk odasında kal dinlen diyeceğim ama odada konuklarım var. Onları rahatsız etmeyelim bu saattte sen geç benim odaya odada hazır serili yatağıma yat dinlen. Ben sabaha karşı peşinde olduğun aygırı sana getirir, camdan sana seslenirim sen de yoluna devam edersin.

Hatsu’nun tanımadığı adam avlunun direğinde eyeri ile hazır bekleyen atına bindi, avludan çıktı gitti.

Hatsu adamın odasına girdi. Odada tahta bir iskemle, geniş bir karyola, karyolanın baş ucundaki komidinden başka bir şey yoktu. Geniş karyolada genç bir kadın yatıyordu.

Üstünden çıkardığı giysileri özensiz iskemleye atılmıştı. Hatsu etrafına bakındı yatacak koltuk sedir ve yer yoktu. İçinden dışarı çıkmayı geçirdi. Yapmadı. Ev sahibinin karyolasına, kadının yanına uzandı.

Biraz sonra kadın uyandı, döndü, Hatsu’ya sarıldı, sevişmek istedi. Hatsu kadını iteleyip kendisinden uzaklaştırdı. Kadın söylenerek arkasını döndü. Hatsu kadının uyumasını bekledi, uyuduğunu fark edince belindeki kılıcı kınından çıkardı kadın ile aralarına koydu. Ayaklarını karyoladan aşağıya indirip yere bastı, doğruldu, sol elinin serçe parmağını açıkta bırakarak diğer parmaklarını avuç içine kıvırdı, açıkta kalan serçe parmağını komidinin kenarına koydu, sağ eli ile sıkıca kabzasından tuttuğu kamayı kınından çekti aldı, komidinin kenarındaki serçe parmağının ilk boğum yerine iyice bastırdı, boğum parmaktan koptu. Bir sıçradı durdu. Hatsu acıdan dizlerinin üzerine çöktü. Parmağı çok kanıyordu. Hatsu oturduğu yerden karyoladan sarkan çarşafın kenarından kaması ile uzunca bir şerit kesti üçe böldü bir parçası ile yaralı parmağını sarıp kanı durdurdu. Bir parçasını koynuna soktu. Diğer bir parçasına kopan parçasını sarıp avucuna aldı.

Uzanıp komidinin üzerinde duran kamayı alıp kınına soktu. Karyolaya çıkıp yattı. Yataktaki kadının uyanmadığına sevindi. Sabaha kadar parmağı sancıdı durdu. Hatsu hiç mi hiç uyuyamadı. Kulağı camdan gelecek ev sahibinin sesini bekledi. Ev sahibi şafak sökerken camı tıklattı.

Hatsu yattığı yerden kalktı, yatağın ortasındaki kılıcını aldı kınına soktu. Kapıyı açtı, çıktı. Ev sahibi yularından tuttuğu aygır ile bekliyordu. “Al, dedi, yuların dizginini Hatsu’ya uzattı. Unutma, onun adı Abrek’tir.”

Bu güne kadar sırtına eyer vurulmadı; onu her ne yapacaksan önce eğitmen gerekir. Hatsu adama teşekkür etti, atını bıraktığı yere yöneldi, atını yakaladı eyerledi, aygırı sıkı sıkı yularından eyerin kaşına bağladı, geldiği yoldan köyüne döndü.

Hatsu köye döndükten sonra çıktı, Tsoka’nın yanına gitti.

“Söylediğin aygır ahırımızda bağlı, yalnızlık çekiyor. Sözünde duracaksan seni ailenden isteteceğim” dedi. Tsoka:

“Elbette sözümde duracağım.”dedi.

Hatsu kızı istetti, üç ay sonra da evlendiler. Hatsu ahırda beslediği aygırı Tsoka’nın kardeşine gönderdi, kardeş payı olarak.
 
***

Hatsu’yu uğurladıktan sonra adam odasına girdi, yüzüne kan kokusu çarptı. Bir şeye yoramadı, karısınıcircassian_adigha_by_adighaguare uyandırmaktan sakınarak usulca yorganı kaldırdı yattı. Sabah her ikisi birlikte uyandılar, yataktan doğruldular. Adam her sabah kalktığında yaptığı üzere kadını kendisine doğru çekip kucaklayıp öpmek istedi. Kadın kendisini geriye çekip, bir öyle bir böyle diye avucunu gösterip çevirdi. Ben ne yaptım da gece aramıza kılıç koydun. Bu arada komidine bulaşan kanı fark etti. “Bu kan da neyin nesi?” dedi kocasına. Adam yataktan kalktı, komidindeki kan lekesini eli ile yokladı kan tam kurumamıştı. Karısına yüzünü dönerken yerdeki ve çarşafa bulaşan kanı gördü.

Yorganı kaldırdı yatağın içindeki küçük kanlı kundağı, buldu, aldı, açtı içinden çıkan parmak parçasını karısına gösterdi, “Bak, dedi, bizim çocuğumuz olmuş da haberimiz yok.”

Adam Hatsu’nun Tsoka’ya verdiği sözü duymuştu. Hatsu gelip bir şekilde Abrek’i istese Hatsu’ya verecekti. Adam aygırı Hatsu’ya yakalayıp vermekle dostluk göstermişti. Hatsu ise adamın genç eşine dokunmadan onurlu bir davranış sergilemişti.

Karı koca, gece boyunca yaşadıklarını birbirlerine anlattılar.   Adam gururlanarak, kadın utangaç ve kocasına sitem ederek…

Prens kendi kendine söylendi: “Bin aygırım olsa binini sana veririm, helal olsun Hatsu sana!” dedi ve eşini kucaklayıp öptü.

Genç kadın buna pek şaşırmadı.

 

 

 67-sh-Shaldaev-Eto Kavkaz

MuzafferTokmak, Ekim 2009, Ankara

http://www.kucukisler.com

683 okunma
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (4 oy, ortalama: 5,00 / 5)
Loading ... Loading ...

“Parmaksız Hatsu” için 3 Yorum

  1. Zelin Artuğ diyor ki:

    Sevgili Muzaffer, bu ilginç öykünün satır aralarında başkaca öyküler, belki bilmediğimiz, duymadığımız görenekler, çerkes gelenekleri olabilir.. Ya da “Tharıkof canları”nın sana soruları olabilir. Örneğin, parmağı kesmek ne anlama geliyor? Bunları da senin dipnot yerine geçen değerli yorumlarından öğrenebileceğimizi umarak sevgilerimi selamlarımı yolluyorum sana.

  2. Muzaffer Tokmak diyor ki:

    Çok iyi Zelin, öyküde Çerkes gelenek ve göreneklerinden bir kaç motif, figür kullandım. İlki, kızların sevdikleri oğlanlara mendil vemeleri; Genç kızın oğlana verdiği mendil, verdiği sözün nesnesidir(nişanıdır) oğlanın mendili cebine değil de koynuna sokuşturması “Bunu yürekten alıyorum, kalbimin üzerine koyuyorum.” demektir. İleriki günlerde kız istendiğinde kızın ailesi vemek istemez ise mendil ortaya çıkarılır ve gösterilir. Şöyle denir: “Siz hayır diyorsunuz, ama kızınız oğlumuzu seviyor, işte kanıtı.”
    Hatsu’nun kılıcını kınından çıkarıp genç kadın ile aralarına koyması, beni kocan sandın yanıldın, ben kocan değilim, sen benim kardeşimsin, insanin kardeşi ile birlikte olması yasaktır. Düşman ile birlikte olunmaz sen benim düşmanımsın, demek istiyor.
    Parmak kesme ise bir diyet ödemesidir. Hatıko’ya şu mesajı veriyor. Gece böyle bir olay yaşadık eşiniz ile… Ancak yapmamam gereken bir şey yapmadım, canım yansa kanım aksa da onurumu saygınlığımı korudum. Diyetini de ödedim.” Aynı motif Ömer Seyfettin’in diyet öyküsünde de bulunur ve bir Çerkes söylencesidir. Ömer Seyfettin’in yazdığı da benim yazdığım da…
    Parmak kesme motifi yakın Coğrafyamızda yalnızca bir tek Çerkes halkında vardır. Dünyada derseniz bir yerlerden okumuştum, Uzak Doğu Asya halklarından hangisiydi anımsıyamıyorum. Kamboç halkı, Vietnam veya Kore halklarından birisinin geleneğinde de vardır. Sevgilerimle.

  3. Çerkes diyor ki:

    ilginç bir hikaye, elinize sağlık

Yorum Yapın