üç vakte kadar…
Hatice Atalay

v a p u r d a y ı m…
yanımda yüreğim, karşımda martılar ve deniz…
elimde orta şekerli, bol köpüklü bir fincan kahve
kahve bitene kadar ikimizin de ağzını bıçak açmıyor…
biten fincanımı ters çeviriyorum alışkanlıktan.
bu arada
uzaklardan bir nameyle geliyor rüzgar,
köpüklü kahve tadında…
“kış geldi firak açmadadır sinede yâre…”
Şarkı bitince oturtuyorum yüreğimi karşıma
Uzanıyorum kahve fincanıma
Bak kimseye yapmam bunu diyorum
İçimden geldi , bakacam falına
Bakıyorum da
Hiç, için sıkılmış falan demiyorum
hepsini de açık tutuyorum yollarının
falcı ben değilmiyim
bir de at görüyorum murat niyetine
üç vakit veriyorum yüreğime
vaktin biri bugündü diyorum
kaldı iki vakit
hazırla kendini okyanuslara
Denizle yetinme…
…
arada bir yüreğine torpil geçmeli insan…
h a y a t
k ı r d ı ğ ı n d a ;
onarıyor deniz ve martılar
rüzgarın nameleri eşliğinde….
Ud taksimi-Segah taksim, ATSMG
Hatice Atalay, Ekim 2009, İstanbul
http://blog.milliyet.com.tr/hatice-atalay
361 okunma


09 Ekim 2009, 00:13 tarihinde.
Can dost…
Gördüğün at şu bizim HİDALGO mu yoksa? Rüzgar da segah taksim geçiyorsa, falın çıktı demektir.. Sevgimle..
17 Ekim 2009, 20:15 tarihinde.
ne fala inan ne de falsiz kal, yani inanmam da
,bakmayi da oyun olarak gorurum, bazi insanlara da sasiriyorum oyle bir heyecanla fal baktirirlar ki,etrafta iyi falci ararlar,oyle de inanirlar ki su cikti ,bu cikti derler hep, sasiririm dogrusu, mantigimin almadigi hicbir seye inanmam. bence fala, buyuye inanmamali insanlar.