Anasayfa Anasayfa

ağıt


Gökhan Öztürk

kazim_koyuncu___babylon_konser_by_kazimkoyuncu

şair olmak istedi
şair ceketli çocuk oldu
masallarla büyüdü
ninesinden dinlediği.
masalla büyüyen
başkaları gibi
hayatın da “başka”
olduğunu
çok sonra öğrenecekti…

DİDOU NANA…

dinmeyen sevdaların
platonik tarafı oldu hep
ama yine de küsmedi
sitem bile etmedi hatta
dinmeyen,
sinmeyen sevdaların
tüm diğer yalnız çocukları gibi
o da…

ZUĞAŞİ BEREPE…

nefesiyle yol verdiği yelkenini
ulaşılması pek de zor olmayan
uzak olmayan…
tuzak olmayan…
sulara sürdü,
karadenizin
deli sularına…
denizin çocukları
her biri kendi kayığında
yol alıyorlardı
grup halinde…
yoksa almıyorlar mıydı ?

gitarlarının teli değildi sadece
titreşip
ses çıkaran
titreşen yürekleri de
ses çıkarmaya başlamıştı

VA MİŞKUNAN…

sordu yüzü kapkara
neden geldin dünyaya
hepsine ayrı ayrı
oysa bilmiyorlardı

VİYA…

yok olan yaşamıkazimkoyuncu-1
yine var etme gönüllülerine
sorardı hep ama
nereye ? diye
nereye gidiyorsun ?
deli misin,
hiç su üstünde yürünür mü ?
almadan bir şey yanına ?
halbuki anlayamadığı
bir şey vardı.
gönüllerini alıp
yürüyorlardı onlar
sihir gibi…

HAYDE…

kazimişi oxori
ha guş oldi ha uçti
bize selam soyledi
uy dağlar yüce dağlar

KOYVERDUN GİTTUN BENİ…

“Bu arada; hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, Donkişotlar ‘a, ateş hırsızlarına, Ernesto “Çe” Guevara’ya, yollara-yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz. Kötü şeyler gördük. Savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. Biz de öldük. Ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. Teşekkürler dünya.” Kazım Koyuncu

Dünyada bir yerde nefes alan her canlıdan selam sana Kazım… Gittiğin yerde mutlu ol. Kuşlar şarkılar söylesin, sen dinle. Ağaçlar bir horon tuttursun ki sen de katıl aralarına. Yorulmak nedir bilmeden, sabahlarca çal. Çal ki, seni özleyen ülkenin göğü altındakiler yine, yine selam göndersinler ezgileriyle… Doğa için yaşayanları, doğayı katledenlerin katletmesi normal de, iş ki yüzü “kapkara” olmayan aydınlık insanların senin için ellerinden birşey gelmese de, doğa için çalmaları aynı ezgileri aynı tonda ama daha yüksek sesle. Ve en önemlisi, aynı yürek sıcaklığıyla…

KARADENİZ DEV BİR DALGADIR, ÖZGÜR BİR SUDUR…

Kaynaklar :

1.690 okunma
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (8 oy, ortalama: 5,00 / 5)
Loading ... Loading ...

Etiketler: , , , ,

“ağıt” için 6 Yorum

  1. Zelin Artuğ diyor ki:

    Gökhan can… sen iyi bilirsin, Kazım Koyuncu’yu her andığımda yüreğimin Karadeniz gibi dalgalanıp, yalçın kayalarda çarptığını!.. ve ben iyi bilirim, suskun anlarında seni alıp sürükleyen fırtınaları, sustuğun gibi yazdığını !..

    Kâzım Koyuncu anısına… Karadenizli dostlar için bir iki dörtlük de benden…(Karadeniz Türküleri, Maçka Yaylalarından Sesler, İ.Z. Eyuboğlu)

    Ben bu yola gitmezdum
    Derdumdan gideyirum
    E gız senun aşgundan
    Yandum da tüteyirum
    ***
    Başundaki yaşmağa
    Tozlar konayi tozlar
    E gız senun yüzunden
    Ben işitduğum sozler
    ***
    Cebumda altun sahat
    Binduğum gırmizi at
    Sevdum da alamadum
    Nasi olayim rahat
    ***
    Bişi deyeyim sana
    Deyim da dinle beni
    Neredesun çokdandur
    Bulamayirum seni
    ***
    Bağırdi nenesine
    Ya bak habu uşağa
    Bi türki da atalum
    Belündeki kuşağa
    ***
    E gız alma galayci
    Yikarsun gaplarini
    Al okumiş uşağı
    Devlet kitaplarini
    ***
    E dağlarum dağlarum
    Suyi göle bağlarum
    Yar akluma gelende
    Hem sayar hem ağlarum….

    Karadeniz dev bir dalgadır, evet… Kazım Koyuncu’nun ezgileri de yüreğe vuran ak köpüklü dev dalga mı?

    Sayfan çok güzel, çok anlamlı olmuş yeğen… Eline, gönlüne sağlık. Yazıyı okurken, ustanın ezgilerinin adları da deniz üzerinde yüzen karabatak kuşları gibi, yukarıdan aşağıya bir bir sıralanmış. Saygıyla anıyoruz ustayı.. Seni de öpüyorum alnından, bu emek için… Sevgiyle.

  2. Muzaffer Tokmak diyor ki:

    Sevgili Gökhan, Bu yazını çok çok beğendim. Keyifle sevgiyle okudum. Paylaştığın için teşekkürler. Konuşmak yazmak, anmak güzeldir, işte böyle senin yazdığın gibi, Zelin sana da teşekkürler, M. Tokmak

  3. Şerife Mutlu diyor ki:

    Sevgili Gökhan,
    Karadeniz’in,dev dalgaları geldi üstüme,Kazım’a götürdü beni,üstümü örttü köpükler,dalgaların sesi değildi duyduğun sesler,yüreğimden yükselen HÜZÜNDÜLER.SEVGİLER,YÜREĞİNE SAĞLIK.

  4. yucel diyor ki:

    “Sevgili Gökhan.. alttaki yazı benim arkadaşım Arda’nın eşi Arkadaşım Victoria için yazmıştım henüz yitmemişti bu yazıyı yazdığım zaman.. O da Kuzey Karadenizliydi.. Anmak istedim.. Kazım Koyuncu iyi bir insanlardandı yüreğimizde yaşasın Gökhan.. sağol yazı için çok güzel bir yazılardan.. sevgilerimle.. Yucel”
    Arabaya!..
    İncecik parmaklarıyla.. Yağmur izinden sonra..
    “V”
    …..
    Annesinin anlatıkları…
    Nasılda başarılı..
    hemde hınzır..
    …..
    Karadenizin patladığında…
    Yağmurlar henüz bizim tarafa getirmediği zamanlarda…
    İlk oralarda… olma şanssızlığın…
    …..
    Bir akşam yemeği sonrasında..
    Kardeşimin eşine; “aşk olsun çocuk aşk olsun” dediği VİCTORİA..
    Arabaya!..
    İncecik parmaklarıyla… yağmurdan hemen sonra..
    “V” yazmıştın unutma..
    ….
    Öğleden sonra!..
    henüz erken yada…
    Kaybet kendini.. yorma dediğin günler gibi..

    Paylaşma kültürünün doğduğu Coğrafyada..
    Hani anlatmıştın ya!..
    Sol göğsüne takılan madalyaları dedenin…
    Nasılda!..
    Nasılda!..
    Önemsediğini..!
    Hatırla!…
    Bir Psikopat liderin..
    Ülkenize saldırdığı..
    Hayatımıza girdiği günlerdi…
    direnenerek var olma nedenin!..
    ….
    Öğleden sonra yada erken..
    Patlarken Karadeniz..
    Kuzeyinden başlayarak..
    Gecikmedi bize ulaşması Victoria..
    ….
    Orada sen.. ilk!..
    Sonra buralarda…

    İkinci paylaşım Savaşı!..
    Buydu işte Victoria…
    var olma adına…

    Patladı yüreğimizde… Karadeniz!..
    İlk sendin!..

    Yağmurdan sonra…
    Hepimiz…

    Victoria..

    Nükleer…
    Yok eder..
    Herşeyi…

  5. taner diyor ki:

    Bundan yirmi yıl kadar önce, bir kasetten ilk Lazca ezgiyi dinlediğimde, Karadeniz türkülerinde bulamadığım bir duyguyu hissetmiştim. Çok yanık bir bağırdan çıkan ezgilerdi hepsi. Arada ”nana” diye bir kelime geçiyordu. Sordum, Lazca anne demekmiş… Kulağa ne hoş geliyor değil mi? Bunca yıl anadillerini unutmadan, duygularını böylesine güzel ezgilere dökenlere sonsuz bir saygı duyuyorum. Bizim bücür bile daha 3 yaşındayken Didou Nana’yı dinlediğinde başını iki yana sallayıp Koyuncu’ya eşlik ederdi. Gitmeden unutulmaz ezgiler bıraktı arkasında. Ellerine sağlık Gökhan. Seni okumak ayrıca güzeldi.

  6. kabukca diyor ki:

    kazim koyuncuyu bir kez daha anma imkani verdi, bu yazisiyla gokhan kardesimize teşekkur etmeli.

Yorum Yapın