Anasayfa Anasayfa

Kendine gel!


Zelin Artuğ

masque-ying-yang

Sağanak yağmurlara yakalanır bazen yüreğin. Hele de şemsiyesizsen o sıra, yüreğinin iliklerine kadar işler soğuk damlalar. Her doğa olayının bir nedeni olduğu gibi, bu apansız bastıran sağanak da esaslı bir nedene dayanıyordur. Ne kadar esaslı olursa olsun bu neden, yine de boşunadır onca soğuğu yemen. Çünkü sen ağrıdan, sancıdan kıvranırken, esaslı neden her neyse, ıslık çalarak, keyifle yoluna devam ediyordur. Bir tas sıcak çorba verip, bir iki cümleyle seni yatıştıracak kimsen de yoksa yanında -ki böyle durumlarda herkesin çok önemli işleri çıkar – koyu bir karanlığa yumup gözlerini, sağanağın dinmesini beklersin. Yine de kimse görmesin istersin yüreğinin sırılsıklam, buz gibi ıslandığını. Dost bildiklerini gözden geçirirsin birer birer. Bir omuz ararsın, bir insan sıcağı ararsın. Çölde bir yudum su arar gibi…

 

 ”Dostlar” birer birer gelip dizilir karşına. Bir tabur asker gibi, hazırol duruşunda, devinimsiz… Belki onlar değil de sensindir devinimsiz olan. Yaprak kıpırdamaz yüreğinde. Ağlamak istersin, ağlayamazsın; bağırmak istersin, bağıramazsın. Bir tabur asker, hep bir ağızdan o bildiğin, ezberlediğin, artık bıktığın ezgiyi söylemeye başlar. Böyle durumlarda kafan hiç çekmez koroları. Özellikle de soloları çekmez kafan. Ne kadar detone ses varsa bu sololarda ortaya çıkar.

Dalgalı bir denizde yol almaya çalışan vapur gibisindir artık. Her an karaya vurabilir, parçalanabilirsin. Fırtınanın geçmesini beklemekten başka yapacağın şey yoktur. Evet, fırtına  eninde sonunda dinecektir; ama senin yelkenini, direğini, güverteni darmadağın ederek…

Yeniden yola çıkmak için dağılanları toparlaman, kırılanları onarman gerekecektir. Her fırtına, her yeni limanı  biraz daha uzağa atacaktır. Sonunda, bir limana vardığında, beklemekten usanıp çekip gittiğini anlarsın bekleyenlerinin. Al sana, yeni bir yıkım daha !

Hayat böyledir işte. Bazen sen treni kaçırırsın, bazen de tren zamanında gelmez. Bir de bakarsın ki treni kaçırmanın1821253363_1 “esaslı nedenler”i, senin kaçırdığın trene atlamışlar, sana el sallıyorlar trenin penceresinden. Kendini aptal ve aldatılmış hissedersin. Daha doğrusu birileri senin kendini böyle hissetmenden müthiş bir keyif alırlar. Çünkü zeki ve uyanık olmak, savaşı kazanmaktır bu sistemde. Dost sandıklarının aslında birer balon olduklarını görür, koyverirsin elinden, uçar giderler bilinmezlere doğru… Çok da üzülmezsin arkalarından!..

Aslında iyi insan olmak, hatta dost bulmak da bir o kadar kolaydır. Kimseye derdini açmayan, ama herkesin acısına, derdine ortak olan, hiç şikayet etmeyen, eleştirmeyen, sorgulamayan, haksızlığa baş kaldırmayan biri gibi görünebilir, biraz da cömert davranabilirsen, etrafında kalabalık bir dost çemberi görürsün.

Sen sen ol, kimseye derdini açma, kimseye iç karartıcı bir şeyler söyleme ! Eğer tersi bir davranış gösterirsen, şu sözleri duyman kaçınılmazdır: ” Sen sordun mu bana, ne haldesin, bir derdin var mı diye ?” Hayır, sormadım. Asla da sormayacağım. Çünkü sana böyle bir soru sormam, sana ve senin dostluğuna tam güven duymadığım anlamına gelir. Bir derdin var da bana söylemiyor, benim sormamı bekliyorsan, burada bir güvensizlik sorunu var demektir. Evet, sormadım ve sormayacağım ! Sen söyleyeceksin ! Dolaylamalarla değil, doğrudan söyleyeceksin bana sorununu ki ben anlayacağım o an, omzuma yaslanmaya ihtiyacın olduğunu.

le_masque-448faDost bulmak çok kolaydır, demiştim. İnsana ait olan sorunları dile getiren, insanı ve toplumu konu alan yazılar yazmak yerine bir “Güzin Abla” köşesi açar da her kişisel derde salata sosu olursan… iyi insan, iyi dost olur, üstelik reyting rekorları  kırarsın. Dost bulmak çok kolay, görüldüğü gibi!..  Ama hep göz ardı edilen bir şey var :

 

***

Dost, aranan, bulunan ve olunan bir kavram değildir. Dost, tıpkı bulut gibi, gökte bir yıldız gibi, dalda çiçek, ağaçta yaprak gibi bir şeydir. 

Dost ya vardır, ya da yoktur!  Varsa, asla yitirilmez.  Yoksa… geçmiş olsun!..

 

504648074_a3748e3f18

 

ZelinArtug (1952-….), Yeryüzü

http://www.kucukisler.com

 

5.316 okunma
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (14 oy, ortalama: 5,00 / 5)
Loading ... Loading ...

“Kendine gel!” için 7 Yorum

  1. mehmed hayreddin diyor ki:

    işte hayatın gerçeği.

  2. GzmLy diyor ki:

    Süper..duygusal bir şarkı da var, nasıl ağlıyorum ! Paylaşım için tşk.

  3. Öykü diyor ki:

    Ya, beni duygulandırdınız.. En iyi dostlarımı İzmit’ten İzmir’e giderek ardımda bırakıcam. O benim için ne düşünüyor bilmem, ama ona aşığım. Gidince arkadaşlarımı… ama en çok onu özliycem.. daha ona söyleyemedim.. Bu son şansım, ama olmuyor işte…

  4. Şerife Mutlu diyor ki:

    “YAŞA DA GÖR” diyor hayat. Deneyimin zor kazanılmış bilgeliği.. Sevgideğerim, öğreniyoruz yaşayarak. Yüreğini hep DOST sevgisi ısıtsın. SEVGİMLE.

  5. Zelin Artuğ diyor ki:

    Sevgideğer DOSTLAR…
    Baktım, Şerife Can da nereden ulaşmışsa ulaşmış bu eski (2008 Temmuz) yazıma, bu yazıyı güncelleme isteği duydum.

    Şerife Can dışındaki canlar da, geçerken bizim küçükişler limanına uğramış, daha önceden merhabamız olmayan canlar..

    Dilerim onlar da artık iyi hissediyorlardır kendilerini.. Dilerim Öykü kardeşimiz de aşkını itiraf edebilmiştir özleyeceği gizli aşkına :)

    Öykü… Ne yaptın? Söyleyebildin mi ? Söyle de kurtul hadi!

    Yüreğim sıcak, Şerife Can, çooookk uzaklardan… yeryüzünün kuş da uçar, kervan da geçer beldelerinden daima ılık rüzgarlar gelir, tıpkı şimdi senden gelen ılık rüzgar gibi.. sağol.

    Bütün güzel DOSTLAR’a sevgim ve saygımla..

  6. Aynur AKKAYA diyor ki:

    İşte budur hayat ve dost-luk gerçeği, bu yazdıklarınızın altına izninizle ben de imzamı atmak istiyorum, ben de yazsam böylece düşünür yazardım… Yüreğinize sağlık…Sevgilerim&selamlarımla.

  7. Hakan Şahin diyor ki:

    Bence işin püf noktası şudur: Koşullar oluştuğunda, birisi diğerine dostum diyebilecektir. Eğer bu his gerçekleşirse, dost olarak kabul görülen diğer kişi, “öyle ise ben de senin dostun olayım” deme sorumluluğuna sahip değildir. Demek istediğim; dost olarak tanımlanan kim ise o, bu duyudan sorumlu tutulamaz. Kimse, “ben onun dostuyum, o bana karşı sorumludur” deme ayrıcalığına sahip değildir. Ancak ki o dost, dost olarak kabul ettiği diğer kişiye, kendi derdini veya isteklerini karşılık beklemeden anlatabilir. O hisle, dost olarak kabul edilen diğer kişi, zaten bir dost olmuşsa, o kişi de, kendi dostluğunun sorumluluğunu büyük bir doğallıkla kendisinde hisseder. İşte bu olabiliyorsa, gerçek dostluk var olabilmiş demektir. Ne büyük bir mutluluk olur bu! Bunun dışında yaşanılacak olanlar, dostlar tiyatrosunun birer provaları olacaktır. Bu yazın bana, eskiden milliyet blogta yayımladığım bir yazımı anımsattı. Bu sitede de yayımlamak gerekecek sanırım. Gerçek dostların, yaşamında sürekli var olabilmesi dileği ile saygımla… Yazını çok beğendim, Şerife “Can”‘a da, bu yazıyı okumamı sağladığı için ayrıca teşekkür ediyorum…

Yorum Yapın